11. SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARIMIZA KURULAN KUMPASIN İÇ YÜZÜ

11.1. İngiliz Derin Devleti nedir ve niye Sayın Adnan Oktar’a kumpas düzenlesin?

Bu soru, yukarıdaki satırları okuyan ve camiamızın faaliyetlerinden haberdar olmayan birçok kişinin aklına gelebilecek ilk sorudur.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın fikri çalışmalarını, bu çalışmaların dünya çapındaki yankılarını ve devletimize faydalarını kitabımızın 12. ve 13. bölümlerinde özetler halinde ortaya koymaya çalıştık.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız, son birkaç yıldır canlı yayınlarda yaptıkları kısa süreli danslarla ve bayanların dekolte kıyafetleri ile özdeşleştirilmeye çalışılmıştır. Oysa ki Sayın Adnan Oktar, 24 saat yayın yapan bir TV kanalında, haftanın 7 günü canlı yayın yapmakta, her canlı yayını en az 8-10 saat kadar sürmekte, bu yayın süresi içinde dans bölümleri ortalama birkaç dakikayı geçmemektedir. Sayın Adnan Oktar’ın 40 yıllık fikri ve kültürel mücadelesini görmezden gelip TBAV camiasını sadece yayınlardaki kısa dans ve eğlence bölümleri çerçevesinde değerlendirmenin yanlışlığını, Sayın Oktar’ın yüzlerce eserini ve bu eserlerin dünya çapındaki yankılarını anlattığımız bölümlerde ortaya koyduğumuza inanıyoruz.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız geçtiğimiz 30 yıl süresinde Türkiye’nin önündeki önemli problemlerin hepsi için çözüm önerileri geliştirmiş, bu önerilerinde ülkemizin çıkarlarını esas almış ve Türk kamuoyunu bu yönde bilgilendirmiştir. İç ve dış politikada zorluk zamanlarında hep devletimizin yanında olmuş, dış güçlerin Türkiye üzerinde oynadıkları oyunları etkisiz kılmaya çalışmıştır.

Sayın Adnan Oktar’ın sadece PKK’ya karşı yürüttüğü etkili mücadele incelendiğinde bile bu gerçek açıkça görülecektir.Sayın Adnan Oktar 2014-2015 yıllarında canlı yayınlarda ve gazetelerde yayınlanan makalelerinde çok önemli bir konuya dikkat çekmiştir. PYD ismi altında Kuzey Suriye’de PKK’ya bağlı bir terörist devlet kurulmaya çalışıldığını ve Türkiye’nin buna kararlılıkla karşı çıkması ve önlem alması gerektiğini anlatmıştır.

O tarihlerde bazı Dışişleri Bakanlığı yetkililerimiz dahi, PYD’nin PKK’dan ayrı bir oluşum olduğuna, PYD’nin siyasi bir parti olduğuna dair kanaat belirtmekteyken, Sayın Oktar o tarihteki canlı yayınlarda, PYD ile PKK’nın aynı olduğunu, PYD’nin PKK’ya bağlı bir illegal örgütlenme olduğunu kararlılıkla dile getirmiş ve Sayın Oktar’ın bu önemli uyarısı bir süre sonra kamuoyunca da benimsenmiştir.

Sonraki yıllarda Sayın Adnan Oktar’ın bu konuda ne kadar haklı olduğu tüm açıklığıyla ortaya çıkmıştır. Bazı karanlık dış güçler, Suriye’nin kuzeyinde PYD’ye ve PKK’ya komünist bir devlet kurdurabilmek için binlerce tır silah ve mühimmat yardımı yaparken; bir yandan da PYD’nin güya meşru bir siyasi oluşum olduğuna yönelik uluslararası bir algı operasyonu yürütmüşlerdir.

Arkamıza yaslanıp bir düşünelim: Aynı dönem içinde, PKK’ya binlerce tır silah verilmesi, uluslarası medyada Türkiye aleyhine psikolojik savaş faaliyetleri yürütülmesi, Kuzey Suriye’ye PKK terör örgünün göz göre göre yerleştirilerek onlara toprak verilmesi ve korunmaları elbetteki organize ve planlı bir harekettir ve tüm bunları tertipleyen bir “üst akıl”ın olduğu açıktır.

İşte Türkiye’de söz konusu “üst akıl”ın bu kirli oyununu, o tarihlerde herkesten önce görüp kamuoyunu uyaran kişi Sayın Adnan Oktar’dır. Suriye’yi bölmeye parçalamaya güç yetiren şer odağı “üst akıl”, oynadığı oyunlara karşı güçlü bir fikri mücadele veren Sayın Adnan Oktar’a karşı da elbette harekete geçmiştir.Camiamız işte bu sebeple sık sık bu karanlık güçlerin hedefi olmuştur.

Derin devletlerin, planları için tehdit olarak gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalıştıkları, ortadan kaldırdıkları, yönettikleri ülkenin ekonomisini bozdukları, komşularıyla savaşa girmeye mecbur bıraktıkları, suikastlere kaza süsü verdikleri, suçsuzları suçlu gibi gösterdikleri malumdur. Bunun dünya çapında binlerce örneği vardır. Örneğin FETÖ’cüler, devleti ele geçirme planlarına tehdit olarak gördükleri yüzlerce vatansever ordu mensubunu Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk, Amirallere Suikast gibi davalarla saf dışı bırakmayı başarmışlardır.

Adnan Oktar da, fikri çalışmalarını yürüttüğü yıllar boyunca karşısına çıkan kumpasları, kirli oyunları analiz ettiğinde, bunların kaynağı olarak İngiliz Derin Devleti’nden şüphelenmiştir. Nitekim o ve arkadaşları bu konu hakkında araştırmalar yaptıkça, bu karanlık gücün gerçekten de ne kadar “derine gittiğini” belgelendirme imkanı bulmuşlardır. Bu belgeler biraraya getirilerek “Üst Akıl: İngiliz Derin Devleti’nin İçyüzü” kitabı basılmıştır. Kısa süre içinde elde edilen yeni belgelerle kitabın 2. cildi de baskıya girmiştir.

Tarihte belli dönemlerde dünya çapında sözü geçen “büyük” devletlerin tamamının içinde yer alan derin devletler olduğu bilinmektedir. Bu konuda yazılmış yüzlerce eser vardır. Bu derin devletler arasında kökleri en eskiye uzanan, en güçlü yapı ise İngiliz Derin Devleti’dir.

İngiliz Derin Devleti’nin temel felsefesi Darwinizm’dir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasında etkin güçtür ve o dönemden itibaren jeostratejik hedefleri sebebiyle GÜÇLÜ ve BÜYÜK TÜRKİYE fikrinin karşısında yer almaktadır. Camiamızın Darwinizm ile tüm güçleriyle mücadele ettiği, güçlü ve büyük Türkiye idealleri olduğu herkesin malumudur. Sadece bu 2 cümle dahi, İngiliz Derin Devleti’nin Sayın Adnan Oktar’ı hedef almasını açıklamaktadır.

Bu konunun detayları bu kitapçığa sığmayacak kadar fazla olduğu için bu konuyu burada noktalamak faydalı olacaktır.