8. OPERASYON GÜNÜNDEN İTİBAREN YAŞANAN HUKUKSUZLUKLAR

8.2. İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Mustafa Çalışkan’ın Beyanatı

Yukarıda açıkladığımız “masumiyet karinesi” olarakadlandırılan Anayasal hakkın ihlal edilmesi durumu, 6 Aralık 2018 tarihinde bir kere daha yaşanmıştır. İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Mustafa Çalışkan, İstanbul Aydın Üniversitesi Ulusal Güvenlik ve Strateji Uygulama ve Araştırma Merkezi (USAM) tarafından düzenlenen “Metropol Güvenliği” konulu panele katılmış ve paneldeki konuşmasında Adnan Oktar ve arkadaşlarını sözde“suç örgütü” olarak tanımlamıştır. Çalışkan habere yansıtıldığı şekliyle katıldığı panelde, “Adnan Oktar diye bir suç örgütünden kısaca bahsedeceğim. Manen mutlu olduğum bir operasyon. Yaptığınız operasyonlardan mesleki haz duyuyorsunuz. En fazla haz duyduğum operasyonlardan birisi de Adnan Oktar suç örgütüne yaptığımız operasyonla ilgiliydi. Ben eminim ki binlerce aile, sesini duyuramayan, gücü yetmediği için çocuklarına ulaşamayan binlerce aile bize dua etti ve ediyor” demiştir.

Sayın Çalışkan’ın yukarıda yer verdiğimiz konuşması, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında ileri sürülen tüm iddiaları peşinen kabul ettiği izlenimi yaratmaktadır. Çalışkan’ın emrindeki emniyet birimlerince ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ortak olarak yürütülen bir soruşturma hakkında böyle bir beyanda bulunması, hatta beyanın ötesinde adeta kendisini adetamahkeme yerine koyarak birilerinin suç örgütü birilerinin de mağdur olduğuna dair hüküm vermesi, gerek hukuken gerek vicdanen son derece yanlış olmuştur.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “Suç kovuşturmalarıyla ilgili bilgilerin medyaya sunulmasına ilişkin ilkeleri” başlıklı tavsiye kararında, Emniyetin basın açıklamalarının “Masumiyet Karinesi”ne ve “Bilginin Doğruluğu” ilkesine uygun olması gerektiği belirtilmiştir. Sayın Çalışkan’ın söz konusu ilkeyle çelişen açıklamaları ve öncesindeki basın notu, emniyet tarafından dosya hakkında hazırlanacak fezlekenin sıhhatini ve güvenilirliğini şimdiden ortadan kaldırmıştır.

Öte yandan, Sayın Çalışkan’ın gerçekleştirdiği operasyondan dolayı “binlerce ailenin” kendisine duacı olduğuna dair açıklaması da hiçbir dayanağı olmayan, hayali bir iddiadan ibarettir. BÖYLE BİR RAKAM ASLA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın, basına yansıyan bu açıklamaları ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün kamuoyuyla paylaştığı 2018 yılı faaliyet raporundaki “Masumiyet Karinesi” ve “Bilginin Doğruluğu” ilkelerine aykırılık teşkil etmesinin yanısıra; bu dosyada görev yapan yargıçların üzerinde baskı oluşturacak ve Adil Yargılamayı etkileyebilecekbir nitelik de taşımaktadır. Emniyet Müdürü Sayın Çalışkan’ın kamuoyu infiali uyandıracak nitelikteki bu açıklamalarının basına yansımasıyla hali hazırda devam etmeke olan yargı sürecinde  tarafsızlığın bozulmayacağından ne kadar söz edilebilir?

Böyle bir açıklamadan haberdar olan savcılarımızın ve yargıçlarımızın dosyada önyargısız biçimde ve etki altında kalmadan görev yapmalarını beklemek ne kadar gerçekçi olacaktır? Çalışkan’ın bu ifadelerinin dosya kapsamında görev alan veya alacak olan yargı mensuplarının kararlarını etkilemesi halinde adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs kuşkusu dosyaya gölge düşürmez mi?

Netice itibariyle, polis operasyonunun ilk anlarından itibaren, gerek yayınlanan bilgi notu, gerek görevli polis memurlarının Sayın Adnan Oktar’ın başını şiddetle yere doğru bastırarak götürmeleri ve bunun tekrar tekrar uygulanması, gerekse Mustafa Çalışkan’ın demeci ve birazdan detaylarına gireceğimiz başka konular, kamuoyu nezdinde özel bir “algı” oluşturmaya yönelik olarak yürütülen çalışmalar izlenimi uyandırmıştır.

Nitekim Emniyet Müdürü Çalışkan’ın Masumiyet Karinesi’ni ve polis meslek ilkelerini ihlal eden bu açıklamaları ve yaklaşımı, daha sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün 2018 yılı faaliyet raporuna da yansımıştır.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün her yıl yayınladığı ve kamuoyuyla paylaştığı faaliyet raporunun 2018 yılı nüshasında, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik gerçekleştirilen polis operasyonuna geniş yer verilmiş, raporun yayınlandığı tarih itibariyle Savcılık soruşturması aşamasında olan ve hakkında gizlilik kararı bulunan dosyayla ilgili birçok mesnetsiz iddia, yorum ve fotoğrafa yer verilmiştir. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları aleyhinde kirli bir algı operasyonu yürüten bir kısım medya kuruluşlarının basın meslek ilkelerini ve soruşturma gizliliğini ihlal eden iftira içerikli sayfalarını olduğu gibi sayfalarına taşıyan bu rapor, TBAV camiası mensuplarının Anayasal haklarını, “Bilginin Doğruluğu” ve “Masumiyet Karinesi” ilkelerini bir kez daha ağır bir şekilde ihlal etmiştir.