1. SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASININ CEVAPLARI

1.11. Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik sözde “silahlı suç örgütü” iddiası hukuka ve gerçeklere aykırıdır, TCK m.220/3’de tanımlanan “silahlı örgüt” suçunun hukuki unsurları dosyamızda oluşmamıştır

TCK m.220’de, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun genel suç tipi tanımlanmış ve maddenin 3. fıkrasında ise, suç örgütünün silahlı olması “nitelikli hal” sayılmıştır. Bir gurup insanın “silahlı örgüt” sayılabilmesi için bu kişilerin suç faaliyetlerinde silah kullanmış olmaları şarttır. O nedenle; örgütün silahlı olup olmadığı, bulundurulan veya kullanılan silahların cinsine, özelliklerine ve miktarına, örgütün faaliyetleri kapsamında kullanılıp kullanılmamasına, elde edilen silahlarla suç örgütünün amaçladığı, teşebbüs ettiği veya işlediği suçlar arasında illiyet bağı kurulup kurulamadığına göre belirlenecektir.

Bu nedenle, “suç örgütü” oluşturmakla suçlanan kişilerin RUHSATLI OLARAK BULUNDURDUK-

LARI VEYA TAŞIDIKLARI, FAKAT  (İDDİA EDİLEN) FAALİYET SUÇLARINDA KULLANILMAYAN SİLAHLARDAN dolayı örgütün “silahlı örgüt” sayılması mümkün değildir.

BU DURUMDA POLİS OPERASYONU KAPSAMINDA ELE GEÇİRİLEN HEPSİ RUHSATLI 70 TABANCA VE 27 YİVSİZ AV TÜFEĞİNİN SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARIMIZA İSNAT EDİLEN TCK m.220/3 KAPSAMINDAKİ SİLAHLI SUÇ ÖRGÜTÜ SUÇUNU OLUŞTURMAYACAĞI ÇOK

AÇIKTIR. Şöyle ki;

⇒ Polis operasyonunda ele geçirilen silahların tamamının sicili tertemizdir. BU SİLAHLARIN HİÇ BİRİ HİÇ BİR EYLEMDE KULLANILMAMIŞ OLUP EN UFAK BİR ADİ SUÇA DAHİ KARIŞMAMIŞTIR.

⇒ Onca iftiraya tevessül eden husumetli kişiler bile bu ruhsatlı silahlarla suç işlendiğine dair en küçük bir iddiada bulunmamışlardır. 

⇒ Yasalara göre; silahlı bir suç örgütünün varlığından bahsedebilmek için silahların amaç suçu veya faaliyet suçlarını işlemeye elverişli sayıda ve kabiliyette olması gerekmektedir.

Hâlbuki bu kadar suç isnadının gerçekleştirilebilmesi için ÇOK DAHA FAZLA KİŞİDE, EN

AZ BİRKAÇ KAT DAHA FAZLA SAYIDA VE ÇOK DAHA KAPSAMLI ÖZELLİKLERE SAHİP SİLAHLARIN OLMASI GEREKİRDİ.

⇒ İsnat edilen suçlar düşünüldüğünde ele geçirilen silahların özellikleri oldukça gülünç kalmaktadır. İddiaya konu olan suç isnadı ile silah arasında illiyet bağı kurulamamaktadır. Örneğin, güya insanları zorla alıkoyan ve şantaj amaçlı tehdit edip taciz/tecavüzlerde bulunan bir grubun bulundurma ruhsatlı yivsiz av tüfeklerinden medet umduğu iddiası son derece gülünçtür. Bilindiği gibi yivsiz av tüfekleri yivli tüfeklerden çok farklıdır. Bunlar kuş, tavşan gibi küçük hayvanların avında kullanılan av tüfekleridir. Bunların tabanca gibi taşınması kanunen ve fiziken mümkün olmadığı için bir suçta kullanılması son derece zordur.

⇒ Söz konusu silahların çok büyük bir kısmı -özellikle 27 adet yivsiz av tüfekleri- 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası alınmıştır. Geri kalan silahların ise bir kısmı 1999 tarihli polis operasyonu kapsamında savcılık tarafından el konan ve davanın bitmesiyle son bir iki yıl içerisinde adli emanetten geri verilen silahlardır.

⇒ Yasal ruhsat alımı nispeten daha kolay ve ekonomik olduğu için 15 Temmuz sonrasında yivsiz av tüfek satışlarında ciddi bir patlama olmuş, ruhsat başvurularında ciddi kuyruklar oluşmuştur. Polis operasyonunda ele geçirilen tüfeklerin neredeyse tamamı da bu süreçte alınmış silahlardır.

⇒ Silahların tamamı yasal müracaatlar sonucunda verilen yasal ruhsatlar neticesinde alınmıştır. Bu silahların ruhsatlarını alan kişilerin tamamı adli ve idari birimlerce yapılan sıkı tahkikatlardan geçmişler ve neticesinde silah taşımaya EHİL OLDUKLARININ TESPİT EDİLMESİYLE RUHSAT ALABİLMİŞLERDİR. 

⇒ Polis operasyonunda toplam 97 adet ruhsatlı silah ele geçirilmiştir. Sadece bu husus bile adli, idari, hukuki ve muhasebesel açıdan tahkikattan geçmiş ve her bakımdan ruhsatlı silah taşımaya uygun görülmüş 97 kişinin varlığını göstermektedir. 

⇒ El konan silahların çok büyük bir kısmı  ÖZELLİKLE TÜFEKLER KENDİ ORİJİNAL KUTULARINDA, DEMONTE OLARAK VE HİÇ KULLANILMAMIŞ, BİR KISMI İSE HİÇ KURULMAMIŞ HALDE BULUNMUŞTUR. Bugün çat kapı gidilecek bir evin/şirketin herhangi bir odasında veya çekmecesinde dahi atışa hazır halde bir tüfek veya tabanca bulmak mümkünken,  bu operasyonda el konan silahların kullanıma hazır olmaması suçlamaların yersizliğini gözler önüne sermektedir.

⇒ Aslında işin aslı çok net ve yalındır. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın yıllardır yaptığı faaliyetleri neticesinde PKK, KCK, DHKP-C, DEAŞ ve EL KAİDE gibi terör örgütlerinin suikast listesinde olduğunu ve hemen her gün gerek sosyal medya üzerinden gerekse A9TV’na gönderilen mesajlar ve telefon aramalarıyla ölüm tehditleri aldığını defaten belgeleriyle birlikte savcılık dosyasında izah etmiştik. BAHSE KONU SİLAHLARIN TAMAMI DA ARKADAŞLARIMIZ TARAFINDAN 15 TEMMUZ SONRASI BENZERİ KALKIŞMALARA KARŞI TEDBİR AMAÇLI OLARAK VEYA KENDİLERİ VE ARKADAŞLARINI KORUMA REFLEKSİYLE ALDIKLARI VE ŞU ANA KADAR DA HİÇ KULLANMADIKLARI TAMAMI YASAL VE RUHSATLI SİLAHLARDIR.

Görüldüğü üzere TCK 220/3. fıkrasında geçen “silahlı” nitelemesinin kabul edilebilmesi için gerekli hukuki şartların hiçbirini polis operasyonu kapsamında el konan silahlar için söylememiz mümkün değildir.Dolayısıyla silahlı örgüt isnadı hukuka ve gerçeklere tamamen aykırıdır.