6. SÖZDE FETÖ BAĞLANTISI İDDİALARININ CEVAPLARI

6.10. FETÖ gizliden gizliye devleti yıkmak için çalışırken, başta Sayın Adnan Oktar olmak üzere tüm arkadaşlarımız her zaman devletimizi, milletimizi, hükümetimizi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan’ı cansiperane savunmuş ve desteklemiştir

FETÖ, uzun yıllardır devletin resmi kurumları içinde gizli bir biçimde örgütlenmiş, devleti ele geçirme planları yapmış, bu çirkin emeline ulaşmak için dış mihraklarla işbirliği yapmaktan, hükümetimize ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a saldırmaktan ve milletimize silah doğrultmaktan çekinmemiş hain bir terör örgütüdür.

Sayın Adnan Oktar ve istisnasız olarak tüm arkadaşlarımız ise gerek fikirleri ve idealleri gerekse hayatları boyunca ortaya koydukları eserler, gerçekleştirdikleri ilmi ve kültürel faaliyetler bakımından FETÖ’NÜN TAM OLARAK ZITTIDIRLAR.

Ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, bu birlik ve bütünlüğün sembolü olan şanlı Türk Bayrağı’nı, devletimizi, milletimizi ve bu değerleri emanet ettiğimiz vatansever devlet büyüklerimizi her ne şartlar altında olursa olsun, korumak, savunmak ve desteklemek, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız için adeta bir namus meselesidir.

Nitekim Sayın Adnan Oktar ve tüm arkadaşlarımız ,devletimizi, milletimizi, hükümetimizi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı, iç ve dış mihraklara ve terör örgütlerine karşı, her zaman, özellikle de  kanlı darbe girişimi, gezi olayları gibi önemli badireler atlattığımız dönemlerde cansiperane savunmuşlardır.

Sayın Adnan Oktar’ın eserlerini okuyan, canlı yayın sohbetlerini izleyen herkes, (bu bölümde) delilleriyle açıklayacağımız bu gerçeğe şahittir.

Camiamızın  fikri ve kültürel çalışmaları 40 yılı aşkın bir süredir herkesin gözleri önündedir. Yazılan yüzlerce kitap, sayısız köşe yazısı, televizyon programları, yurtiçinde ve yurtdışında düzenlenen binlerce konferans, sergi ve seminerler, bilimsel yayınlar, büyük bir titizlikle hazırlanan belgesel filmler ve internet siteleri, A9TV kanalında yayınlanan programlar ve Sayın Adnan Oktar’ın fahri başkanı olduğu vakıflar tarafından yapılan organizasyonlar tüm kamuoyunun malumudur[1].

TBAV camiasının devletimizi, milletimizi ve değerli devlet büyüklerimizi koruyan ve destekleyen bu ilmi ve kültürel faaliyetleri[2], Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkındaki uydurma “FETÖ bağlantısı” iddiasının ne derece tutarsız ve mantıksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

a. Sayın  Adnan Oktar Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı tüm gücüyle siyasi hayatı boyunca savunup desteklemiştir

Arkadaş camiamızı güya FETÖ ile bağlantılıymış gibi göstermeye çalışan bir kısım medyanın başvurduğu çirkin iftiralardan bir diğeri de Sayın Adnan Oktar’ın güya Sayın Cumhurbaşkanımız’a karşı olduğu şeklindeki hayali senaryodur. Oysa bu akıl almaz iddiayı her yönden çürüten, Sayın Adnan Oktar’ın yıllardır Sayın Cumhurbaşkanımız’a sahip çıktığını ve desteklediğini ispatlayan yüzlerce delil bulunmaktadır.

Sayın Adnan Oktar, hayatı boyunca Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve bekası için çaba göstermiş bir fikir insanıdır. Hayatlarını ülkemize ve milletimize hizmete vakfetmiş değerli devlet büyüklerimize her zaman destek olmak Sayın Oktar’ın en önem verdiği konuların başında gelmektedir.

Bu nedenledir ki Sayın Adnan Oktar, devletimiz ve milletimiz için önemli ve değerli bir devlet adamı olarak gördüğü Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı İstanbul Belediye Başkanlığı’na aday olduğu yıllardan bu yana, iyi günde kötü günde, her ne şartlar altında olursa olsun, aralıksız savunup destekleyen nadir insanlardan biridir.

Sayın Adnan Oktar, A9 TV kanalında katıldığı ve bazen gecenin ilk saatlerinden güneşin doğuşuna kadar süren canlı yayınlarda en güçlü ve etkili şekilde Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan’ı desteklemiştir. Türkiye’nin özellikle çok ağır saldırılar altında olduğu dönemlerde Sayın

Cumhurbaşkanımız’ı yalnız bırakmanın vicdana uygun olmayacağını önemle vurgulamıştır. Sayın Adnan Oktar, Sayın Erdoğan’ı savunmanın ülkemizin birliği ve  bölünmez bütünlüğü açısından çok hayati olduğunu, eğer bir hata olursa da bunun en yapıcı eleştirilerle düzeltilmesinin sağlanması gerektiğini, asla yıkıcı bir üsluba başvurmamak gerektiğini defalarca izah etmiştir. Bu sebeple de başta Sayın Cumhurbaşkanımız’ı,onun arkasında duran Sayın Süleyman Soylu ve Sayın Devlet Bahçeli gibi birçok devlet büyüğümüzü yaptığı yayınlarla savunmuş, desteklemiş, onların yanlarında olduğunu göstermiştir.

Sırf bu açıdan bakıldığında dahi Sayın Adnan Oktar ve TBAV camiası mensupları ile devleti yıkmanın sinsi planlarını yapan FETÖ/PDY ‘nin yanyana anılmasının imkansızlığı rahatlıkla görülmektedir.

A9 TV’ye ait sosyal medyada yayınlanan bu konudaki caps’lerden sadece birkaçı şu şekildedir:

 
 

Sayın Adnan Oktar yıllardır yaptığı canlı yayın konuşmalarında, devamlı surette ve kararlılıkla;

         Sağcı-solcu her vatandaşımızın Sayın Cumhurbaşkanımız’ı desteklemesi gerektiğini,

         Vatanını, milletini ve devletini seven herkesin devletin hayrı ve milletin selameti için Sayın Cumhurbaşkanımız’ın şahsını korumada tereddüt etmemesi gerektiğini,

         Sayın Erdoğan’a milletçe manevi destek sağlanmasının çok önemli olduğunu,

         Türkiye karşıtı karanlık odaklara karşı yiğitçe, cansiperane tavır alan Sayın Sayın Cumhurbaşkanımız’ı hangi partiden olursa olsun millet olarak tüm gücümüzle desteklememiz gerektiğini,

         Sayın Devlet Bahçeli’nin, Sayın Erdoğan’ı yalnız bırakmaması gerektiğini,

         Sayın Cumhurbaşkanımız’a sahip çıkmanın siyaset meselesi olmadığı, dolayısıyla parti liderlerinin de Sayın Cumhurbaşkanımız’ın şahsını desteklemesi gerektiğini,

         Sayın Cumhurbaşkanımız’ın Özel Harekat ekipleri ve uçaksavarlarla, yüksek güvenlik önlemleriyle korunmasının sağlanması gerektiğini vurgulamıştır.

Sayın Adnan Oktar’ın Sayın Cumhurbaşanımız’ı savunup desteklediği, herkesten Sayın Cumhurbaşkanımız’a sahip çıkmasını istediği bu konuşmalarından biri şöyledir:

ADNAN OKTAR “SAĞCISI, SOLCUSU TAYYİP HOCA’YI DESTEKLESİN” ÇAĞRISINDA BULUNMUŞTUR.

27 Haziran 2017, A9 TV

Sağcısı, solcusu Tayyip Hoca’yı desteklesin. Bunun partiyle bir alakası yok. AK Parti’ye karşı olsun adam, bir şey dediğim yok. Cumhurun başkanı, böyle bir insanı kolay kolay bulamazlar. Hem dürüst, hem dindar, hem çile ehli ve asla taviz vermeyen bir insan. Bir tek Allah’tan korkuyor. Ve kabadayı, delikanlı. Koskoca Arap aleminde çıt yok. Müslümanlara yönelik, acılara, ıstıraplara yönelik tek bir kelime konuşabilen olmuyor. Bir tek Tayyip Hoca konuşuyor. Biri çıkıp diyor ki, “şahsını sevmiyorum”. Allah’ı sevmiyor musun? Kitap’ı sevmiyor musun? Kuran’ı sevmiyor musun? Allah’a, Kitap’a karşısın, ateistsin diyelim, vatanını seviyorsundur. Komünist vatanına bağlıdır herhalde. Vatanının kurtuluşu için işte nimet Tayyip Hocam. Vatanının bölünmesine karşı engel.”

Adnan Oktar’ın çeşitli zamanlarda yaptığı “Sayın Tayyip Erdoğan’a destek” çağrılarından bazıları aşağıdaki gibidir:

ADNAN OKTAR: “TAYYİP HOCAMA DESTEK ÖNEMLİ. BÖYLE BİR LİDER KOLAY BULUNMAZ”

22 Haziran 2017, A9 TV

Tayyip Hocam’a destek önemli, bak, her zaman söylüyorum. Maneviyata sahip çıkan, dine, imana sahip çıkan, İslam Alemi’ne sahip çıkan milli bir insan. Böyle bir lider kolay kolay bulunmaz. Değerini bilmek lazım. Seviyorum-sevmiyorum olmaz. Vatanı, milleti de mi sevmiyorsun? Devleti de mi sevmiyorsun? Allah’ı, Kitap’ı sevmiyor musun? Seviyorsun. O zaman Allah için, vatan için, millet için, devletin hayrı, selameti için Tayyip Hoca’nın şahsını desteklemede fütur olmaz. Hiç tereddüt etmesinler.”

https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-bahceli-cumhurbaskanina-yonelik-kotu-muamele-karsi-

liksiz-birakilmayacaktir/

ADNAN OKTAR: “TAYYİP HOCAM’IN ŞAHSINI DESTEKLEMEDE HİÇ KİMSE TEREDDÜT ETMESİN”

21 Haziran 2017, A9 TV

Tayyip Hocam’ı desteklesinler. Bütün İslam Alemi’nin ıstıraplarına ilaç olacak inşaAllah. Şahsını desteklemede hiç kimse tereddüt etmesin. Bak tekrar söylüyorum. “Ben sevmiyorum.” diyor biri çıkıp. Sevmeyle ne alakası var? Burada vatan, millet, devlet ve dünyanın huzuru mevzubahis. İslam Alemi’nin lideri olan Türkiye’nin başında bir insan var. Bu insana manevi destek sağlandığında şevkli olan, kararlı olan bu insanın yolu açılır. Gayet güzel hizmet verebilir. Ama işi gücü bırakıp ayağına dolanmaya kalkarsan bütün bu yapılacak hayır işlerine zarar vermeye kalkmış olursun. O yüzden Tayyip Hocam’ın şahsını desteğe devam.”

https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-bahceli-cumhurbaskanina-yonelik-kotu-muamele-karsi-

liksiz-birakilmayacaktir/

Adnan Oktar, destek çağrılarının yanısıra, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın bütün milletçe tüm gücümüzle korunması gerektiğini de ısrarla vurgulamış ve bu konudaönemli çağrı ve önerilerde bulunmuştur:

ADNAN OKTAR: “TAYYİP HOCAM’I BÜTÜN MİLLETÇE, BÜTÜN GÜCÜMÜZLE KORUYALIM”

19 Haziran 2017, A9 TV

“Tayyip Hocam İngiliz derin devletini çok iyi bilen bir koçyiğit, bir arslan. O yüzden de bak, İngiliz derin devleti köpek gibi saldırıyor. Onun için diyorum bak, bütün milletçe kendi evladımızı, kendi insanımızı, bu yiğit insanı bütün gücümüzle, benliğimizle koruyalım. “AK Partili olun” falan demiyorum. Hangi partiden olursa olsun. Ama bu kadar cansiperane İngiliz derin devletine karşı tavır alan bir insanı bütün gücümüzle desteklememiz lazım.”

https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-bahceli-cumhurbaskanina-yonelik-kotu-muamele-karsiliksiz-birakilmayacaktir/

Adnan Oktar’ın,“Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın ömür boyu yargılanmaması için kanun maddesi çıkarılması” gerektiğine dair teklifi, Cumhurbaşkanımız’ı tüm gücüyleve en akılcı şekilde koruduğununönemli göstergelerinden biridir. Bu girişim,hem Sayın Erdoğan’ı hem de Cumhurbaşkanlığı makamını koruyup desteklemek için atılmış, benzeri olmayan çok önemli bir adımdır.

Adnan Oktar’ın Anayasa’ya Sayın Cumhurbaşkanımızın ömür boyu yargılanmamasını içeren kanun maddesi eklenmesi teklifinin yer aldığı 19 Mart 2017 tarihli konuşması şöyledir:

“Tayyip Hocam az önceki konuşmasında yine benim söylediğim, kendisine söylemiştim bu sözü: “Hepimizin gideceği yer 2 metreküp toprak” demiş. “16 Nisan’a benim çıkabileceğimin bir garantisi var mı? Rabbim nasıl belirttiyse bu süreç böyle yürür. Gideceğimiz yer belli, 2 metreküp çukur”. Güzel. Allah ömrünü uzun etsin Tayyip Hocam. İçin rahat etsin. BİZ SENİ KORUMAKLA MÜKELLEFİZ. SENİ KORUMAK FARZ-I AYNDIR. BİR MÜMİNE DECCAL SALDIRDIYSA, MÜMİNLERİN ONU KORUMASI FARZ-I AYN OLUR. SENİ KORUYACAĞIZ. Bunun lamı, cimi olmaz. Bu illa ki olacak yani.

ANAYASAYA MADDE KOYDUR, YARGILATTIRMAYALIM AYRICA SENİ. BİZ DE RAHAT EDERİZ, SEN DE RAHAT EDERSİN. Bizim rahat etmemizden dolayı sen de rahat edersin, öyle diyelim yani. Bizim rahat etmemizden dolayı rahat edersin. Bak onun için dedim: “Anayasayı apar topar hemen geçirmeyin” dedim yani. “Biraz bekletin, bir düşünelim” dedim. Mesela bu eksik oldu. İlave bir madde konsun.” https://www.youtube.com/watch?v=Vt_brmj-1k4

Adnan Oktar, başta Sayın Bahçeli olmak üzere diğer siyasi liderlerimizden de Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı desteklemelerini ve dış güçlere karşı yalnız bırakmamalarını rica etmiştir:

ADNAN OKTAR “SAYIN DEVLET BAHÇELİ’NİN VE SAYIN KILIÇDAROĞLU’NUN TAYYİP HOCA’YI YALNIZ BIRAKMAMASINI İSTİRHAM EDİYORUM” DEMİŞTİR.

21 Eylül 2016, A9 TV

“Sayın Bahçeli, Tayyip Hoca’ya sürekli yardımcı olsun, yalnız bırakmasın, ben istirham ediyorum. Zaten çok aklı başında, değerli bir devlet adamı, gereğini yapıyordur da fakat onun tek başına çatışacağı gibi bir yapı yok karşısında. İngiliz derin devleti çok alçak, kahpe bir yapıdır. Onun için Sayın Devlet Bahçeli’nin Tayyip Hoca’yı yalnız bırakmamasını istirham ediyorum. Gereğini yapıyordur da ama vatandaş olarak benim bunu söylemem iyi olur, faydalı olur diye düşünüyorum. Sayın Kılıçdaroğlu da Tayyip Hocam’ı yalnız bırakmasın. Tayyip Hocam’ın tek başına mücadele edeceği gibi bir şey değil bu. Çok büyük, dev bir yapılanma. Ve etrafını da sarmışlar benim gördüğüm kadarıyla, o da ayrı bir risk. Destek olursak, yiğitliği, kabadayılığı iyi Tayyip Hoca’nın, bayağı güzel yarar geçer.” https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-bahceli-cumhurbaskanina-yonelik-kotu-muamele-karsiliksiz-birakilmayacaktir/

Burada dikkat çekici hususlardan biri de, Adnan Oktar’ınSayın Devlet Bahçeli’den Sayın Erdoğan’ı yalnız bırakmaması için ricada bulunduğu tarihin 21 Eylül 2016 olmasıdır. Bu konuşmadan 3 hafta sonra 12 Ekim 2016’da da Sayın Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi hakkında Sayın Erdoğan’a desteğini açıklamıştır. Cumhur İttifakı ise Şubat 2018’de kurulmuştur.

Adnan Oktar’ın bu konuyla ilgili konuşmalarından biri şöyledir:

ADNAN OKTAR: “OLAY SİYASET MESELESİ DEĞİL. CUMHURBAŞKANIMIZ TÜRKİYE’Yİ

TEMSİL EDİYOR. SAHİP ÇIKMAK LAZIM”

6 Mart 2017, A9 TV

Olay parti meselesi değil. Hakikaten çok güçlü şekilde sahip çıkıyor. Sevabı çok, sevabı çok. Devletin sırlarını bildiği için olayın fevkaladeliğini anladı Sayın Bahçeli. Şimdi halkın bilmediği birçok şey var. Bu NATO da işin içinde, İngiliz derin devleti de işin içinde. Yani olay büyük. Tek başına bir insanı onlarla baş başa bırakırsan artık insaf yani. Bunu hangi vicdan kabul eder? Olay siyaset meselesi değil. AK Partili olmasın, bir şey olmaz. HANGİ PARTİDEN OLURSA OLSUN AMA BU TÜRKİ-

YE’NİN BİR TANE CUMHURBAŞKANI VAR, TÜRKİYE’Yİ TEMSİL EDİYOR. SAHİP ÇIKMAK LAZIM.”

https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-bahceli-cumhurbaskanina-yonelik-kotu-muamele-karsi-

liksiz-birakilmayacaktir/

Nitekim Adnan Oktar’ın Sayın Cumhurbaşkanımız’ın desteklenmesine yönelikısrarlı öneri ve ricalarının ardından Sayın Devlet Bahçeli de bu yönde açıklamalarda bulunmuştur:

SAYIN BAHÇELİ:“CUMHURBAŞKANI’NA YÖNELİK KÖTÜ MUAMELE KARŞILIKSIZ BIRAKILMAYACAKTIR”

29 Haziran 2017

MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli 29 Haziran 2017’de gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu toplantısında dünyanın neresinde olursa olsun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılan kötü muamelelerin karşılıksız bırakılmayacağını belirten şöyle bir konuşma yapmıştır:

“Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve cumhuru temsil etmektedir. Ona yönelik tahammülsüzlük ve kötü muamele, tüm Türkiye’ye yapılmış sayılacaktır ve bunun karşılıksız bırakılmayacağı iyi bilinmelidir.

G-20 Zirvesi öncesi Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın hazımsız ve nezaketsiz üslupla temelsiz eleştirilere maruz kalmasının çirkinlik ve antidemokratik bir ilkelliktir. Unutulmasın ki Türk milleti, her türlü iç ve dış muhasım odaklara karşı bir ve beraberdir.”https://tr.sputniknews.com/turkiye/201706291029077371-bahceli-myk-sonrasi-aciklama/

Adnan Oktar, herhangi bir saldırı tehlikesine karşı Sayın Cumhurbaşkanımız’ın özel olarak ve titizlikle korunması gerektiğini; Sayın Erdoğan’ın bulunduğu yerlerde mutlaka Özel Harekat ekipleriyle ve uçaksavarlarla yüksek derecede güvenlik önlemi alınması ve koruma sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. İlgili konuşmaları şu şekildedir:

ADNAN OKTAR: “TAYYİP HOCAM’I ÖZEL HAREKATÇILARLA KORUYALIM”

27 Temmuz 2016, A9 TV

Tayyip Hocam’ı iyi korusunlar. Sayın Efkan Ala Tayyip Hocam’ın her bulunduğu yere uçaksavar getirtsin, her bulunduğu yerde olsun. Tanksavar da olsun, uçaksavar da olsun. Bir de Özel Harekatçılarla koruyalım Tayyip Hoca’yı. Yani Cumhurbaşkanlığı korumalarının dışında Özel Harekatçı ekiple koruyalım.

Allah esirgesin. Kader’in dışında bir şey olmaz. Ama Tayyip Hocam’ın etrafında bir milis koruma ekibi olsun sevdiklerinden, dostlarından. Kanunla hukukla bunu bir oturtsunlar bir şekilde. Polis, ayrıca olsun. Özel Harekat ayrı olsun. Sebebe sarılmak farzdır, ibadettir.» https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-erdogana-milli-ucaksavar-zipkinli-koruma/

ADNAN OKTAR: “TAYYİP HOCAM’I İYİ KORUMALARI GEREKİR”

23 Temmuz 2016, A9 TV

“Tayyip Hocam’ı özellikle iyi korumaları gerekir. Daha özenli olmaları lazım. Başbakan’a da aynı şekilde titiz davranmaları lazım.” https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-erdogana-milli-ucaksavar-zipkinli-koruma/

 

ADNAN OKTAR: “TAYYİP HOCAM’IN BULUNDUĞU YERLERDE UÇAKSAVAR OLSUN”

18 Temmuz 2016, A9 TV

“Tayyip Hocam çok rahat olsun. Milyonlar yanında, tüyüne dokundurtmayız. Yalnız bulunduğu her yerde uçaksavar olsun. Konvoyunda da uçaksavar olsun. Bir de bir yerden bir yere giderken mutlaka -havadan- en az dört jet uçağıyla korunsun, en az dört. İki değil de en az dört. İki yandan da refakat etsin.” https://adnanoktarnedemistineoldu.com/sayin-erdogana-milli-ucaksavar-zipkinli-koruma/

 
ADNAN OKTAR’IN DEVLETİMİZİ DESTEKLEMEK AMACIYLA KALEME ALDIĞI VE YURTDIŞINDAKİ ÖNEMLİ GAZETELERDE YAYIMLANAN BAZI MAKALELERİ
 
 

b.  Adnan Oktar milli duruşundan ötürü MHP’yi de desteklemektedir

Bu bölümde, Sayın Adnan Oktar’ın, “MHP felsefesi, rahmetli Sayın Alparslan Türkeş, ülkücülük ve Sayın Devlet Bahçeli” hakkındaki görüşlerine de kısaca yer vermek gerektiğini düşünüyoruz. Sayın Adnan Oktar, 3 bin yıllık devlet kültürümüzün fikri temelini oluşturan milli şuuru ve milli davayı ve devletimizin bölünmez bütünlüğünü büyük fedakârlıklarla savunan MHP ve ülkücü gençliğin ülkemizin birliği, beraberliği vebekası için çok büyük önem arz ettiğini düşünmektedir.

Sayın Adnan Oktar, aşağıda bölümler halinde sunduğumuz açıklamalarında Sayın Devlet Bahçeli’nin başarılı yönetimi altındaki MHP’nin ve ülkücülerin önemini ısrarla ve kararlılıkla vurgulamıştır.

Sayın Adnan Oktar bu konuşmalarında;

         MHP’nin Türkiye’nin bölünme tehlikesine karşı set olduğunu,

         PKK başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle en iyi mücadele eden siyasi yapının MHP olduğunu,

         Milli şuura sahip bir neslin yetiştirilmesine MHP’nin ön ayak olduğunu,

         Devletin hakim felsefesini savunduğunu,

         MHP’nin mutlaka var olması, bölünmemesi ve zayıflamaması gerektiğini,

         Türkiye’nin en aklı başında, vatan ve millet sevdalısı gençlerini ülkücülerin yetiştirdiklerini,

         Başbuğ Alparslan Türkeş’in ve MHP’nin misyonunun yeni nesle mutlaka çok iyi anlatılması gerektiğini,

         12 Eylül öncesinde Türkiye’nin komünizmin esareti altına girmesini ülkücülerin engellediklerini,

         MHP’nin12 Eylül öncesindeki mücadelesinin mutlaka film ve roman haline getirilmesi gerektiğini,

         Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihte nadir görülen bir devlet terbiyesi ve şuuru içinde hareket ettiğini, ifade etmiştir.

A9 TV’ye ait sosyal medya hesaplarında yayınlanan caps’lerden sadece birkaçı şu şekildedir:

MHP’ye on yıllardır gösterdiği bu teveccüh, övgü ve destek, Sayın Adnan Oktar’ın milli davaya, Kızıl Elma ülküsüne, MHP ve Sayın Devlet Bahçeli’ye olan samimi muhabbet, güven ve inancından kaynaklanmaktadır. Sayın Adnan Oktar’ın hazırlatmış olduğu “Alparslan Türkeş Belgeseli” de bugüne kadar Rahmetli Başbuğumuz hakkında hazırlanmış en etkili kısa filmlerden biridir.

Sayın Adnan Oktar’ın her zaman devletimizin bekasını düşündüğü, teröre ve teröristlere karşı en güçlü fikri mücadeleyi yürütenlerden biri olduğu, devletini, vatanını, milletini, bayrağını her koşulda savunduğu ve bu kutsal değerler için hayatını ortaya koyan ülkücüler gibi tüm milli unsurları koruyup kolladığı, desteklediği çok nettir.

Bu nedenle, Sayın Adnan Oktar’ın bu milli duruşundan rahatsız olan ve onun hakkında sözde bir suç örgütü kurduğu yönündeki iftiralarıyla çirkin ve mesnetsiz yakıştırmalar yapmaya, TBAV camiası mensuplarını hain FETÖ ile ilişkilendirmeye çalışanların ciddiye alınması büyük bir adaletsizlik olacaktır. Böylesine iftiralara kulak vermek dahi Türkiye’deki bir avuç milli düşünür ve yazara gözdağı niteliğinde olacaktır.

Nasıl olur da suç örgütü kurma niyetinde olan bir insan hayatı boyunca devletinin bekasını düşünür? MHP’yi, ülkücü camiayı ve mücadelesini bütün Türkiye’ye anlatır, över, özendirir? Nasıl olur da Türkiye için güçlü bir sağ ittifakı ısrarla destekler ve Cumhur İttifakı’nı savunur?

Dolayısıyla da, niyeti her daim, Büyük Türkiye, Kızıl Elma, dindar ve milli bir gençlik, Türk İslam Birliği, güçlü MHP, güçlü Cumhurbaşkanlığı olan, Allah sevgisi, kardeşlik ve Kuran ahlakının hakim olmasınıisteyen Sayın Adnan Oktar’ın ve arkadaşlarının güya hain FETÖ ile ilişkili olduğuna dair senaryolar akla, mantığa, vicdana, insafa ve hayatın doğal akışına aykırıdır.

Sonuç olarak; Adnan Oktar mesnetsiz ve art niyetli iddiaların ve organize şekilde ortaya atılan çirkin iftiraların tam aksine FETÖ’ye ve terör örgütlerinin neden olduğu suça, teröre, anarşiye, kargaşaya tam karşıdır. Hayatı boyunca güçlü, büyüyen ve bütün dünyaya sevgi, barış ve adalet dağıtan bir Türkiye ülküsüyle yaşamıştır.

c. Sayın Adnan Oktar 15 Temmuz darbe kalkışmasında saatlerce canlı yayın yaparak hükümeti desteklemiştir

15 Temmuz 2016 tarihinde yaşadığımız kanlı hain darbe girişimi, 250 vatandaşımızın şehitlik mertebesine kavuşmasına, yüzlercesinin de gazi olmasına neden oldu. Bu hain kalkışmayı tasarlayıp uygulamaya koyan FETÖ/PDY saat saat saldırılarını arttırırken, Türkiye’de bazı kişilerin “bekleyelim görelim bakalım kim galip gelecek” şekilde çirkin bir düşünceyleolaylara seyirci olduklarına hepimiz şahitlik ettik.

Bu riskli ortamda Sayın Adnan Oktar, ortada bir darbe girişimi bulunduğu açığa çıktığı anda (15 Temmuz saat 22:00 suları) hiç vakit kaybetmeksizin A9 televizyon stüdyosuna ulaştı ve canlı yayın yapmaya başladı. Üstelik o saatlerde A9 stüdyosunun bulunduğu Çengelköy semtinde ciddi askeri hareketlilik vardı. Sahil yolunda darbeci hainler sivil vatandaşları şehit ediyordu. A9 stüdyosunun hemen aşağısındaki Kuleli Askeri Lisesi, darbe kalkışmasının merkez üslerinden birisiydi. Ama Adnan Oktar, stüdyonun önünden geçen darbecilere, yan sokaktaki çatışmalara ve üstünden geçensavaş uçaklarına aldırmadan 12 saat boyunca darbe karşıtı yayın yaptı.

Adnan Oktar, bu yayında darbe kalkışmasının geçersiz olduğunu, ordunun üst kademesinin bu çirkin kalkışmaya katılmadığını, halkımızın sokağa çıkarak darbe kalkışmasına karşı tepkisini göstermesi gerektiğini açıklamıştır. Ortaya koyulacak tepkinin hiçbir şeyden haberi olmayan erlere yöneltilmemesi gerektiğini, onlara karşı çok şefkatli ve merhametli davranılması gerektiğini izah etmiştir. Özetle, Adnan Oktar Hükümete ve Sayın Cumhurbaşkanımız’a tam destek, halkımıza da moral vermiştir. Bu anlattıklarımız RTÜK raporlarıyla belgelendirilmiş gerçeklerdir.

 

Sayın Adnan Oktar saat 23.51 itibariyle ekranda görünerek “meşru hükümet mevcut demokratik hükümettir” şeklinde açıklama yapıp darbeye karşı tarafını belli etmiştir.

Sayın Adnan Oktar daha sonrasında TRT’de okunan sözde darbe bildirisinin geçersiz olduğu açıklamasını yapmıştır. Bütün milletvekillerini darbeye karşı durmaya çağırmıştır. Bütün parti liderlerini yarım saatte bir demokrasiyi destekleyen ve savunan açıklama yapmaya davet etmiştir. İmkan bulabilen tüm general ve subayların darbeye karşı açıklama yapmasını rica etmiştir. Bütün herkesin açıklama yapmak için A9 TV’yi kullanabileceğini, yetkililerin televizyonu aramaları halinde hemen canlı yayına bağlanabileceklerini bildirmiştir. Sayın Adnan Oktar bu açıklamaları yaparken Anadolu Ajansı, A Haber ekibi, Sabah grubu gibi hükümete en yakın medya kuruluşlarından dahi hiçbir sağlıklı açıklama ve darbe karşıtı beyangelmemiştir.

 

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan saat 00:32’de canlı yayına bağlanarak halkımızı meydanlara davet etmiştir. Bu çağrıyla birlikte Sayın Adnan Oktarda herkesi meydanlara davet etmiş, darbecilerede kışlalarına dönme çağrısı yapmıştır. Asker, polis, milletin el ele mutedil tavırlarla bu darbeyi sonlandırması gerektiğini dile getirmiştir.CNN Türk binası basıldığında halkımızı bu TV kuruluşunu kurtarmaya davet etmiştir. Sayın Adnan Oktar’ın o gece yaptığı son derece sağduyulu ve darbeyi önleme amaçlı anlatımlarından madde madde bazı örnekler vermek gerekirse:

1-                      “Meşru, demokratik hükümet geçerli olan hükümettir.”

2-                      “Askerle, polis ve milletçe bütünüz, bizde bölünme ve kargaşa olmaz.”

3-                      “Darbe bildirisi geçersizdir.”

4-                      “Abartılı, kargaşaya neden olacak haberler yaymamak gerekir.”

5-                      “TRT’de okunan bildiri geçerli değildir.”

6-                      “Parti liderleri açıklama yapmalı, vekiller de parlamentoya gitmeli”

7-                      “Bu vatanı İngiliz derin devletinin kahpeliğine bırakmayız.”

8-                      “Bu girişim başarısız olacak, halkımızın içi rahat olsun.”

9-                      “Fitnede itaat olmaz, polise ateş açılmaz.”

10-                  “Darbecilerinkışlaya çekilmesi gerekir.”

11-                  “Hava, Kara ve Deniz komutanları da darbe girişimi ile ilgili açıklama yapmalı.”

12-                  “Erlerezarar verilmesin. Halkımız erleresarılıp bölgeden uzaklaştırsın.”

13-                  “Ezan ve sela sabaha kadar devam etsin.”

14-                  “Bütün partiler birlik içinde olmalıdır.”

15-                  “Özel harekata saldırmak, halka helikopterden ateş açmak çok büyük günahtır”

16-                  “Ankara’da halk coşkuyla devletine askerine polisine sevecen bir yaklaşımla sahip çıkmalıdır.”

17-                  “Yollar yaralılar için açık tutulmalıdır.”

18-                  “Olaydan haberi olmayan askerlere megafonla çağrıda bulunmak gerekir. “

19-                  “Mehmetçik halka ateş etmez, ajan provokatör kullanılmış olabilir.”

20-                  “Ülkücüler, Alperenler, Ak Parti, CHP ve Saadet gençliği elele bir yürüyüş yapmalıdır”

21-                  “Ülkücüler çok mübarek bir topluluktur, her zaman vatanın hizmetindedir.”

22-                  “Yaralılar için kan ihtiyacı olabilir, bu konuda herkes yardımcı olmalıdır.”

23-                  “Her partiden gençler sokaklarda nöbet tutmalıdır.”

Açıktır ki, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının FETÖ yanlısı bir tutumları olmuş olsaydı, darbe gecesi hiç ortalığa çıkmaz, taraflarını belli etmez ve olayın sonlanmasını beklerlerdi. Eğer meşru hükümete bir nebze dahi karşıtlığı olsaydı böyle bir kalkışmayı fırsat bilip sessiz kalır meydanı da darbecilere bırakırdı. Oysa Sayın Adnan Oktar bunun tam aksi bir tavır ve cesaret göstererek, darbe girişiminin en şiddetli yaşandığı noktalardan birisi olan Çengelköy’de Kuleli Askeri Lisesi yakınında bulunan A9 TV stüdyosuna ulaşmış, darbe tehlikesi ortadan kalkıncaya kadar aralıksız canlı yayın yaparak hükümetimize desteğini sürdürmüştür.

 

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları da, gerek darbe kalkışması gecesi, gerekse bunu takip eden gecelerdeki “demokrasi nöbetleri”nde hep sokaklarda olmuş, ellerindeki Türk bayrakları ile milyonlarca vatandaşımız gibi tekrarlanabilecek bir tehlikeye karşı sabahlara kadar nöbet beklemişlerdir.

Aşağıda bu “demokrasi nöbetleri” sırasında çekilip paylaşılmış bazı fotoğraflar göreceksiniz. Bu fotoğraflarda yer alan arkadaşlarımızın tamamına yakını şu an tutukludur.

d. Sayın Adnan Oktar Gezi Parkı Eylemleri’nde hükümetimizin yanında yer almıştır

Bilindiği üzere, Gezi Parkı Olayları 27 Mayıs 2013 günü başlamış, özellikle 15 Haziran’a kadar bütün Türkiye’de büyük şiddet eylemleri gerçekleştirilmiş, sonrasında da olaylar yoğunluğu azalarak Ağustos sonuna kadar devam etmiştir. Bu süreçte yaşanan olaylarda 7 sivil hayatını kaybetmiş, 1 komiserimiz şehit olmuş, bini polis olmak üzere 10 bine yakın kişi yaralanmıştır.

3 Haziran’da açılan İMKB Borsası son 10 yılın en büyük düşüşünü yaşamış ve günün sonunda % 10.47 değer kaybetmiştir.

Resmi rakamlara göre 3.5 milyon, yerel kaynaklara göre tam 7.5 milyon insan, Bayburt ve Bingöl hariç tüm şehirlerde devam eden bu eylemlere katılmıştır.Bu geniş çaplı eylemler Cumhuriyet Tarihi’nin en kapsamlı ayaklanma denemesi olarak tarihe geçmiştir.

Sayın Adnan Oktar’ın ısrarlı bir şekilde “komünist devrim denemesi” olarak adlandırdığı böylesine devasa bir kalkışmanın, özellikle ilk günler ve ilk haftaları çok hayati olaylara sahne olmuştur. Nitekim 12 Haziran’da protestoların büyüklüğü sebebiyle polisimiz Taksim’i terk etmek zorunda kalmış ve ancak 15 Haziran’da işgal edilmiş Taksim’i, yani İstanbul’un göbeğini protestoculardan temizleyebilmiştir.

Sayın Adnan Oktar, Gezi Parkı Eylemleri’ne karışan profesyonel katillere, dış güçlerin müdahalelerine ve komünist terör örgütlerinin sahaya inişine A9 TV’de aralıksız sürdürdüğü canlı yayın programları ve sosyal medya paylaşımları ile karşı çıkmıştır.

Yaşanan olaylar ve bu olayların neredeyse haftalarca yatıştırılamaması göstermiştir ki, Devletimiz de, Hükümetimiz de böyle bir komünist kalkışmaya hazırlıksız yakalanmıştır. Sayın Adnan Oktar ise o dönemde, aralıksız olarak gerçekleştirdiği canlı yayınprogramlarındaki konuşmalarıyla, birçoğu yurtdışında yayınlanan yüzlerce makalesiyle ve sosyal medya paylaşımlarıyla komünist kalkışma tehlikesine dikkat çekmiş, Sayın Hükümetimiz’e sunulan raporlarla bu kalkışmanın nasıl önlenebileceği konusunda yüzlerce teklif ve öneride bulunmuştur.

SAYIN ADNAN OKTAR, GEZİ KALKIŞMASINI ÖNLEME, YURT ÇAPINDAKİ İSYANLARI BASTIR-

MA VE YATIŞTIRMA AMAÇLI OLARAK HAFTALAR BOYUNCA YAPTIĞI AÇIKLAMALARINDA ÖZELLİKLE ŞU HUSUSLARA DEĞİNMİŞTİR:

Sayın Adnan Oktar’ın 28 Mayıs-2 Haziran 2013 tarihleri arasında yaptığı açıklamaların satır başları

1.       Polise taş atmanın öldürmeye teşebbüs olduğu ve buna son verilmesi gerektiğini,

2.       Ülkücüler’in, Alperenler’in, Milli Görüşçüler’in, Ak Parti gençliğinin sokaklara inmemesi gerektiğini,

3.       Komünistlerin taleplerinin reddedileceğini, hükümetin istifa etmeyeceğini,

4.       Demokratik protestoların kabul edilebileceğini ancak şiddetin tasvip edilemeyeceğini,

5.       Sayın Kılıçdaroğlu’nun sakinleştirici açıklama yapması gerektiğini,

6.       Demokrasinin sokakta değil sandıkta işleyeceğini,

7.       İnsanı öldürmeyi amaçlayan protestocuların ağaçlara sevgisinin olamayacağını,

8.       Milletimizi kimsenin provoke edemeyeceğini,

9.       Sayın Bahçeli’nin sık sık sağ duyulu açıklamalar yapması gerektiğini,

10.   Komünist sistemin kötülüklerini,

11.   Sayın Tayyip Erdoğan’ın hizmetlerini anlatarak böyle değerli bir lidere karşı kullanılan üslubun yanlış olduğunu,

12.   Polisin kendisini korumasının hak olduğunu,

13.   Sokağa dökülerek demokrasinin sağlanamayacağını,

14.   Olayların Türkiye’yi parçalama amacı olan dış güçler tarafından büyütüldüğünü belirtmiştir.

15.   Sayın Erdoğan’a destek vermeyip sessiz kalanları eleştirmiştir.

16.   Profesyonel provokatörlerin arasına katılan dindar ve milliyetçileri eleştirip uyarmıştır.

17.   Hükümetimizin modernliği ve demokratlığı sıkça vurgulamasını, bunun protestocuları rahatlatacağını dile getirmiştir.

3 Haziran 2013 tarihinde yaptığı açıklamaların satır başları

18.   Sayın Tayyip Erdoğan’a herkesin şefkatle yaklaşmasını, onu kimsenin yıpratmamasını,

19.   Sayın Erdoğan’ın “çapulcu” sözünün sadece polise saldıranlara yönelik olduğunu ve halka yönelik söylenmediğini,

20.   Bu kalkışmanın özellikle Sayın Erdoğan’ın Darwinist materyalist ideolojiye karşı çıktığını dile getirdiği bir dönemde meydana geldiğini,

21.   Göstericilerin aralarına profesyonel provokatörleri ve katilleri sokmamaları gerektiğini,

22.   Devletin kendini yıktırmayacağını, kimsenin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, göstericilerin olaylar büyümeden kendilerini kurtarmaları gerektiğini belirtmiştir.

23.   Sağ ve muhafazakar kesimlerin göstericilere arka çıkan konuşmalarını eleştirmiştir.

24.   Hükümeti zorla yıkmaya çalışmanın karşılığının müebbet hapis olduğunu söyleyerek göstericileri uyarmıştır.

25.   Tüm yaşananların dış destekli büyük bir sermaye tarafından yönlendirilmesi ihtimalinin araştırılmasını istemiştir.

26.   Sağ muhafazakar kesimin Sayın Erdoğan’a sahip çıkmamalarını ve bir kenardan sessizce olayları izlemelerini eleştirmiştir.

4-5 Haziran 2013 tarihleri arasında yaptığı açıklamaların satır başları

27.   Milletimiz’in komünizme geçit vermeyeceğini, kimsenin Türkiye’yi batağa çekmeye çalışmamasını,

28.   Gezi Parkı’nın olduğu yerde Topçu Kışlası da yapılsın, mevcut park da bol ağaçlıklı hale getirilsin diyerek Sayın Erdoğan’a destek vermiştir.

29.   Taksim’e bütün dünyaya örnek, kaliteli, havuzlu, heykelli, bol yeşilli bir alan yapılması tavsiyesinde bulunmuştur.

30.   AKM’nin yenilenmesinin haklılığını savunarak Sayın Erdoğan’a destek vermiştir.

31.   Taksim’e cami yapılmasını söylemiştir.

6-8 Haziran 2013 tarihleri arasında yaptığı açıklamaların satır başları

32.   Sayın Erdoğan’ı havaalanında karşılamaya gidenlerin kardeşlik sloganlarını kullanmalarını,

33.   Sayın Erdoğan’ın çok modern bir çizgiyi savunarak tüm Avrupa’nın hayran olacağı bir üslupla fitnecilerin oyunlarını bozmasının faydalı olacağını,

34.   Sayın Erdoğan’ın güzel ahlakını, sevecenliğini, neşesini,

35.   Genelkurmay’ın bu olaylarda devletimizin yanında olacağını,

36.   Gezi Parkı eylemlerinin ülkemizi bölmek isteyenlerin yönlendirmesiyle şiddet olaylarına dönüştüğünü,

37.   Gezi Parkı’na havuzlar, heykeller, yeşillikler yapılmasını,

38.   Sayın Bahçeli’nin sağ duyulu konuşmalarının faydalı ve çok önemli olduğunu,

39.   Vatansever aydınlarımızın böyle bir dönemde susmalarının doğru olmadığını,

Sayın Adnan Oktar’ın 9-14 Haziran arasında yaptığı açıklamaların satır başları

40.   Gezi eylemlerinin organize bir güç tarafından yönlendirildiğini,

41.   Komünizm’in çok büyük bir tehlike olduğunu ve bu tehlikeye karşı halkın çok dikkatli olması gerektiğini,

42.   Ortalığı karıştıranların başarılı olamayacaklarını,

43.   Bazı Ak Partililer’in  Sayın Erdoğan’ı yapayalnız bıraktığını,

44.   Komünizm’e karşı tek satır fikri mücadele yapmayanların olayların başından beri süreci sessiz izlediklerini ve Sayın Erdoğan’a destek vermediklerini belirtmiştir.

45.   Sayın Erdoğan’ın eşine, kızına ağır hakaretler edenleri sert bir şekilde uyarmıştır.

46.   Ülkeyi bölmeye çalışanların başarısız olacağını,

47.   ABD’nin bu olaylara destek vererek aslında komünizme destek verdiğini belirtmiş,

48.   CNN ve BBC’nin olaylarla ilgili yayınlarını eleştirmiştir.

49.   Komünist propagandaya karşı ilmi cevabın önemini,

50.   Gençliğin komünist ayaklanmaya karşı eğitilmesinin gerektiğini,

51.   Bilgi kirliliğine karşı devletimizin doğru bilgiyi veren kanallarının olmasının gerektiğini,

52.   Menderes dönemini hatırlatarak Sayın Erdoğan’a sahip çıkmayanları ve destek olmayanları uyarmıştır.

15-20 Haziran 2013 tarihleri arasında yaptığı açıklamaların satır başları

53.   Gezi’de yayılan yalan haberlerin doğrularını anlatmıştır.

54.   CHP’nin halkı olaylara karışmamaya davet eden sakinleştirici bir açıklama yapması gerektiğini,

55.   (Adnan Oktar’ın)Arkadaşlarının tüm dünyayı provokasyonlara karşı uyardıklarını, bunun için görüşmeler yaptıklarını, sosyal medyayı kullandıklarını, yazılar yazdıklarını dile getirmiştir.

56.   Polise saldıranların tutuklanması gerektiğini ifade etmiştir.

57.   Sayın Erdoğan’a vefasızlık yapanları eleştirmiş ve geniş bir kitlenin, âlimlerin, kanaat önderlerinin, siyasetçilerin Sayın Erdoğan’ı yalnız bıraktığını dile getirmiştir.

58.   Bu komünist ayaklanma provasının yeniden yapılabileceği uyarısında bulunmuştur.

59.   Askerin bu kalkışmaya karşı çıkmasının çok önemli ve doğru olduğunu dile getirmiştir.

60.   Sayın Erdoğan’ın güzel yönlerinin görülmesi gerektiğini,

61.   “Hükümet istifa etsin” talebinin hiçbir suretle karşılanmayacağını,

62.   Olaylar boyunca hiçbir din âliminin tek bir açıklaması olmadığını, konuşanların da olumsuz konuşarak hükümete karşı çıktıklarını,

63.   CHP’li gençlerin de komünist tehlikeye karşı eğitilmelerini tavsiye etmiştir.

64.   Gezi Parkı’na yeni ekilen ağaçlarının çok güzel olduğunu,

65.   Gezi Parkı olaylarının Türkiye’yi bölmeyi amaçladığını,

66.   Sayın Erdoğan’a vefasızlığa müsaade etmeyeceğini ve vicdansızlık yaptırmayacağını belirtmiştir.

Sayın Adnan Oktar, ayıca Gezi Parkı Eylemleri’ni eleştirenve hükümetin yanında yer aldığını duyuran bir açıklamakaleme almıştır.Bu açıklama İngilizce olarak 19.06.2013 tarihinde dünyanın en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan www.huffingtonpost.com isimli internet sitesinde yayınlanmıştır.

Sayın Adnan Oktar, Gezi Parkı Eylemleri sürecindeki yaşanan olayların önemine binaen ve tekrar yaşanmasına karşıönlem almak bakımından “Komünizm Pusuda” isimli kitabına

“Gezi Parkı Kalkışması” başlıklı bir bölüm eklemiştir. https://www.harun-yahya.org/tr/books/781/Komunizm-Pusuda/chapter/5802/Bolum-6---Komunizm-Gizlendi

Burada hemen belirtelim ki, Sayın Adnan Oktar’ın Gezi Olayları’nın alevlenmeye başladığı ilk günlerden kalkışmanın son bulmasına kadar geçen sürede paylaştığı tweet’lerinin tamamını internet ortamında bulabilirsiniz.

Dolayısıyla, ortaya atılan yalanların aksine, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları yıllardır devletimizin bekası ve insanlarımızın bir arada kardeşçe yaşamaları için ellerinden gelen tüm gayreti göstermişler, fikri olarak her zaman Sayın Hükümetimiz’in yanında yer almışlar ve destekçisi olmuşlardır.

 

Gezi Parkı Eylemleri’nin içyüzünü yurtdışında anlatmak, hükümetin yaptıklarının yanında yer aldığını göstermek ve konunun sadece bir “park” olmadığını, sürecin hükümeti devirmeye yönelik bir kalkışma girişimi olduğunu anlattığı birçok makalesi uluslararası basında yayınlanmıştır. ABD’nin en önemli haber sitelerinden biri olan Huffingtonpost ve Rusya’nın en önemli gazetesi ve haber sitesi olan Pravda, Sayın Adnan Oktar’ın bu makalelerinin yayınlandığı uluslararası basın organlarından ikisidir.

 

https://www.huffingtonpost.com/harun-yahya/what-gezi-park-means-to-m_b_3453428.html

 

http://www.pravdareport.com/opinion/columnists/23-10-2015/132402-disinformation-0/

 

 

e. Sayın Adnan Oktar 2017 yılındaki Referandum’da Hükümetimiz’in yanında yeralmıştır

Uzun süre boyunca tartışmaları devam eden ve nihayetinde 2017 yılı Nisan ayında Türk Halkı’nın tercihinin sorulduğu “Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi” hakkındaki referandumda, Sayın Adnan Oktar “evet” oyu vereceğini çeşitli defalar duyurarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklediğini bildirmiştir.

Vatan Gazetesi’nden Anıl Sural’ın 24 Şubat 2017’de yayınlanan Adnan Oktar röportajının başlığı şöyle atılmıştır:

Adnan Oktar: ‘’ Fitneye kapıyı kapatmak için referandumda EVET! ‘’

Röportajın başında Sayın Adnan Oktar tanıtılarak eserlerinden bahsedilmiş, hemen devamında da “Ülkece referanduma gidiyoruz. Sizin bu referandumda oyunuz ne yönde olacak?” sorusu sorulmuştur. Adnan Oktar’ın yanıtı şu olmuştur:

 

“SayınBahçeli olmak üzere, vatan sevgisine ve devlete sadakatine güvendiğimiz kişilerin “Evet” diyor olması da güzel bir güvence. Tayyip Hocam’ın da vicdanına güveniyoruz, vatana hizmetdışında bir gayesi olmadığını, bölünmeye kesinlikle karşı olduğunu biliyoruz. Özetle, Türkiye için böyle zor bir dönemde yeni zorluklar oluşmasını istemediğim için, fitneye kapıyı kapamak için “Evet” diyorum.”

 

 

 

 

3 Nisan 2017 tarihli CNN Türk.com haberinde de yine Sayın Adnan Oktar’ın evet oyu vereceği şu şekilde duyurulmuştur:

 

“’Evet’ oyu vereceğini belirten Adnan Oktar, “Tayyip hocamın önünü açın”diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek verdi.”

 

 

 

 

Sayın Adnan Oktar, referenduma ilişkin basına yansıyan bu görüşlerini sosyal medya hesaplarından da kamuoyuna duyurmuştur. Twitter adresinden bu konuyla ilgili olarak şu ifadeleri paylaşmıştır:

“Biz başta başkanlık sistemine bölünme getireceği için karşı durduk. Bölünmeye kapalı olan Partili Cumhurbaşkanlığı’nı destekleriz dedik. Ben sayın Bahçeli’ye de Tayyip hocama da güveniyorum. Federasyona kapalı bir sistemolacağının garantisi verildiği için evet diyorum”

Bunların yanısıra, Sayın Adnan Oktar, A9TV’de katıldığı canlı yayınlarda da sık sık referandum ile ilgili görüşlerini ve hükümete desteğini ortaya koymuştur:

17 Şubat 2017 tarihli sohbet programı

“Değerli bir ağabeyimizle görüştüm. Sordum konuları, yani kanaatim geldi. Gereksiz tedirgin olmaya gerek yok, “evet”te hayır var (hayırlı anlamında) diye görüyorum. Büyük Birlik Partisi ile de görüşelim, onlar da “evet” desinler. Saadet ile de görüşelim onlar da “evet” desinler, riskini anlamamış olabilirler. Oradan ağabeylerden gelenler olursa gelsinler, ben konuşayım, veyahut biz onların yanlarına gidelim. Öbür türlü riskli. Yani ciddi bir risk olur. Böyle doğru, bunda idare halkın eline geçmiş oluyor, halk idare etmiş oluyor. Bölünmeye de karşı bir Anayasa,gördüğüm kadarıyla. Söyleyen ağabeyimiz çok güvendiğimiz bir insan, değerli bir insan, böyle reddedilecek gibi birisi değil, bayağı dürüst birisi. Benim kanaatim geldi. Sayın Bahçeli’ye zaten güveniyorum ben. Aklıbaşında bir insan. O muhaliflerle de görüşmek lazım, MHP’li muhalifler. Onlardan da herhangi bir kişiyle görüşebiliriz. Uygun olan birisini bulalım, onlardan birini çağırıp konuşabiliriz. Gereksiz bir gelişme olmaması için yüksek bir katılımın olmasında fayda var. %80’le evet denilirse daha iyi gibi görünüyor. Onu sağlamaya çalışalım.https://www.youtube.com/watch?v=rK0bwPmdjDY

        f.    Sayın Adnan Oktar’ın PKK’ya karşı verdiği ilmi mücadele

Sayın Adnan Oktar, devletini, milletini, manevi değerlerini etkili ve kararlı biçimde savunan her milli insan gibi açık ve gizli Türk ve Türkiye düşmanlarının, FETÖ, PKK, DHKP-C tarzı vatan haini terör örgütlerinin husumetlerini üzerine çekmektedir.

Sayın Adnan Oktar’ın Büyük Türkiye, Kızıl Elma ve Türk-İslam Birliği idealleri doğrultusunda savunduğu ve kaleme aldığı görüş ve düşüncelerine fikren karşılık vermekte yetersiz kalan bu husumetli çevreler Sayın Adnan Oktar’ı pasifize edebilmek için her türlü karalama ve tehdit yönteminidenemekten çekinmemişlerdir.

Sayın Adnan Oktar’ın PKK’nın ateist-materyalist terör felsefesini deşifre eden veilmen çürüten eser ve yayınları sonrasında kendisine PKK terör örgütü tarafından ölüm tehditleri yapılmıştır.

Sayın Adnan Oktar’ın yıllardır canlı yayınlarda yaptığı ilgili konuşmalar incelendiğinde, PKK veya DHKP-C gibi terör örgütlerinin neden kendisini ölüm listelerine alarak  susturmak istedikleri daha net anlaşılacaktır.

SAYIN ADNAN OKTAR, “PKK İLE MÜCADELE FARZDIR” DİYEREK TERÖR ÖRGÜTÜYLE MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ KONU OLDUĞUNU SÜREKLİ VURGULAMIŞTIR:

ADNAN OKTAR: “(Bir izleyici) ‘PKK ile alıp veremediğin ne var bu kadar’ diyor. ‘Sabah akşam PKK, başka konu mu yok? Yoksa bunun için devlet sana para mı veriyor?’diyor.

Yahu kardeşim her şeyi siz parayla halletmeye çalışıyorsunuz. Namaz parayla kılınmaz, oruç parayla olmaz, İslam’a hizmet parayla olmaz. PKK ile mücadele de parayla olmaz. BU GÖNÜL İŞİDİR, ALLAH RIZASI İÇİN YAPILIR. Bir Deccal hareketi varsa Deccaliye’te karşı mücadele farzdır, farz-ı ayndır. Her gün askerimizi, polisimizi şehit ederken sen başka konuyu daha önemli görürsen bu olmaz. En hayati konu şu an bu. PKK kazınıncaya kadar bu devam edecek. Kazındıktan sonra biz konu buluruz sana eğlenecek. Başka konular var ama bu konu zor bir konu. Fakat eğlence konusu ayrı bir konu. Eğlenceyi yaparız ama her gün askerimiz, polisimiz şehit edilirken başka konuya geçemeyiz. Kapsamlı olarak ilmi mücadelemiz devam ediyor. Kitaplar yazdım, yine bir kitap daha hazırlıyorum. Binlerce, yüz binlerce broşür dağıtılıyor, CD’ler dağıtılıyor, konferanslar veriliyor. PKK’YA AMAN VERMEYECEĞİZ, DECCALE AMAN VERMEYECEĞİZ. Deccal’in kırk yıllık ömrü doldu, Deccal’le mücadele her Müslüman için farzdır, farz-ı ayndır. Biz de bu mücadeleyi yapıyoruz.

Bak diyor ki Allah; “Onlar” diyor, “her defasında ahitlerini bozarlar, onlar sakınmazlar” diyor. Enfal Suresi 8/56’da. PKK öyledir, azgın ve ahlaksızdır. Hiçbir şekilde güvenilmez, onlarla anlaşma da yapılmaz.”

AYLİN KOCAMAN: “En az yedi-sekiz kere ateşkeslerini bozdular.” ADNAN OKTAR: “Tabi, hiçbir şekilde anlaşma olmaz.” https://www.youtube.com/watch?v=8p2OThimWek&feature=youtu.be

SAYIN ADNAN OKTAR, PKK’YA AKADEMİSYENLERDEN GELEN DESTEK ÜZERİNE, “ÜNİVERSİTELERDE PKK PROPAGANDASI YAPANLAR O AN TUTUKLANSA BİR DAHA KİMSE BUNA CESARET EDEMEZ” DİYEREK TERÖRLE MÜCADELEYE DESTEK VERMİŞTİR.

ADNAN OKTAR: “Yahu kardeşim, savaş gibi bir ortam varsa tabi ki her araçtan şüpheleneceksin, her şahıstan şüpheleneceksin yani dikkatin açık olacak. Olaylar sıklaştıysa mecbursun buna. Sen adamın ipini bırakırsan, üniversitede herif anırıyor, “PKK” diye anırıyor. Sen bunu besliyorsun, devletin imkânlarıyla, orada tutuyorsun. Adam, “PKK’lıyım” diye bağırıyor. Yahu hazır eline gelmiş, toplanmışlar işte. Hepsi “PKK’lıyız” diyor. Neyi bekliyorsun ya, tutukla al götür. İnanılır gibi değil ya. “Okulda” diyor, “PKK’lı bir grup slogan attı” diyor, haber. “Gençlere saldırdı” diyor “PKK’lı”. Allah Allah, ya tespit etmene gerek yok. Sana Allah kolaylık sağlamış, bir araya getirmiş. “Beyler bir dakika” dersiniz, “çök, çök, çök” dersin. Hepsine kelepçeyi tak, al götür. Bu kadar ya, “konu bitmiştir” dersin, “beyler, devam edin, dersinize devam edin” dersin. O kadar, gidiş o gidiş. Alıp tutuklayacaksın. Yani bunu bu kadar uzatmanın alemi yok, nasıl olur? Üniversitelerde PKK’lı nasıl olur ya? PKK’lı grup diye biliniyor. Hayır, inkâr edebileceği gibi değil, çok net. Delil mi arıyorsun? Adam sana “PKK’lı grubun içindeyim” diyor. E bitti, al götür. Yani konuları bu kadar uzatmanın âlemi yok. Mesela başka türlü akademisyenler çıksa İŞİD lehine bildiri yayınlasalar abov, dünya ayağa kalkardı ya. Hepsini alır götürürlerdi yani.” https://youtu.be/5LLYYgceGnE

SAYIN ADNAN OKTAR, PKK’NIN MİLLETİMİZİ ÜZME ÜZERİNE KURDUĞU TUZAKLARI “NEŞELİ OLACAĞIZ” DİYEREK BOZMANIN ÜZERİNDE DURMUŞTUR.

ADNAN OKTAR: “PKK milleti üzmek istiyor, neşeli olacağız. Karamsar yapmak istiyor, neşeli olacağız. Ümitsizliğe sevk etmek istiyor, ümitvar olacağız. Heyecanımızı kırmak istiyor, heyecanlı olacağız. Tam aksini yapacağız. O, moral yönünden çöker o zaman, Rambo gibi. Ne yapıyorlar? Rambo’ya vuruyorlar, adamın yüzüne bakıyor. Bir daha vuruyorlar, yine yüzüne bakıyor. Sonra bir koyuyor, adam havalarda uçuyor. Tabii biz dövme sövme falan öyle işlere girmiyoruz. Öyle bir şeyi tasvip etmiyoruz. Ama mecburi nefsi savunma varsa, Allah vermesin, tabii insan kendini savunur. Farzdır, başka çözüm olmaz. “Niye üzülmüyorsunuz? Niye ağlamıyorsunuz? Niye içinize kapanmıyorsunuz? Niye mutsuz değilsiniz? Niye ümidiniz kırılmadı?”(diye soranlar oluyor). Eee sonra (PKK’lılar)nediyor: “Hadi masaya oturalım.” Bak önce insanların şevkini, heyecanını, mutluluğunu kırıyor. Düğünler erteleniyor, nişanlar erteleniyor, eğlenceler duruyor. Her yer duruyor. Sevinç, heyecan kalkıyor. Diyor ki: “Normale dönmek istiyor musunuz o zaman?” “Ne yapalım?” (diye sorana) “Yapılacak şey belli” diyor. “Masaya oturacağız” (diye cevap veriyor). “Ne yapacağız o zaman?” (diye sorana) «Önce Öcalan›ı bırakacağız, sonra katilleri bırakacağız, federasyonu ilan edeceğiz. Onu da oraya, adamı göndereceğiz, Cumhurbaşkanı olacak.» (diye cevap veriyor PKK’lılar). “Eee?”(diye sorana) “Siz de mutluluğa ereceksiniz. Başka türlü mutlu olamazsınız” diyor. Yok arkadaşım, biz mutlu oluruz. Yani şehit bizim sevincimizdir. Biz de istiyoruz şehit olmayı. Asker, polis şehit ediyor adam. Amaç ne? Onlar Türk Ordusu’nu yeneceğine inanmıyor zaten. Moral bozmak, neşeyi kaçırmak, şevki kaçırmak, heyecansız, bitkin, bitap, ağlayan, matem yapan insanlar oluşturmak. Biz bu oyunu tam tersine çeviriyoruz, tam tersine. O alçakları sevindirmeyiz. Çünkü adam diyor ki bak: “Düğün yapamazsın, eğlenemezsin, gülemezsin” “Ne yapacağım” (diye sorana) “Ağlayabilirsin ancak” diyor “Yas tutabilirsin” (diye cevap veriyor). “Kurtuluş?” (diye sorana) «Öcalan›ı bırakacaksın. Masaya oturacaksın» (cevabını veriyor). Yok, her gün eğleneceğiz, oynayacağız. Ellerinden geleni artlarına bırakmazlarsa namertler. Biz de gereğini yapmazsak namerdiz. El mi yaman, beymi yaman görürler. Mesela geçenlerde (bir düğün sahibi) diyor ki: “Düğünümüz vardı, erteledik”. Ya PKK’nın ekmeğine yağ sürüyorsun mübarek, farkına varmadan. Ne erteliyorsun! Çalsın davul, çalsın zurna, bırak. Ne yapıyorsun sen ya? PKK propagandası yapıyorsun farkına varmadan. Bunu yapmış olursun. Yapma, etme. Adamları sevindirmiş olursun. Aksineyap. Niye erteliyorsun ya davulunu, zurnanı? Niye engelliyorsun eğlenceni? Adamın amacı o, hayatı felç etmek. Sokağa çıkartmayacak, pazarlar kapanacak, çarşılar kapanacak, düğünler duracak, nişanlar duracak, eğlenceler duracak, insanlar gülmeyecek. Hadi göreyim. Adaya giderler hep beraber. Eee “Alkışlarla getirelim” diyor. Yok öyle şey.”https://youtu.be/xnuSxmxROQ4 SAYIN ADNAN OKTAR, DAHA HENÜZ BU KONUDA RESMİ BİR AÇIKLAMA YAPILMAMIŞKEN “PYD VE PKK AYNI TERÖR ÖRGÜTÜDÜR” DEMİŞTİR.

ADNAN OKTAR: “Dünkü Rudav TV haberlerinde PYD’nin okullara “Abdullah Öcalan’ın Felsefesi” dersini koyduklarını ilan ettiler. Bizim siyasetçilerin hala “PYD, PKK ayrı” demelerine cevap olur inşaAllah. “Bunların hepsinin PKK olduklarına ve bir diğerinden ayrı olmadıklarının delilidir” diyor. Canım bilmez olur mu? Biliyor da anlamazdan geliyorlar. Dışişleri Bakanı çıktı, birbirinden ayırıyor PYD ile PKK’yı. Aynısı. Anlamazdan geliyor.”

KONUKLARDAN: “Siz hatırlatmıştınız: “Türkiye’de zaten karar var. O (PYD) da terör örgütü diye ve PKK’yla bağlantılı” diye.”

ADNAN OKTAR: “Mahkeme kararı da var. Ama buna rağmen Bakan: “Yok ya onlar (PYD) ayrı” diyor. “Onlar (PYD) PKK’ya karşılar” diyor. Ya Abdullah Öcalan’ın resimleri, PKK bayraklarıyla silah üstüne yemin ediyor adamlar (PYD militanları). Müslüman köylerine saldırıp şehit ediyorlar. (Birileri) “Yok yok, onlar ayrı ya” diyor. “Bizim işimiz IŞİD’le” diyor. “Onlar ayrı” diyor. “Bizim onlarla bir işimiz yok” diyor.” https://youtu.be/1QjqbYtTFNo

SAYIN  ADNAN OKTAR, KAMUOYUNDA FARKLI ALGILAR OLUŞTURMAK AMACIYLA PKK’YI VE ÖCALAN’I ÖVEN BAZI KESİMLERİN TUZAKLARINI BOZMUŞTUR.

ADNAN OKTAR: “Ben PKK hakkında konuşana kadar eskiden Öcalan’ı göklere çıkarıyorlardı ya. Yok “Filozof, alim, şöyle mükemmel”(diyorlardı). Ben oluk gibi üstlerine esince, ağzıma geleni söyleyince, aşağılayınca bunları, birçok kişinin dili çözüldü. Ondan sonra PKK’ya karşı karşıt hareket başladı bazı kişilerde. Yoksa öve öve bitiremiyorlardı. Bir kısmı “Masaya oturalım”, bir kısmı “Masanın üstüne çıkalım” (diyorlardı), değil mi? Bin bir türlü laf ediyorlardı. Sonra PKK’yı aldık, masanın altına soktuk, değil mi? İlimle, irfanla.

Bak, diyor ki Abdullah Öcalan: “Bir gün yatağımın ucunda bulduğum Sosyalizm’in Alfabesi kitabını bitirince” diyor. Yani komünizmin alfabesi. “Adeta şöyle mırıldandığımı hatırlıyorum. Muhammed kaybetti, Marx kazandı” (diyor). Bilakis, bilakis Marx kaybetti, Muhammed kazandı. İnşaAllah, Hz. Muhammed (kazandı). (Öcalan) “Ailenin tüm önemli kurallarına zıt kesilmiştim. Aileyi kabul etmiyordum” diyor. Çünkü din kalmayınca aile de kalmıyor tabii. (Öcalan)“Geleneklerine, namus anlayışlarına kuşkuyla bakmam ve çiğnemem giderek artacaktı” diyor. Çünkü PKK’ya hâkim olan (anlayış) da o işte.”

https://youtu.be/bK7bVof2Khc

SAYIN  ADNAN OKTAR, “PKK’NIN MARKSİST-LENİNİST-STALİNİST OLDUĞU HER YERDE ANLATILMALI” VE “GENÇLERİMİZE MİLLİ ŞUUR KAZANDIRILMALI” DİYEREK TERÖR ÖRGÜTÜNE KARŞI FİKRİ MÜCADELE YAPILMASININ ÖNEMİ ÜZERİNDE DURMUŞTUR.

BÜLENT SEZGİN: “Habertürk’te bu akşam Ceren Kenar, PKK’nın Stalinist bir örgüt olduğunu belirterek şunları söyledi: ‘Amerika’nın sahip çıktığı değerler demokrasi, özgürlük, liberalizm. Ama bu değerlere yakın olmayan bir örgütten bahsediyoruz. PKK, PYD dediğimiz zaman, çok koyu Stalinist bir yönetim anlayışı olan, komünlerden bahseden, hem Türkiye’de hem de bölgede farklı Kürt seslerine alan tanımayan, bunlara müsaade etmeyen, son derece despotik bir örgütten bahsediyoruz. Bu da ilginç bir durum: Amerika’nın böyle bir Stalinist örgütü Ortadoğu’da desteklemesi’.”

ADNAN OKTAR: “Biz geceli, gündüzlü uyardık; bunlar Marksist, Leninist, Stalinist örgüt diye. Hele şükür dün Başbakan ilk defa: “Marksist, Leninist, Stalinist” dedi. Densin ve ayrıca buna karşı Türk gençliği eğitilsin, milli şuur dersi konsun. PKK geceli gündüzlü bak 60 bin kişiyi eğitmiş. Hepsini Marksist yapıyor, eğiterek. Biz de eğiterek gençleri Marksist, Leninist, Stalinist düşüncenin yanlışlığını anlatıp hem o adamların Marksist, Leninist olmasını engellemiş oluruz, hem de bizim gençlerimizin bu tip adamlarla karşılaştıklarında neler konuşacaklarını onlara göstermiş oluruz. Donanımlı değil gençlerimizin büyük bölümü. Yani bir Marksist, Leninist, Stalinist düşünceyle, Darwinist düşünceyle mücadele edecek güçte değiller. Türkiye’de Darwinist eğitimin durdurulması, PKK’ya büyük darbe olur. “Milli Şuur” dersi bir an önce bütün okullara ders kitabı olarak okutulsun, konulsun. Marksist, Leninist düşüncenin yanlışlığı gençlere anlatılsın. Vakit geçiyor. Dediklerimi yapıyorlar ama çok geç yapıyorlar. PYD, YPG terör örgütü ilan edilsin. Bak senelerden beri söylüyorum. İngiliz Derin Devleti’ni de daha yeni anladılar, PKK’yı da yeni anladılar ama çok vakit geçti.” https://youtu.be/vG61fdN-Z2A

SAYIN  ADNAN OKTAR, PKK’YA KARŞI MİLLETİMİZİN DE ÇOK CESUR OLMASINI DİLE GETİREN KONUŞMALAR YAPMIŞTIR.

ADNAN OKTAR: “Bugün millet dışarı çıkmadı mı?”

BÜLENT SEZGİN: “Yine sakin.”

ADNAN OKTAR: “Yarın çıksınlar artık. Çarşı-pazar her yeri doldursunlar. Bu yakışmaz. Değil mi, bak asker, polis. Diyelim ki “Silahı var polisin, tabii gezer” falan diye düşünebilirler. Silah belinde geziyor. Bomba taşıyan adamla silahlı bir insan karşılaştığında, silahın bir etkisinin olmadığını görüyorsunuz. Silahlı adamı sırtından da vurabilirler. Nitekim öyle oluyor. Askerde göğüs göğse bir çatışma olmuyor, uzaktan vuruyorlar. Dolayısıyla “askerin, polisin silahı var. E tabii ki gezerler” demenin bir anlamı yok. Asker, polis yürekli, delikanlı, kabadayı oldukları için geziyorlar şehrin içinde, değil mi yani? Elinde tabancayla gezmiyor. Belinde oluyor silah nihayet. Dolayısıyla kurşununda nereden geleceği belli olmuyor. Uzaktan dürbünlü karabinayla vuruyorlar veyahut bomba patlatıyorlar bir yerde falan. Özetle, askerle, polisle bizim (normal vatandaşların) durumumuz aynı. Yani konum itibariyle aynı. Onların cesareti, kabadayılığı, bütün Türkiye sathında, bütün milletimizde aynı olması gerekir. Çekingen, ürkek olmak Müslümana yakışmaz, yiğitliğine yakışmaz. Kaderde ne varsa o olur.

Kaderden kaçmayla bir şey değişmez.”    https://youtu.be/UUDgErPZ9N8

SAYIN  ADNAN OKTAR, “PKK KOMÜNİST BİR DEVLET KURMAK İSTİYOR BUNUN İÇİN HDP VE PKK İYİ POLİS, KÖTÜ POLİS ROLÜNÜ OYNUYOR” DİYEREK HÜKÜMETİMİZİ VE MİLLETİMİZİ UYARMIŞTIR.

ADNAN OKTAR: “PKK’lıların tamamı eğitiliyor, komünist olarak eğitiyorlar, Marksist, Leninist (olarak eğitiliyorlar) ve vazgeçmiyorlar. Komünist devlet kurmak istiyorlar Güney Doğu’da ve Türkiye’nin İslam Alemi’yle, Türklük Alemi’yle bağlantısını kopartmak istiyorlar. Özetle bu olay ve bu konuda da bayağı kararlılar. İyi polis kötü polis var. HDP iyi polis kısmı, kötü polis kısmı da PKK olmuş oluyor. Oyun, yani başka bir şey yok. Barışçıl falan, çiçekler açtı, goncalar açtı falan bıraksınlar bunları yani.” https://youtu.be/fXewoYrNAfE

SAYIN  ADNAN OKTAR 2015 YILINDA, “DERİN AMERİKA PKK/YPG’YE TÜRKİYE’NİN GÜNEYDOĞU’SUNDA KOMÜNİST DEVLET KURMAK İSTİYOR” DİYEREK YILLAR ÖNCESİNDEN PKK/PYD TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKMİŞTİR.

ADNAN OKTAR: “YPG’ye dünya derin devleti bütün gücüyle destek veriyor. Türkiye’nin Güneydoğusu’nda dev bir devlet. Onu süratle şu an oluşturuyorlar ama akıl almaz bir süratle. Yani şu an devlet o kurdukları. Bak kimse bunu cesaret edip söylemiyor. Tayyip Hocam bir tek “kurdurmayız” dedi, bağırdı çağırdı bir aralar gördünüz. Hâlbuki o bağırdığı dönemde zaten kurdular devleti. Adam iç işlerinde bağımsız, dışişlerinde bağımsız bir devlet (kurmak istiyor). Yani (projeye göre) güvenliği kendileri sağlıyorlar, askeri ayrı, polisi ayrı, içişlerinden sorumlu adam ayrı, bakan, dışişlerinden sorumlu bakanları var. Mahkemeleri var, adli birimler var, devlet yani. Tayyip Hocam bağırdı çağırdı ama bağırtısı çağırtısı boğuldu gitti. Şu an devlet kurdular, bu devletin sınırlarını büyütmeye çalışıyorlar şu an. IŞİD’i geriye çektirip, onun için Türkiye’ye gidip “bombalayın IŞİD’i ,PYD’nin alanı açılsın, devlet daha da büyüsün” diyorlar. Türkiye bilerek mi yapıyor, bilmeyerek mi yapıyor bilmiyorum.

Türkiye’deki ilgili birimler, ilgili memurlar.”

KARTAL GÖKTAN: “Tunceli’nin Mazgirt ilçesinde yol kesen bir grup PKK’lı durdurdukları araçların birinde bulunan AK Parti Mazgirt İlçe Başkanı Süleyman Canpolat’ın aracını ateşe verdi. Daha sonra iddiaya göre; “Biz seni defalarca uyardık, uyarılarımıza uymadın ve ilçe başkanlığı yapmaya devam ettin” diyerek Canpolat’ı kaçırdı.”

ADNAN OKTAR: “İşte bunu da anlamazdan geliyor. Daha hala IŞİD’i bombalamakla meşguller. “Uçaklarımızı” diyor, “yerle bir etti” diyor IŞİD. Yahu kardeşim YPG devlet kurmuş. İçeriden, dışarıdan vuruyor seni. Senin IŞİD’le ne işin var ya, ne işin var? Yüzlerce kilometre ötedeki adamlarla ne işin var yani? YPG’lileri Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda törenle ağırladılar. Heriflerin bir bando çalmadıkları kaldı. Kıllı kılçıklı, kokuşmuş domuz gibi heriflerle oraları doldurdular. Sırf Müslüman öldüren katil diye (oldukları için) bunlar ağırlanıyor. “Ne pahasına olursa olsun kurdurmayız” diyordu Tayyip Hoca biliyorsunuz, adamlar kurdu. Sonra da ABD Türkiye’yi koalisyona soktu. Şimdi IŞİD’i de vurup alan açılıyor PYD’ye. “Sakın” dediler, Türkiye’de, “PYD’yi vurmayacaksınız. PYD bizim kontrolümüzde” diyor Amerika. Yani içler acısı bir durum var, millet durumun farkında değil. Herkes, kimi düğünün peşinde, kimi çocuğunu okutmanın peşinde, kimi hangi takım kimi yenecek onun peşinde, kimi futbolcu transferi ile uğraşıyor, kimi çeklerini senetlerini şey yapıyor. Yani garip durum var, ilginç bir durum var. Yani fevkaladeliği anlamış değiller. Bak PKK dağlarda yatıyor. Adamlar geceli gündüzlü silahlı eğitim, ideolojik eğitim alıyorlar, Darwinist Materyalist eğitim alıyorlar. Bizim gençliğimizi adeta bir kısım insanlar, bir kısmını uyutmanın peşindeler. Ninniyle uyutmaya çalışıyorlar ve uyuşturmaya çalışıyorlar adeta.”

BÜLENT SEZGİN: “Adnan Bey Amerikan arşivlerinde bulunan bir harita vardı. Sözde Kürdistan’ı kurmak isteyen Amerika’nın hayalindeki harita. Gösterebilirsek. Tam dediğiniz bölgeyi oluşturuyor. Türkiye’nin güneyi ve doğusu, Suriye’nin kuzeyi ve Irak’ın kuzeyi bu bölgeyi Kürdistan olarak kurmayı hayal ediyorlar.”

ADNAN OKTAR: “Evet bu yüz yıllık falan haritadır. Amerika’da her yerinde resmi harita olarak kabul ediliyor, yüz yıllık. Evet.”

BÜLENT SEZGİN: “Adnan Bey bahsettiğiniz YPG’nin Fransa Sarayı’nda ağırlanma fotoğrafları vardı.”

ADNAN OKTAR: “Bakayım. Baksana rezalete. Katilleri falan alıp, o kızlar da öyle korkutularak, tehditle oraya getiriliyorlar. Rezalet paçadan akıyor. Bak Tayyip Hoca “ben devlet kurdurmam” dedi, onun daha demesinin arkasından yıldırım hızıyla geniş bir toprak YPG’ye verildi ama yıldırım hızıyla. Koskoca bir devlet oluşturuldu. Şimdi de yıldırım hızıyla daha da toprağı genişletmek için Türkiye’yi koalisyona soktular. Bütün IŞİD’i ezip, yani IŞİD’in direnme noktalarını ezip YPG’ye geniş bir alan meydana getirecekler. Olayın fevkaladeliğini, Türkiye’nin başında büyük bela olduğunu insanlar görmüyorlar. Herkes, yani birçok insan kendi derdinde. Belanın büyüklüğünü fark edebilmiş değiller ama mesela bu PKK bütün fertleriyle bu çirkin davalarına adamış vaziyetteler kendilerini. Adam dağlarda yatıyor, akşam sabah uyumuyor, sürekli eğitim alıyor, eyleme gidiyor. Tek konuları bu ama bizdeki gençliğin büyük bir bölümü veyahut epey bir bölümü milli şuurla yetiştirilmiyor, kendi derdinde.” https://www.youtube.com/watch?v=2-wRry08oOI&feature=youtu.be

SAYIN  ADNAN OKTAR, PKK’YI VE ÖCALAN’I YAZILARIYLA ÖVMEYE ÇALIŞAN KÖŞE YAZARLARINI SÜREKLİ OLARAK ELEŞTİRMİŞTİR.

ADNAN OKTAR: “PKK’nın ve Abdullah Öcalan’ın davası yok, kalleşliği, alçaklığı ve kahpeliği vardır.”

KARTAL GÖKTAN: “Cengiz Çandar, Hasan Cemal ve Mehmet Altan gibi gazeteciler Öcalan’ı Türk hükümeti ile pazarlık masasına oturduğu için suçlayan yazılar yazıyorlar. Hasan Cemal, Öcalan’ı hükümetle pazarlık yaptığı için davasına ihanet etmekle suçluyor.”

ADNAN OKTAR: “Nasıl nasıl, bir daha söyle bakayım.”

KARTAL GÖKTAN: “Hasan Cemal Öcalan’ı hükümetle pazarlık yaptığı için davasına ihanet etmekle suçluyor.”

ADNAN OKTAR: “Davasının derdinde bu yani. Ortada dava mı var? Ortada hıyanet var, dava mı o. Ahlaksızlıktır PKK’nın ideolojisi, dava değil. Kahpeliktir, pisliktir, karaktersizliktir, alçaklıktır. Dava ayrı bir şeydir. PKK’nın davası yok, PKK’nın alçaklığı, kahpeliği ve kalleşliği var.” https://www.youtube.com/watch?v=F0pZHm58fAo&feature=youtu.be

Sayın Adnan Oktar, tüm bu canlı yayın açıklamalarının yanısıra,PKK terörüyle ilgili olarak çok detaylı eserler de kaleme almıştır. Bu kitaplardan bazıları şöyledir:

Amerika’nın Göremediği PKK

Deccalin Ayini: Terör

Devlete Bağlılığın Önemi

Dinler Terörü Lanetler

İslam Terörü Lanetler

Komünist Terörist Dinsiz Örgüt PKK

Komünizm Pusuda

Milli Birliğin Önemi

Terör Sevgiyle Yok Edilir

Türk İslam Birliği’ne Çağrı

Türk’ün Dünya Nizamı

Türk’ün Yüksek Seciyesi

Türkiye İçin Milli Strateji

Türkiye’nin Geleceğinde Osmanlı Vizyonu

Ayrıca Sayın Adnan Oktar’ın PKK tehlikesi ile ilgili birçok belgesel film, TV programı, konferans, makale gibi çalışmaları da mevcuttur. Sayın  Adnan Oktar,  tüm bu eserlerinde ve A9 TV’de hergün yapmış olduğu canlı yayınlarda (yukarıda da örneklerini sunduğumuz üzere) PKK tehlikesine dikkat çekmiş, örgütün sinsi oyunlarını tek tek ortaya koymuş, PKK’nın eleman devşirmek için kullandığı stratejileri ve ideolojiyi açıklayarak mücadele yöntemleri önermiştir.

Dolayısıyla Sayın Adnan Oktar on yıllardır yürüttüğü fikri çalışmalarla devlet ve rejim düşmanlarına karşı mücadele etmiş ve daima devletimizin, emniyet teşkilatımızın, askerimizin ve hükümetimizin yanında yer almıştır.

Öte yandan; Sayın  Adnan Oktar, sadece PKK ve DHKP-C gibi komünist ve eli kanlı terör örgütleri tarafından değil, aynı zamanda El Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütleri tarafından da ölüm listesine alınmıştır.

Sayın Adnan Oktar’ın El Kaide ve DEAŞ’ın inanç yapılarının sapkın olduğunu, İslam’la bağdaşmadığını, Kuran’a aykırı olduğunu ve İslam’ın terörü lanetlediğini delilleriyle ortaya koyan eser ve açıklamalarından sonra El Kaide ve DEAŞterör örgütleri de kendisini ölüm listelerine almıştır.

Sayın Adnan Oktar tüm bu tehditlere rağmen gerek yıllardır yaptığı canlı yayınlardaki açıklamaları,gerekse yazdığı kitap ve makaleleri ile bu terör örgütlerinin ideolojilerinin yanlışlarını deşifre etmekten hiç çekinmemiştir.

        g.    Sayın Adnan Oktar devlet büyüklerimizi övüp desteklemiştir

Sayın Adnan Oktar, katıldığı canlı yayın programlarında, Büyük Türkiye ülküsü için gayret göstermiş, bölücü akımlara karşı durmuş birçok değerli devlet büyüğümüzü övüp yüceltmiştir. Hakk’ın rahmetine kavuşmuş olanları da tekrar tekrar gündeme getirerek tüm vatandaşlarımızı bu devlet büyüklerimizirahmetle anmaları, faydalı çalışmalarını hatırlamaları ve onların izlerinden gitmeleri için teşvik etmiştir. Bunlardan bazı örnekler vermek istiyoruz:

SAYIN ADNAN OKTAR’IN PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN HAKKINDAKİ KONUŞMALA-

RINDAN ÖRNEKLER

 “Necmettin Erbakan son yüzyıllarda gelmiş en mükemmel mücahittir. En mükemmel Müslümanlar’dandır. Bediüzzaman Sait Nursi gibi, Necip Fazıl Kısakürek gibi İslam’a çok büyük hizmeti olmuş, gerçekten iman eden, halis, muvahhid, muttaki, afif, naif, mükemmel bir Müslüman’dı. Veli tiynetliydi. Ehli tarikti, Nakşibendidir. 5 vakit namazında, mümin vasıflarına tam sahip, Allah’In nimeti olarak gönderdiği mübarek bir şahsiyetti. Allah gani gani rahmet etsin.” https://www.youtube.com/watch?v=GsH_NWq1cX0

“Erbakan Hocamız’ın vefat yıldönümü, Allah gani gani rahmet etsin. Dünya tatlısı bal şeker hocamız. Hiç kimseden korkmazdı bir tek Allah’tan korkardı. Çok cesurdu, öyle siyasetçi şu an az, öyle kalmadı yani. Demirel de öyle cesurdu. Bayağı demokrattı Demirel. Sonra onu çok korkuttular, bu ergenekon mergenekon çok tedirgin ettiler adamcağızı. Bayağı zekiydi, çok şevkliydi. Acaip bir enerjisi vardı. Halbuki malı mülkü falan herşeyi vardı, bayağı zor yani siyaset, en güç şartlarda siyaset yaptı maşaAllah. Bence elinden gelen bütün gayreti gösterdi samimi olarak. Ülkücüleri destekledi o zaman, ben biliyorum MHP’yi desteklemişti, hem de alenen destekledi. Nurcuları çok iyi destekledi. Yeni Asya’cıları falan.

O zaman kıymeti bilinmedi o desteğin, halbuki o destekle o zaman onlar çok gelişebilirlerdi.”

https://www.youtube.com/watch?v=GUY5AVkyNDM

“Bakın Erbakan Hocamız’ın kendi anlatımlarından güzel bir kitap hazırlamışlar kardeşlerimiz. “Davam” diye. Necmettin Erbakan Hocamızın. “Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım” diyor altında da mübarek. Hakikaten son derece samimiydi, Allah için yaşadı, Allah için de şehit oldu hocamız. Dün kardeşlerimiz geldi Saadet Partili, bayağı efendiler maşaAllah, onlarla sohbet ettik konuştuk. Ya dedim ev sohbetleri, aman yapın ev sohbetleri de gelelim dedik. Yine gösteriyorum, güzel bir eser Erbakan Hocamız’ın, kardeşlerimize tavsiye ediyorum. “Davam” diye çok hoş, içindeki yazılar da güzel inşaAllah.” https://www.youtube.com/watch?v=P9SjrubCj0E

SAYIN ADNAN OKTAR HER DÖNEMDE ERBAKAN HOCAMIZA VEFASINI GÖSTERMİŞTİR

2010 yılındaki Saadet Partisi’nin kongre sürecinde Erbakan Hocamız türlü baskılara, incitici sözlere ve vefasızlığa maruz kalmıştır. Medyada büyük bir kesim tarafından hemen her gün Hocamız’ı yıpratmaya ve davasından vazgeçirmeye yönelik yazılar yer almıştır.  Bu süreçte birçok kişi Erbakan Hocamız’ı yarı yolda bırakarak vefasızlık göstermiş, hatta Milli Gazete’den belli bir kesim dahi çekimser kalmış ve Hocamız’a gereken desteği vermemiştir. Aynı dönemde Sayın Adnan Oktar ise hiçbir taviz vermeden ve kimseye aldırış etmeden Erbakan Hocamız’a tam destek vermiş vebunu canlı yayın konuşmalarında her fırsatta dile getirmiştir. Örneğin, Taha Akyol’un Erbakan Hocamız ile ilgili kaleme aldığı olumsuz bir yazı hakkında Sayın Adnan Oktar’a görüşü sorulduğunda, Taha Akyol’un olumsuzyazılarının Sayın Erbakan’a karşı olan sevgi ve saygısını daha da pekiştirdiğini söylemiştir:

“Allah senden razı olsun Taha kardeş. Erbakan Hocam’a sevgimi, muhabbetimi deliliğe çevirdi, delilik derecesinde seviyorum. Erbakan Hocam’ın ben tırnağı edemem, tırnağı. O benim canım, dünyada ahirette yanındayım, ayağının tozuyum ben onun inşaAllah. Şahsım adına konuşuyorum, şahsım adına. Dünyanın en mükemmel insanıdır. Erbakan ve ne diyorsa doğru. Ne diyorsa o. Ben ona göre hareket edeceğim inşaAllah.”

Çok büyük hizmeti olmuştur, çok mubarek, muhterem insandır. Kalp ehlidir, ehl-i velayettir, mübarek bir insandır. Bak bu yaşında, daha hala Allah’ın ismini etrafa yayıyor. Daha hala cehd içinde, gayret içerisinde, dünyadan hiçbir çıkarı yoktur. Ne eziyetler gördü, ne zorluklar gördü. Taha (Akyol) Hocam kendince bir şeyler anlatıyor ama (Taha Akyol’un menfi yazısı) bizi coşturdu, bizi coşturdu. Erbakan Hocamız’ın kıymetini daha çok görmüş olduk.”

Sayın Adnan Oktar Milli Gazete kadrosuna da Erbakan Hocamız’a karşı yürütülen psikolojik savaşta yanında yer almaları, saygı, sevgi ve vefalarını bir an önce göstermeleri için çağrıda bulunmuştur:

Adnan Oktar: “ Bir dava adamına, koskoca dava adamına akıl almaz bir muamele yapıldı. Gazetelerde ismi çıkmıyor mesela, Milli Gazete’de, resmi çıkmıyor. Taha Akyol’un talimatları emir gibi olmuş. Aydın Doğan’ın talimatları emir gibi olmuş ve Erbakan Hocamız da unutulmuş. Bu benim çok ağrıma gitti. Unutmam da ben bunu yani asla unutmam. Telafi edilse de. Yani ben kindar değilim, affederim ama asla unutmam ben bunu. Hiçbir zaman için de unutmayacağım.

Ne oldu Milli Gazete’ye? Yani ur mu çıktı, bir rahatsızlık mı var tam anlayamadım, değil mi? Bu beni rahatsız etti. Yıllarca göklere çıkarttınız benim canım Hocam’ı değil mi? Sevgiyle yücelttiğiniz canım Hocam’a, birdenbire bu tavır değişikliği ne? Sür manşetten verirdiniz Hocam’ı, değil mi? Hep ondan bahsederdiniz ve biz de sevgiyle onun güzel sözlerini dinlerdik.

Ne güzel şeyler anlatır, ne güzel şeyler söylerdi, ne oldu birden bire, değil mi? Aydın Doğan bir üfürdü, ortalık bambaşka bir şekile girdi. Ama Milli Gazete’ye bu üfürüğün etki ettiğine ben inanmıyorum. Herhalde bir şey var. Biz eski güzel günlerine dönsün istiyoruz Milli Gazete’yi. Hocamızı bize böyle coşkuyla anlatsınlar. Şanlı tarihini anlatsınlar, başarılarını anlatsınlar, güzel sohbetlerini anlatsınlar, onun nurlu yüzünü görelim biz. Bütün ömrünü Allah’a vakfetti mübarek Hocamız, o bizim canımız ciğerimiz, değil mi? Milli Gazete’yi tenzih ederim de, birileri bize unutturmaya çalışıyorsa, çok yanlış yere geldiler. Bilakis gönlümüzde güneş gibi parladı, coşkuyla seviyoruz. Kılına, tüyüne zarar getiremezler, onu da söyleyeyim. Onun sevdiklerine karşı da oyun hazırlarlarsa, onların hukukla kollarını kırarız ta dibinden. Hukukla, kanunla, değil mi?https://www.a9.com.tr/Sayın-Adnan-Oktar-her-dönemde-Erbakan-Hocamıza-vefasını-göstermiştir-47695

Bu sürecin ardından, Sayın Adnan Oktar’ın tüm konuşmaları ile tam destek verdiği Merhum Erbakan Hocamız salonda duyulan coşkulu “Hocaya sadakat şerefimizdir” sözlerinin eşliğinde, tek bir oy dahi kaybetmeden  Saadet Partisi’nin Genel Başkanı seçilmiştir. 

SAYIN NECMETTİN ERBAKAN  HER DÖNEMDE HARUN YAHYA KİTAPLARINI OKUR VE TAVSİYE EDERDİ

Necmettin Erbakan parti toplantılarında, iftar yemeklerinde katıldığı programlarda ve özel sohbetlerinde  HARUN YAHYA kitaplarından alıntılar yapmış ve bu kitapların okunmasını tavsiye etmiştir. Gittiği her yere de bu kitapları götürmüştür. Necmettin Erbakan’ın HARUN YAHYA sevgisi, kendisini röportaj yapmak üzere ziyarete gelen birçok gazeteci ve yazarın da gözünden kaçmamış ve bu konuda yazılar yazmışlardır.

Necmettin Erbakan Hocamız hayatta olduğu son dönemde katıldığı Uğur Dündar’ın ARENA programında da yine bir Harun Yahya kitabı olan Siyonizm Felsefesi kitabını canlı yayında tüm izleyenler ile paylaşmış ve kitabı tavsiye etmiştir.

MUHSİN YAZICIOĞLU

Sayın Adnan Oktar’ın değerli devlet büyülüğümüz merhum Muhsin Yazıcıoğlu hakkında yaptığı konuşmalardan biri şöyledir:

“Türk İslam Alemi’nin en mühim liderlerindendir sayın Yazıcıoğlu. Bu davanın aşığıdır o. Bütün ömrü boyunca bu güzel davaya, Allah’a, Kuran’a, Kuran ahlakıyla yaşamaya kendini adamış mübarek bir insandı. Hep onun ahlakı Kuran’dı, Kuran ahlakıydı. Elinden yüzünden nur akıyordu, çok efendiydi biliyorsunuz. Yalan söylemez, kimse hakkında dedikodu yapmaz, dürüstlük, efendilik, nezaket, nezahet, temizlik, terbiye, hepsi üzerindeydi. Baktılar güzel bir örnek, kendilerince onu şehit edince Türk İslam Birliği hareketinin duracağını zannetiler. Bomba patladı bomba. Milyonlarca şarapnele dağıldı şu an. Bundan sonra Türkiye’ye dağılan bu milyonlarca Muhsin Yazıcıoğlu kısa sürede Türk İslam Birliği’nin oluşmasına vesile olacaklar. Şu an o gençler coştu. Onları Allah’ın izniyle hiçbir kuvvet zaptedemez. Türk İslam Birliği kuruluncaya dek onları kimse durduramaz.

Muhterem, mübarek ağabeyimiz Yazıcıoğlu’nu tanırım, onunla da bir görüşmem olmuştu. Nezaketli nezih bir ziyareti olmuştu fakirhaneye. Çok sevecen, mütevazi, mazlum, candan, dost canlısı, dünyanın en mükemmel insanıdır. Çok değerli bir ağabeyimizdi. Allah rahmet etsin bu değerli şehidimize.

Muhsin Hocamız tam aslandı, Hz. Ali gibi. Yiğitliği de öyle, güzel ahlakı da öyle, hiç kimseyi o anlamda tınmazdı. Dedikoduymuş, laf söylemekmiş, hak bildiğini doğru bildiğini yapardı. Kimseye de baş eğmedi maşaAllah. Aslan gibi yaşadı aslan gibi de şehit oldu. Türk İslam Birliği’nin mübarek kutlu liderlerinden bir tanesi, her zaman gönüllerde inşaAllah.

Ana sütü gibi ak derim ben her zaman Muhsin Yazıcıoğlu kardeşime hep böyle söylerdim. Mütevazilik, sevecenlik, güzel ahlak, insancıllık, mülayemet, halim selim olmak, takva olmak, bütün güzel ahlaklar üstündeydi maşaAllah. Allah böyle güzel insanları çoğu zaman şehit olarak alır, Hz. Hüseyin, Hz Hamza,Hz Ali şimdi hep birlikteler maşaAllah.

Muhsin Yazıcıoğlu şehidimiz Türk İslam Birliği’nin ateşini yaktı. O diyor ya bir şiirinde, “ben üşüyorum” diyor, bu ateşle herkesi ısıtacak Allah’ın izniyle, yaktı bu ateşi, Türk İslam Birliği’nin o güzel, sıcak ateşinde hepimiz ısınacağız, o da cennette Hz Hamza’larla Hz Ali’yle güzel bir ortamda inşaAllah bizleri görüyordur.” https://www.dailymotion.com/video/x9kcmj

HULUSİ AKAR PAŞA

Sayın Adnan Oktar bir diğer değerli devlet büyülüğümüz Hulusi Akar Paşa ile ilgili olarak da birçok övücü ve destekleyici konuşma yapmıştır. Bu konuşmalar bazıları şöyledir:

Hulusi Akar Paşamız bu vatanın evladı, yiğit, iyi niyetli, temiz bir insan. Hep destekledik, hep destekleyeceğiz. Vazifesine Allah’ın izniyle en güzel şekilde devam edecek. https://adnanoktardiyorki.net/?p=71609

Adnan Oktar: Hulusi Paşam konuştu mu? Tamam güzel. Onun konuşması önemli.

Sunucu Kartal Göktan: Halkın tezahüratları vardı Hulusi Paşa konuşurken.

Adnan Oktar: Göreyim paşamızı.

(Video seyrediliyor, videonun bitiminde tüm seyirciler alkışlıyor)

Adnan Oktar: Paşamız biraz daha konuşsa cezbeye gelecektik. MaşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Paşamız yaman. Paşamız nurlu. Paşamız aslan. Paşamız kabadayı, yiğit. Bak orada çakallık yaptılar paşamızı kaçırdılar, asla ödün vermedi bu alçaklara. Boğazını sıktılar, şehit etmeye kalktılar, asla ödün vermedi. Kabadayının delikanlının hası. Nezaketi, kibarlığı, efendiliği de herkes tarafından görüldü. Milletin ona olan sevgisini teveccühünü de o gördü. Bu millet yıkılmaz. EvelAllah. Allah ömrünü uzun etsin paşamızın. Allah hidayetiyle nuruyla sarsın. Oyun oynayanların, felaket tellallarının oyunlarını Allah ayaklarına dolandırsın, oyunlarını Allah başlarına geçirsin. https://www.youtube.com/watch?v=qeptmvk8QO8

Sunucu Bülent Sezgin: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhuriyet Respsiyonunda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Hüsnü Bayramoğlu Ağabey ile de kısa bir görüşme yaptı, Adnan Bey. Hulusi Akar, Hüsnü Ağabey’den dua istedi, Hüsnü Ağabey de Akar’a “ben Bediüzzaman’ın talebesiyim, sizin bu nazik zamanda vazifeniz gayet ehemmiyetli, biz de hariçte ve dahilde Cenab-ı Hak sizi muzaffer etsin, küffarı perişan etsin ve sizleri de muhafaza etsin diye hep Peygamber ocağına ve Mehmetçiklerimize dua ediyoruz” şeklinde konuştu.

Adnan Oktar: Çok iyi yapmış Hulusi Hoca. Hulusi Akar muhterem bir insan, temiz bir insan. Onu harcamaya kalktılar ama beceremediler. Hak yolda, nurani, temiz bir insan. Şu üslubuyla da ne kadar iyi, dürüst, güvenilir bir insan olduğunu bir kere daha göstermiş oldu. Paşamıza hürmetler. Allah doğru yoldan ayırmasın, bütün Müslümanlar onu çok seviyor, takdir ediyorlar, en ufak bir fütur vermesin, gönlü son derece rahat olsun. Bir de aslan gibi, Allah ömrünü uzun etsin, güzel vazifeler yapacak inşaAllah, hayır yolda gönlünde en ufak bir tereddüt olmasın. https://www.youtube.com/watch?v=5aCKU3J_ggw

SAYIN ADNAN OKTAR’IN DEVLET BÜYÜMÜĞÜMÜZ HASAN CELAL GÜZEL HAKKINDAKİ SÖZLERİ

Hasan Celal Güzel Ağabey, ne güzel anlı şanlı yaşadın, anlı şanlı vefat ettin. Tertemiz hayatın oldu. Tüm Türkiye senin asil, tertemiz, delikanlı bir insan olduğun konusunda hemfikir. Hasan Celal Güzel, Türkiye’nin medarı iftiharı olan çok değerli bir insandı. Allah sevdiklerine sabrı cemil nasip etsin.

 

https://adnanoktardiyorki.net/?p=68307

 


[1] Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının 40 yılı aşkın bir süredir gerçekleştirdikleri ilmi ve kültürel faaliyetlerin detayları kitabımızın 13. bölümünde yer almaktadır. (Bknz: Sayfa 356)

[2] Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının 40 yıllık ilmi ve kültürel faaliyetlerinin devletimize ve milletimize olan faydaları kitabımızın 12. Bölümünde detaylarıyla anlatılmaktadır. (Bknz: Sayfa 327)