9. SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİNİN İHLALİ

9.1. Soruşturma dosyasının içeriği basına sızdırılmıştır

Soruşturma dosyası İstanbul 7. S.C.Hakimliği’nin kararı ile “gizli” olarak yürütülmektedir. Ne var ki söz konusu gizlilik kararı, hakkındaki iddiaları ve delilleri görmek isteyen TBAV camiası mensuplarına ve müdafilerine son derece titiz bir şekilde uygulanmaktayken, müştekiler ve bazı basın mensuplarınca rahatlıkla ihlal edilebilmektedir. Bu ihlal nedeniyle de operasyon sabahından itibaren kamuoyunda korkunç bir bilgi kirliliği yaşanmıştır. Sözde mağdur ve müşteki olduğunu iddia eden bazı kişiler tarafından polis ifadelerinde ortaya atılan yalan yanlış iddiaların tamamı (gerçeklikleri araştırılmadan) istisnasız olarak basında ve sosyal medyada yayınlanmıştır. Gizli bir el düzenli biçimde belli basın organlarına servis yaparak algı operasyonu yürütmüştür. Tıpkı bir dönem Ergenekon, Balyoz operasyonlarında yapıldığı gibi. Hatta, sözde mağdurlar belli televizyon kanalları tarafından düzenli olarak yayınlara çıkartılmış ve dosya içeriği hakkında konuşmaları sağlanmıştır. Bu kişiler, katıldıkları programlarda çelişkili ve gerçeğe aykırı birçok iddiayla kamuoyunu yönlendirmeye çalışmışlardır.Ayrıca yine bu kişiler,önceden husumet duydukları bazı TBAV camiası mensuplarının isimlerini verip, bu kişilerin güya örgüt yöneticisi ve örgüt üyesi olduklarını iddia ederek haklarında akıl almaz iddialarda bulunmuşlardır.

Her nasıl oluyorsa, operasyon sabahıyla birlikte –şüpheliler daha emniyete dahi ulaşmamışken- müştekilerin asılsız iddialarında adları geçen Sayın Adnan Oktar ve yüzlerce arkadaşımızın hakkında isimleri ve resimleriyle birlikte sayfalarca haberler yapılmıştır.

Yine operasyon sabahı basında ve sosyal medyada yer alan haberlerde, güya Sayın Adnan Oktar’a ait olduğu iddia edilen depolarda kamyon dolusu tarihi eser ve şantaj kasetlerinin bulunduğu yalanı ortaya atılmıştır. Birçokköşe yazarı da bu uydurma haberlere dayalı kendilerince yorumlar yaparak algı operasyonunu derinleştirmeye çalışmışlardır. Ancak, bu haberlerin üzerinden daha 1-2 gün geçmeden ortada ne bir tane tarihi eser ne de herhangi bir kaset olmadığı anlaşılmıştır.

Örneğin, Adnan Oktar’ın yayın yaptığı stüdyoda güya tarihi eser niteliğinde olan bir Tevrat Rulosunun bulunduğu iddia edilmiş ve bu haber Adnan Oktar’ı suçlayıcı ithamlarla birlikte manşetlerde yayınlanmıştır. Ancak, daha sonra bu Tevrat rulosunun tarihi eser olmadığı, yaklaşık 60 yıllık yeni bir rulo olduğu ve daha önemlisi Sayın Adnan Oktar’ın ziyaretine gelen Yahudi bir misafirine ait olup kendisine emanet olarak bırakıldığı anlaşılmıştır.

Burada önemli bir ayrıntıya dikkat çekmemiz gerekiyor. Bir savcılık soruşturmasında mahke mece alınmış bir gizlilik kararı olmasa dahi, soruşturma evresindeki bilgi ve belgelerin yayınlanması yasaktır.Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 27. Maddesi’nde bu kural şöyle açıklanmıştır:

“Suçluluğu bir yargı hükmüne bağlanana kadar kişinin masumiyeti esastır ve soruşturma evresi gizlidir. Bu nedenle, soruşturma evresinde gözaltındaki bir kişinin “suçlu” olarak kamuoyuna duyurulmasına, basın önüne çıkartılmasına, kişilerin basınla sorulu cevaplı görüştürülmelerine, görüntülerinin alınmasına, teşhir edilmelerine sebebiyet verilmez ve soruşturma evrakı hiçbir şekilde yayımlanamaz.”

Bir soruşturma dosyasının “gizli” olarak yürütülmesindeki tek amaç, bu süreçte emniyet birimlerince delillerin toplanması aşamasının sekteye uğramadan yürütülebilmesi değildir.Bir soruşturma dosyasının gizliliği, aynı zamanda “masumiyet karinesi” gereği, dosya kapsamında haklarında araştırma yapılan kişilerin haklarının korunabilmesi ve onların toplum nezdinde yargılama yapılmadan suçlu gibi gösterilmesinin önüne geçmek amaçlıdır. Ülkemizde ceza kanunlarının maddelerini kaleme alan değerli hukukçulardan birisi olan İzzet Özgenç, bu gerçeği şöyle açıklamaktadır:

“Kişilerin haberleşme gizliliklerinin, özel hayatlarının gizliliklerinin korunması, özellikle masumluk karinesinden yararlanabilmeleri, soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi ve suç delillerinin korunması amacıyla, soruşturma evresinin gizliliği kabul edilmiştir. Bu gizlilik kural olarak soruşturmanın süjesi olmayan kişilere karşıdır.”

Dolayısıyla, arkadaşlarımızın daha gözaltı süreci devam ederken basına servis edilen  yalan yanlış bilgilerle kamuoyuna “suçlu” gibi tanıtılmaları “Masumiyet Karinesi”nin açık bir ihlalidir.

Ancak burada en dikkat çekici konu, yüzlerce insan hakkında, hiçbir somut bilgi, belge, delil olmadan, peşin hüküm verip kolaylıkla iftiralar atabilen bir basın gücüyle karşı karşıyaolduğumuzu görmemizdir. Bu aslında çok endişe vericibir tablodur. Hatırlanacağı gibi 11 Temmuz sabahında Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında neler yazılmış neler konuşulmuş ne iddialar ortaya atılmış iken geldiğimiz aşamada bu saçma ve asılsız iddiaların büyük kısmı şu an dillendirilmiyor bile…

Şimdi ise gizlilik esasıyla yürütülen soruşturma dosyasındanhukuka aykırı şekilde servis edilen asılsız bilgilerle hazırlanan haberlerden derlediğimiz birkaç örneği sizlerle de paylaşmak istiyoruz. Ama öncesinde haberlerin sunuş şeklini de ayrıca başlıklar halinde dikkatlerinize sunmak istiyoruz. Çünkü sadece bu başlıklardan bile bazı resmi kişilerin ve dosyanın husumetli müştekilerinin tüm bu hukuksuzlukların içerisinde olduğu açıkça anlaşılmaktadır:

“EMNİYET KAYNAKLARININ VERDİĞİ BİLGİYE GÖRE”

“BİLGİSİNE BAŞVURDUĞUMUZ POLİS KAYNAĞI”

“POLİSİN VERDİĞİ BİLGİYE GÖRE”

“MAĞDUR H.U. 24 MAYIS 2018 TARİHLİ KOLLUK İFADESİNDE”

“MAĞDUR İFADELERİ GELMEYE DEVAM EDİYOR. İŞTE MAĞDURLARIN İFADELERİNDEN DETAYLAR”

“MAĞDUR E.A. İSE 22 MAYIS 2018 TARİHLİ İFADESİNDE”

 “TUTUKLAMAYA SEVK EDEN SAVCILAR TARAFINDAN DA, MAHKEMEYE GÖNDERİLEN TALEP YAZISINDA ŞÖYLE BAHSEDİLDİ”

“BAŞSAVCILIK TARAFINDAN NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE GÖNDERİLEN 16 SAYFALIK YAZIDA ŞÖYLE DENİLDİ:”

““C.Ö.’NÜN İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA VERDİĞİ İFADE ŞÖYLE”

 “İFADELERİNDE KİM NE DEDİ”

“İŞTE O TUTUKLAMA TALEBİ:”

“ŞÜPHELİLERİN TUTUKLAMA TALEPLİ SEVK YAZISINDA İLGİNÇ DETAYLAR YER ALIYOR”

“SORGUNUN DETAYLARI:”

“MÜŞTEKİ İFADESİNDE ŞUNLARI ANLATTI:”

“KENDİ EL YAZISIYLA KALEME ALDIĞI EK BİLGİLERİ MAHKEMEYE GÖNDERDİ. YAZI-

DA B.A.”

“İFADESİNİN ÖNEMLİ KISIMLARINI YAYINLAYACAĞIM”

“MÜBAŞİR, POLİS MEMURU VE AVUKATLARIN HAKİMLİK İFADELERİNİN AYRINTILARI ORTAYA ÇIKTI.”

“SABAH’IN ULAŞTIĞI İSTİHBARAT RAPORU’NDA YER ALAN DETAYLAR ŞU ŞEKİLDE:”

“POLİS RAPORUNDAN BÖLÜMLER ŞÖYLE:”

Yukarıdaki haber başlıklarından da açıkça görüldüğü üzere algı operasyonu yürüten medya kuruluşları, iftira içerikli haberlerine konu olan mesnetsiz bilgi ve yorumları, gizli soruşturma dosyasının evraklarından elde etmişlerdir. Bu haberleri hazırlayan medya kuruluşları o derece pervasız bir üslup içindedirler ki (hukuka açıkça aykırı olmasına karşın) gizli soruşturma evraklarına ulaştıklarını bizzat kendi ağızlarıylaikrar etmişlerdir. Aşağıda bazı örneklerini dikkatinize sunduğumuz haberlerde bu hukuksuzluk tüm çıplaklığıyla görülmektedir:

13.07.2018 tarihli Sabah Gazetesi’ndeki köşe yazısında Dilek Güngör, gizlilik kararı olmasına rağmen soruşturma dosyasını gördüğünü ve vakıf olduğunu  “Müştekilerin anlattığına göre...” gibi ifadelerleortaya koymuştur.

13.07.2018 tarihli Sabah.com.tr internet sitesinde Adnan Oktar’a Emniyet Müdürlüğü sorgusunda sorulan sorulardan birinin içeriği birebir yayınlanmıştır.

14.07.2018 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Toygun Atilla’nın haberinde, bir müştekinin ifadesi nin bir bölümü noktasına virgülüne kadar aynı şekilde yayınlanmıştır.

14.07.2018 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin 6. sayfasında, “işte o şirketler” başlığı altında (henüz savunma avukatlarına dahi verilmeyen) MASAK Raporu’nda adı geçen 86 şirketin açık ünvanları listelenmiştir.

17.07.2018 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin internet sitesinde “soruşturma dosyasında MASAK raporuna atıfta bulunularak şu ifadelere yer verildi” denmiş ve devamında emniyet sorgusundan bir bölüm yayınlanmıştır. Bunu takip eden sayfalarda ise listesi dosyada yer alan 86 şirketin açık ünvanları tek tek sıralanmıştır.

18.07.2018 tarihli Sabah Gazetesi’nin internet sayfasında yayınlanan haberde, bir şüphelinin emniyet ifadesinin tamamı sorularıyla ve cevaplarıyla yayınlanmıştır.

18.07.2018 tarihli Sabah Gazetesi’ndeki köşe yazısında Dilek Güngör, gizlilik kararı olmasına rağmen soruşturma dosyasını gördüğünü ve dosyanın bazı detaylarına vakıf olduğunu ortaya koyan ifadelerde bulunmuştur.

22.07.2018 tarihli ODATV internet sitesinde, “ifadelerinde kim ne dedi” başlığıyla aktarılan haberde tutuklananlardan 10 aykı kişinin ifadelerinden paragraflar halinde alıntılar sunulmuştur.

29.08.2018 tarihli ODATV internet sitesinin haberinde, gözaltına alınan şüphelilere emniyetteki sorgularında sorulan bir sorunun tam metni yayınlanmıştır.

03.09.2018 tarihli ODATV internet sitesinin haberinde, bir şüphelinin gizli soruşturma dosyasındaki ifadesinden alıntılar yapılmıştır.

19.10.2018 tarihli Sözcü Gazetesi internet sitesinin haberinde, soruşturma dosyasındaki bir ifade metnine Sözcü’nün ulaştığı vurgulanarak bu ifadeden bölümler yayımlanmıştır.

05.11.2018 tarihli Sabah Gazetesi internet sitesinin soruşturma dosyasından bir müştekinin ifadesi bölümler halinde noktasına virgülüne dokunulmadan verilmiştir.

23.11.2018 tarihli Akşam Gazetesi’nin hem kapak sayfasında hem de 8. sayfasında Hilal Yıldırım tarafından hazırlanan haberde Emniyet’te Adnan Oktar’ın arkadaşlarına yöneltilen bir sorunun içeriği kelimesi kelimesi aynı şekilde yazılarak habere taşınmıştır.

26.11.2018 tarihli Sabah Gazetesi’nin internet sayfasında Sema Alim Dalgıç tarafından hazırlanan haberin içeriğinin soruşturma dosyasındaki bir ifadeden alındığı alenen söylenmiştir.

04.12.2018 tarihli Milliyet Gazetesi’nin internet sayfasında Elif Altın tarafından hazırlanan haberde şüpheli sıfatıyla soruşturmalarıdevam eden kişilerin isim ve soyadları açıkça belirtilmiş, müşteki ifadelerinden pasajlar yayınlanmıştır.

05.12.2018 tarihli Sabah Gazetesi’nin internet sayfasında bir şüphelinin dilekçesinden alıntılar yapılmıştır.

23.07.2018 tarihli Korkusuz Gazetesi’nde,gizli soruşturma dosyasındaki bir ses kaydından seçilmiş bazı ifadeler çarpıtılarak iftira mahiyetinde bir haber yapılmış, ses kaydı yapılan kişinin adı ve soyadı da haberde zikredilmiştir.

23.07.2018 tarihli Star Kıbrıs Gazetesi’nde gizli soruşturma dosyasındaki bir ses kaydından seçilmiş bazı ifadeler çarpıtılarak iftira mahiyetinde bir haber yapılmış, ses kaydı yapılan kişinin adı ve soyadı da haberde zikredilmiştir. Bu haberde ayrıca bir müştekinin ifadesinde geçen isimler de ortaya konarak anlattıkları açıklanmıştır.

22.07.2018 tarihli Vatan Gazetesi’ndegizli soruşturma dosyasındaki bir ses kaydından seçilmiş bazı ifadeler çarpıtılarak iftira mahiyetinde bir haber yapılmıştır.

18.07.2018 tarihli Şok Gazetesi’nde gizli soruşturma dosyasındaki bir ses kaydından seçilmiş bazı ifadeler çarpıtılarak iftira mahiyetinde bir haber yapılmıştır.

11.12.2018 tarihli Habertürk internet sitesinde muhabir Mustafa Şekeroğlu tarafından hazırlanan haberde emniyet tarafından hazırlanan fezlekenin içeriğine dair birçok bilgi paylaşılmıştır.

24.01.2019 tarihinde hemen her internet sitesinde yayınlanna bir haberdedosya kapsamındaki bir emniyet ifadesine aynen yer verilmiştir.

05.02.2019 tarihinde hemen her internet sitesinde yayınlanna bir haberde dosya kapsamındaki bir emniyet ifadesine yer verilmiş ve çirkin iftiralarla dolu bir haber yapılmıştır.

06.02.2019 tarihli haber7.com internet sitesinde dosya kapsamındaki bir müştekinin iftiralarla dolu emniyet ifadesi aynen haber yapılmıştır.

Ayrıca müteakip kereler yapılan haberlerde sözde itirafçıların dosya kapsamındaki(gerçek dışı ithamlarla ve iftiralarla dolu) ifadeleri tüm detaylarıyla birlikte paylaşılmış ve haberlerin içeriğinde Adnan Oktar ve arkadaşları için iftira içerikli  hakaretamiz ifadeler kullanılmıştır.

Bilindiği üzere, soruşturmanın gizliliğini ihlal TCK m.285 kapsamında suçtur. Söz konusu haberlerin içeriğinde yer alan ifadeler ayrıcaTCK m.277 ve m.288 kapsamında tanımlanan “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “yargı görevi yapanı etkileme” suçlarını da oluşturmaktadır.