10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.26. "Adnan Oktar'ın nikah kıydığı 16 yaşındaki kız çocuğu yaşadıklarını anlattı" başlıklı haber gerçek dışıdır

04.02.2019 tarihinde yayınlanan “Adnan Oktar’ın nikah kıydığı 16 yaşındaki kız çocuğu yaşadıklarını anlattı” başlıklı asılsız haber tüm basında bir anda hızlıca yayılmıştır.

Gizli olarak yürütülen bir soruşturma kapsamında verilen bir ifade tüm detaylarıyla birlikte soruşturmanın sıhhati ve gizliliği hiçe sayılarak yayınlanabilmiştir. Kaldı ki söz konusu iddialar gerçek dışı ve hayatın olağan akışına taban tabana zıt iddialardır.

Haber içeriğinde, S.I isimli sözde mağdur olduğunu iddia eden kişinin ifadesi sanki dosya adına yeni bir gelişmeymiş gibi lanse edilmiş ve bu üslupla haberleştirilmiştir. Oysaki, Adnan Oktar’ın emniyet sorgusunda kendisine sorulan sorulardan S.I isimli kişinin Seda Işıldar olduğunu ve bu iddiaları 01.06.2018 tarihli ifadesinde belirttiğini anlamaktayız. Yani 11.07.2018 tarihli polis operasyonu öncesinde verilen bir ifadenin yeni bir gelişmeymiş gibi haber yapılıp buna karşın Sayın Oktar’ın 17.07.2018 tarihli emniyet ifadesinde bu asılsız iddiaları çürüttüğü savunmasından tek kelime dahi bahsedilmemiş olmasını iyi niyetle açıklamak mümkün değildir.

Şimdi bu kısa hatırlatmaların ardından haber içeriğinde yer alan iddialara karşı cevaplarımızı sunalım.

Öncelikle S.I (Seda Işıldar) isimli kişinin iddialarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kendi içindeki çelişkilerden dahi anlaşılmaktadır. Tabi ki bu iddialara yönelik hukuki savunmalarımızı ve beyanlarımızı dosyanın husumetli müştekilerinin delil ve tanıklarımızı karartma ihtimaline karşın ilerleyen aşamalarda sunacağız.

Ancak şunları söyleyebiliriz ki; S.I isimli kişi yaklaşık 30 yıldan uzun zaman öncesine ait birtakım iddialardan bahsetmekte ancak bu iddialarına dayanak olacak en ufak somut bir delil bile göstermemektedir. Hukuken zamanaşımına girmiş olmaları bir yana tamamıyla “çamur at izi kalsın” mantığıyla öne sürülen bu dayanaksız iddiaların hiçbir gerçekçiliği bulunmamaktadır.

Kaldı ki, S.I isimli kişi 1987 yılında 16 yaşındayken güya taciz görmeye başladığını hatta güya bu eylemlerinden birinde bayıldığını söylemesine karşın 1994 yılına kadar da Sayın Adnan Oktar ile görüşmeye devam ettiğini belirtmiştir. Şimdi şöyle bir empati kuralım ve biraz düşünelim, sürekli olarak taciz gören ve bu tacizlerden rahatsız olan bir kişi 7 yıl boyunca bu tacizlere katlanabilir mi? Diyelim ki 1987 yılında küçüktü ama aradan geçen 7 sene içerisinde hiç mi rahatsız olup kurtulmaya çalışmadı? Annesine, babasına, bir yakınına yaşadıklarını anlatıp hiç mi yardım istemedi? Diyelim ki 7 sene sonra dediği gibi kaçtı ve kurtuldu, neden 30 yıldır şikayetçi olmadı veya kimseye yaşadıklarıyla ilgili tek bir detay anlatmadı?

Gerçekten taciz veya şiddet gören bayanların hatta  7-8 yaşlarındaki çocukların dahi hayatlarında ne tür olumsuzluklar yaşadıklarına, tacizcilerine karşı her şeyi göze alıp büyük mücadeleler verdiğine şahit olmaktayız. Bu yüzden 20’li yaşlardaki bir kişinin bu kadar acziyet içerisinde olduğunu iddia etmesi ve bu iddialarını doğrulayabilecek tek somut delil gösterememesi kişinin samimi olmadığının en net göstergesidir.

Ayrıca S.I haber içeriğinde de yer aldığı gibi “…Adnan Oktar bu süreçte cemaatteki herkesin geçmişi ve sosyal yaşantısı ile bağlarını kesti.19 Mayıs 1994 günü bu yapıdan kaçtım. 1996 yılında da yüksek lisans yapmak için yurtdışına gittim..” demektedir. Şimdi düşünelim: madem bu kişinin sosyal yaşantıyla bağlantısı kesildi, nasıl oluyor da 1994 yılında ayrılıp 1996 yılında yüksek lisans yapmaya gidebiliyor? Demek ki 1987 yılından 1994 yılına kadar eğitim ve öğretimine devam edebilmiş ki sonrasında yüksek lisans yapmaya gidebilmiştir.

İddiaları esnasında S.I’nın 1994’de güya kaçarak kurtulduğunu 1996 yılında ise rahatça yurt dışına yüksek lisans yapmak için gittiğini söylemesi dahi bu iki yıllık süre içerisinde hiçbir baskı, tehdit, şantaj veya zorlamaya maruz kalmadığını ve sosyal hayatına devam edebilecek şekilde bir yaşam sürdürdüğünü göstermektedir.

Seda Işıldar’ın böyle bir gerçek dışı isnatta bulunmasının nedeni, Işıldar Ailesi içindeki bir iç tartışmaya Sayın Adnan Oktar’ı kendince dahil ederek, kendisi lehine sonuçlar elde etmektir. Adnan Oktar’a yönelik kumpas örgütleyen şebekeyle irtibatlı olan Seda Işıldar, onların da destek ve yönlendirmesiyle mesnetsiz ithamlarda bulunmaktadır. Bu kişi sadece asılsız ifadeler vermekle yetinmemekte, sosyal medya üzerinden de camiamıza karşı kara propaganda yürüten husumetli müştekilerle beraber hareket etmektedir. Hatta öyle ki haberin yapıldığı 04.02.2019 günü dosyanın husumetli müştekilerinin yaptığı bir paylaşımın altına,basında kendisiyle ilgili haberin yapılmasından dolayı bir nevi zafer elde ettiklerini ima eden bir yorum yazmıştır. İlgili paylaşım hakkında gerekli yasal işlemler yapılmıştır.

S.I isimli kişinin hukuken zamanaşımına uğramış, 30 sene öncesine yönelik tamamen gerçek dışı ve hayatın olağan akışına aykırı iddialarına itibar edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu iddiaların tamamının Sayın Adnan Oktar’a husumetli kişilerce “çamut at izi kalsın” mantığıyla ortaya atılan hayali iddialar olduğunu belirtmek isteriz.