8. OPERASYON GÜNÜNDEN İTİBAREN YAŞANAN HUKUKSUZLUKLAR

8.7. Sayın Adnan Oktar’ın ve bazı arkadaşlarımızın avukatlarıyla iletişimi haksız yere kısıtlanmıştır

Dosyanın şüphelilerinden olan bir bayanın üzerinde not bulunduğu iddiasıyla başlatılan süreç, Adnan Oktar’ın avukatlarıyla görüşmesinin kısıtlanması cezasına dönüşmüştür. Adnan Oktar’ın arkadaşı olan ve aynı soruşturma kapsamında Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan D.Ü. isimli kişinin cezaevinde kendi avukatıyla yaptığı bir görüşme sonrasında üzerinden not kağıdı çıktığı gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adnan Oktar’ın avukatlarıyla olan görüşmesinin kısıtlanması talep edilmiştir. Söz konusu talebi değerlendiren İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği ise 02.10.2018 tarih ve 2018/4825 d.iş kararıyla Adnan Oktar’ın avukatlarıyla olan görüşmesinin sadece Pazartesi ve Çarşamba günleri 10.00-12.00 arasında ve memur nezaretinde kamera kaydına alınarak yapılmasına karar vermiştir.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, D.Ü. Silivri Cezaevi’nde, Adnan Oktar ise Edirne Cezaevi’ndedir. Bu iki kişinin birbiriyle hiçbir bilgi alışverişi veya teması mümkün değildir ve bulunmamaktadır.

Buna rağmen D.Ü’den elde edildiği söylenen not kağıdı nedeniyle Adnan Oktar cezalandırılmıştır.

Çok ilginçtir ki, D.Ü’nün üzerinde bulunduğu iddia edilen not ısrarlı taleplerimize rağmen hiçbir şekilde tarafımıza gösterilmemiştir. Kısıtlamaya dayanak olduğu iddia edilen notun gerçekte olup olmadığı ve varsa içeriğinin ne olduğu halen meçhuldür. Söz konusu not tarafımıza gösterilmeyerek karara karşı etkin şekilde itiraz etme ve savunma yapma hakkımız engellenmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti yasalarında tutuklunun cezaevinde avukatıyla hiçbir kısıtlama olmaksızın görüşebileceğine ve bunlar arasındaki iletişimin kayda alınamayacağına dair kurallar bulunmaktadır:

CMK Madde 154/1: Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.

CMK Madde 135/3: Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması halinde, alınan kayıtlar derhal yok edilir.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Madde 114/1:Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/c, 8. maddelerine ve Avrupa Konseyi Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralları’nın 93. maddesine aykırı olan bu uygulamasebebiyle Adnan Oktar’ın etkili savunma yapma olanağı engellenmektedir.

AİHM’ye göre, “Avrupa Konseyi Mahpusların İslahı İçin Asgari Standart Kuralları’nın 93. maddesi ile AİHK ve AİHM’deki yargılamalara katılan kişilerle ilgili Avrupa Sözleşmesi’nin 3/2. maddesi, avukatla serbestçe görüşmeyi öngörmektedir. Sanığın üçüncü bir kişi tarafından dinlenmeden avukatıyla serbestçe görüşebilmesi, demokratik bir toplumda adil yargılanma hakkının temel koşulları arasında bulunmaktadır. Sözleşme’nin 6. maddesi avukatların savunma stratejisini oluşturmak için müvekkilleriyle işbirliği içerisinde olmalarını gerektirdiğinden, bu konuşmalara kısıtlama getirilmesinin hiç bir haklı nedeni bulunmamaktadır.

…Davalı Hükümetin savunmalarını değerlendiren Mahkeme, ...sanıkla avukatın bir araya gelerek savunma stratejisi oluşturmalarında hiç bir olağanüstü durum bulunmadığından, bu arada mahkeme tarafından atanan avukatın meslek ahlakına ve hukuka aykırı davranışlarda bulunduğuna ilişkin bir sav da ileri sürülemediğinden, olayda, savunma hakkının ihlal edildiğine karar verdi” (S/İsviçre, 1991).

“…Davalı Hükümetin, tutuklu ile avukatı arasındaki yazışmalara özel bir korunma sağlanmasının, bu işleyişin kötüye kullanılma olasılığını taşıdığı yolundaki savunması, Mahkemece, “Avukat müvekkil ilişkisinin gerektirdiği gizliliğe saygı gösterme gereksiniminin, bu hakkın kötüye kullanılabilme olasılığından çok daha önemli olduğu…” görüşüyle yerinde bulunmadı. Savunma hakkına ilişkin birden fazla konunun tartışıldığı dava sonucunda, sanıkla avukatı arasındaki yazışmaların engellenmesi Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlali olarak nitelendi”. (Champbell ve Fell/İngiltere, 1984)

Ancak tüm bu hukuki gerçeklere rağmen Sayın Adnan Oktar ve avukatlarının görüşmelerine ciddi bir engel konulmaktadır. Tüm görüşmeleri memur eşliğinde gerçekleşmekte ve kamera kaydına alınmaktadır. İçerisinde birçok müşteki, şüpheli ve iddia barındıran, bu denli geniş hacme sahip olan soruşturma dosyasında esasa dair savunmanın avukat gözetiminde yapılması herkesin en doğal hakkıdır. Ne var ki bu haksız ve hukuksuz uygulamayla hem Sayın Adnan Oktar müdafii desteğinden yoksun bırakılıp etkin savunma hakkı elinden alınmakta ve hem de mesleki anlamda görevini yapmaya çalışan savunma avukatları kendisine karşı hukuki sorumluluklarını yerine getirememektedir.

Bu haksız uygulamadan biran evvel rücu edilip dönülmesi için sayısız kereler taleplerde bulunduk. Ancak şu ana kadar olumlu ve hukuka uygun bir dönüş alamadık. Ümidimiz odur ki, karar mercileri de bu yanlışın bir an evvel farkına varır ve ivedilikle adil bir çözüme gidilir…