10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.1. FETÖ’nün yoğun olarak kullandığı “medya yolu ile kara propaganda” taktiği ve bir bakışta camiamız aleyhinde oynanan oyunun deşifresi

Bu bölümün başında, FETÖ tarafından uygulanan kumpaslarda kullanılan “medya yolu ile kara propaganda” taktiğinden bahsetmiştik.

Asılsız bir iddianın, gizli bir el tarafından, hazır metin olarak basına servis edilmesi… Doğruluğu sorgulanmayan bu yalan haberin basın tarafından aynı anda, aynı mantıkla, aynı cümlelerle kamuoyuna duyurulması… Böylece hedef alınan kişinin toplum gözünde itibarsızlaştırılması… Bu emareleri gördüğümüzde, FETÖ’nün kara propaganda taktiğinin uygulandığını açıkça anlıyoruz. Yani, bir plan ve takvim dahilinde, birbirini takip eden günlere, belirlenmiş bir zaman aralığına özenle serpiştirilen iftiralarla ve her gün bir başka iftira kullanılarakbir kara propaganda planının uygulandığını  ve elbette bu planın tek bir merkezde kurgulanıp işleme koyulduğunu açıkça görüyoruz.

İlerleyen sayfalarda 11 Temmuz 2018 tarihinde camiamıza yapılan operasyondan sonra birçok basın organında çıkan yalan haberleri dikkatinize sunacağız. Bu yalan haberlerin içeriklerindeki tıpatıp benzerlik, atılan benzer başlıklar, çeşitli iftiraların bir takvime bağlı olarak ve sistematik bir biçimde kamuoyuna sunulması incelendiğinde, FETÖ’nün mucidi olduğu ve “Ergenekon”, “Balyoz”, “Askeri Casusluk” kumpaslarında uyguladığı kara propaganda taktiğinin Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı da uygulandığı açıkça görülecektir.

Şimdi bu yalan haberlerin servis edilmesindeki kurguyu dikkatlice inceleyelim:

a)       Operasyon sabahından itibaren, her günbelli bir yalan servis edilmiştir. Yani tüm asılsız iddialar, toplu olarak bir anda servis edilmemiş, her gün bir iddia, bir konu, bir başlık ön plana çıkarılmıştır. Tabiri caiz ise kamuoyu iftiraları sindirsin diye adeta “lokma lokma” yani teker teker, her seferinde bir asılsız iddia gündeme getirilmiştir.

b)      Asılsız iddialar 2-3 gün ara ile sistematik bir biçimde servis edilmiştir. Bu operasyon çerçevesinde belki onlarca farklı asılsız iddia manşetlere taşınmıştır. Ancak bu yalanlar, bir takvime bağlı olarak, aralarına 2-3 gün bazen de 1 hafta zaman koyularak, kara propaganda da süreklilik sağlayacak şekilde medyaya servis edilmiştir.

Böylece Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında oluşturulmak istenen olumsuz gündem uzun bir zamana yayılmış ve kamuoyunda operasyon sonrasındaki 45 günlük sürede kesintisiz devam eden bir infial uyandırılması hedeflenmiştir.

c)       Psikolojik savaş taktiği olarak toplumun sinir uçlarına dokunacak konular ve kelimeler özenle seçilmiştir. Cinsel içerikli iftiralar, “kara para”, “dudak uçuklatan mal varlığı” şeklindeki magazinvari yalan haberler maksatlı olarak kamuoyuna sunulmuştur. Örneğin, gözaltına alınan kişilerin bazılarına ait tamamen yasal ve ruhsatlı silahlar, emniyette toplu olarak çekilmiş resimleri kullanılarak basında sözde “cephanelik” başlıklarıyla haber yapılmıştır.  Elbette bu iddiaların tamamı iftiradır. Ancak psikolojik savaşta hedeflenen, atılan çamurun izinin kalmasıdır.

d)      Atılan başlıkların, manşetlerin, haber içeriklerinin tamamı aynıdır. Farklı görüş ve yapılara sahip medya kuruluşlarında dahi söz konusu yalan haberler aynı mantık, aynı başlıklar, hatta aynı kelimeler ile birebir benzer şekilde yer almıştır. Bu haberlerin, haber ajansları kanalıyla medya kuruluşlarına ulaştırılmadığı, normal, doğal, günlük haber akışının neticesinde manşetlere taşınmadığı son derece açıktır. Dolayısıyla bu tablo, yalan haberlerin tümünün kaynağının tek bir merkez olduğunu göstermektedir.

Tüm bu gerçekler, uygulanan kara propagandanın uygulandığı takvim ve kronoloji incelendiğinde de açıkça görülmektedir. Basında çıkan yalan haberleri tarihleriyle birlikte incelediğimizde, adeta bir sepetten teker teker çıkartılıp birer ikişer gün ara ile sistematik olarak servis edildiğini görüyoruz. Gerekli yoğunlukta gündem ve kamuoyu infiali oluşturulduktan sonra ise bu aralık bir haftaya, on güne çıkarılmıştır. Bu karapropaganda sürece halen devam etmektedir.

Şimdi basında yer alan bu haberlerdeki iddialara ve bunların birer iftira olduğunu ortaya koyan açıklama ve delillerimize geçelim.