1. SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASININ CEVAPLARI

1.1. Fahri Başkanımız Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın oluşturduğu TBAV camiası, ortak fikri ve kültürel değerler etrafında bir araya gelmiş kişilerden oluşan bir “sivil toplum kuruluşu”dur, asla bir “suç örgütü” değildir.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza yöneltilen sözde “suç örgütü” iddiası tamamen hayalidir ve TBAV camiasına husumet duyan bazı odakların ve bunların basındaki uzantılarının yıllardır oluşturmaya çalıştıkları suni bir imaja dayanmaktadır. Gerçekte ise;

                    Sayın Adnan Oktar ve biz arkadaşları, bir diğer adıyla Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı (TBAV) Camiası mensupları; aynı fikri ve kültürel değerleri paylaşan, birbirlerini uzun zamandan beri tanıyan, bu nedenle yakın bir dostluk ve yardımlaşma ruhu içinde olan bir arkadaş gurubudur.

                    Bu vakfı kuran insanlar, gerek aile çevrelerinden, gerekse okul yaşamlarından dolayı birbirleri ile zaten samimi olan kişilerdir. Ortak bir dünya görüşünü paylaştıkları, bu dünya görüşü çerçevesinde ülkelerine ve milletlerine faydalı olmak istedikleri için gönüllü olarak, kendi imkanları çerçevesinde ve yasalarımıza uygun olarak kurdukları çeşitli sivil toplum kuruluşları ve A9TV televizyonu çatısı altında kültürel faaliyetlerde bulunmaktadırlar. TBAV ve diğer sivil toplum kuruluşlarına yönetici veya üye olmasalar da, aynı arkadaş çevresinden olan ve aynı ülküyü ve değerleri paylaşan kimseler de zaman zaman vakıf çalışmalarına gönüllü destek vermişlerdir. Bu nedenle, ortada vakıf üye ve yöneticileri ile onların arkadaş çevrelerinden müteşekkil bir «camia» vardır. Bunun ötesinde bir yapı bulunmamaktadır.

                    Vakıf mensupları ve camiası, aynı ülküye, aynı bayrağa, aynı vatana hizmet ettikleri ve “çağdaş, aydınlık, huzurlu, lider bir Türkiye’ye ulaşmak” ortak idealini hedefledikleri için; güzel bir işbirliği ruhunu, Kuran-ı Kerim’de Müslümanlar’a emredilen“velayet sistemi”nin dayanışma ahlakını, milli değerler etrafında birleşme anlayışını taşımaktadırlar.

                    Sahip oldukları fikir ve inançlarını, sivil toplum kuruluşları çatısı altında, kültürel yollarla topluma anlatmaktadırlar. Tamamen bir gönül birlikteliği olan bu bir araya gelişlerinde, hiç bir suç işleme düşüncesi bulunmamaktadır.

                    Sayın Adnan Oktar’ın ve TBAV camiası mensuplarının en büyük idealleri, Allah’ın varlığına ve birliğine iman eden, milli ve manevi değerlerine bağlı, şuurlu ve çağdaş bir Türk gençliği yetişmesine katkıda bulunmak ve Türkiyemizin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden komünizm ve benzeri zararlı ideolojiler ile PKK, DAEŞ gibi terör örgütlerine karşı fikri bir set oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Türk Milleti’ni bu güce ve inanca ulaştıracak milli ve manevi değerleri yurt içinde ve yurt dışında yaptıkları konferanslarla, sergilerle, TV programlarıyla tanıtmaya gayret etmektedirler.

                    Eserleri ve çalışmaları dünya çapında milyonlarca kişi tarafından beğeniyle takip edilen Sayın Adnan Oktar’ın ve TBAV camiası mensuplarının, yukarıda saydığımız amaçlar doğrultusunda, devlet ve millet yararına fikri ve kültürel çalışmalar yaptığı binlerce maddi delil ve belgeyle sabittir.

                    TBAV camiasının ve Vakfın Fahri Başkanı Adnan Oktar’ın bu çalışmaları 40 yılı aşkın bir süredir herkesin gözleri önündedir. Yazılan yüzlerce kitap, sayısız köşe yazısı, televizyon programları, yurtiçinde ve yurtdışında düzenlenen binlerce konferans, sergi ve seminerler, bilimsel yayınlar, büyük bir titizlikle hazırlanan belgesel filmler ve internet siteleri, A9TV kanalında yayınlanan programlar ve Sayın Adnan Oktar’ın fahri başkanı olduğu vakıflar tarafından yapılan organizasyonlar tüm kamuoyunun malumudur. Örneklerini bu kitapta sizlerle paylaşacağımız tüm bu ilmi çalışmalar[1], amacın KÜLTÜREL VE FİKRİ FAALİYET YAPMAK olduğunun somut ve inkar edilemez kanıtlarıdır.

Tüm bu somut gerçeklerin yanında; Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının fikirlerini anlatmak ve savunmak için kullandıkları yöntemlerin de kanunlarımızda suç olarak tanımlanan fiillerle en ufak bir ilgisi bulunmamaktadır:

                    Bu birlikteliğin çatısını oluşturan sivil toplum kuruluşları, başta Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı olmak üzere, yasalar çerçevesinde kurulup ilgili merciler tarafından düzenli biçimde denetlenen gönüllü kuruluşlardır. TBAV’ın çalışmalarının tümü devletimizin ilgili birimlerinden alınan izinler üzerine gerçekleştirilen meşru faaliyetlerdir. Aynı şekilde, Sayın Adnan Oktar’ın ve arkadaşlarının çeşitli programlarına katıldıkları A9 Televizyonu da yasalar çerçevesinde kurulmuş, RTÜK denetimine tabi meşru bir televizyon kanalıdır.

                    Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarınca yapılan organizasyonların tamamı basına ve halka açık olarak yapılmıştır. Bu organizasyonlarda alanında uzman birçok akademisyen, bilim insanı, sanatçı, iş insanı ve siyasetçi ağırlanmış ve bu kişilere görüşlerini kamuoyuna sunma imkânları verilmiştir. Bu organizasyonların tamamı halka, basına ve devletimizin yetkili birimlerinin denetimine açık olarak gerçekleştirilmiştir.

Ayrıca, TBAV camiası mensuplarının “Müminler birbirilerinin velileridir” ayetindeki prensip çerçevesinde ortaya koydukları gönül birliği ve tüm bu ilmi ve kültürel faaliyetleri gerçekleştirmek için ortaya koydukları fedakarlık ruhu da, “suç örgütü” kavramıyla taban tabana zıttır ve sözde suç örgütü iddiasının ne kadar tutarsız ve mantıksız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Çünkü “suç örgütü üyesi olmak”, tanımı gereği, suç işlemek ve neticesinde bir menfaat elde etmek amacıyla bir araya gelen kişilere atfedilebilecek bir sıfattır. Oysa ki en başta Sayın Adnan Oktar olmak üzere TBAV camiası mensupları ise, gerçekleştirdikleri (suç ile hiçbir alakası olmayan) ilmi ve kültürel faaliyetlerden hiçbir menfaat elde etmedikleri gibi, tam aksine uzun yıllardır kendi vakit ve imkanlarını bu ilmi faaliyetlere vakfederek örnek bir fedakarlık göstermektedirler.

                    Bu ilmi çalışmaların hepsi ciddi bir zaman ve emek gerektirmektedir. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları da kendi ticari ve sosyal hayatlarından artan zamanı güçleri ve imkânları dâhilinde ekseriyetle bu çalışmalara katılmakla geçirmişlerdir. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları tüm bu çalışmalarla, dinimizi insanlara sevdirebilmek ve insanların dinimize karşı ilgi duymalarını sağlamayı, devletin üniter yapısını koruyup güçlendirmeyi, PKK gibi bölücü tehditlere karşı vatandaşlarımızı bilinçlendirmeyi, Atatürk sevgisini ve bilincini güçlendirip yaygınlaştırmayı amaçlamışlardır.

 

                    Bunun yanında, Adnan Oktar’ın arkadaşlarıyla beraber yaptığı sayısız ilmi çalışmaların her kesime ulaşması için hiçbir fedakarlıktan kaçılmamıştır. Yurt içinde ve dışında Sayın Oktar’ın birçok kitabı ücretsiz olarak halka dağıtılmış ve insanların Yüce Rabbimiz’in varlığının delillerini tanıyıp bilmeleri amaçlanmıştır.

Örgüt iddiasının mantıksızlığını ortaya koyan bir diğer husus da şudur: Bir “suç örgütü”nün suç teşkil eden eylemleri, topluma ve devlete zarar verir. TBAV camiasının ilmi ve kültürel faaliyetleri ise toplumun ve devletimizin menfaatleri gözetilerek gerçekleştirilmektedir:

Malum olduğu üzere, özellikle son yıllarda ülkemizde ve tüm dünyada felaket haberlerini, kadınlara, çocuklara karşı şiddet haberlerini, soygun, darp, cinayet gibi haberleri sıklıkla duyar hale geldik. Önceden sadece gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan bu haberler son zamanlarda dozajı artarak ana haber bültenlerinde yer alacak seviyelere ulaşmıştır.

Toplumumuzda hakim olan bu şiddet dolu ve sevgisiz ortama karşı devlet büyüklerimiz gerekli siyasi ve hukuki tedbirleri almaya çalışmaktadır. Ancak, hukuki ve siyasi tedbirlerin yanı sıra toplum içinde sevgi anlayışının da hakim olması gerekmektedir. Bu bilinci oluşturmanın en önemli yolu ise, sevgi ve saygının ön planda olduğu, bağnazlıktan uzak, modern, kültürlü bir yaşantının ve en önemlisi gerçek Kuran ahlakının toplumda yayılmasıdır.

İşte Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın ilmi ve kültürel faaliyetleri de bu amaç ve ideallerin gerçekleşmesine katkıda bulunmakta ve böylece toplumumuzun ve devletimizin menfaatlerine hizmet etmektedir[2].  Bu bağlamda, “suç örgütü” kavramının ne derece mantıksız, gerçeklerden uzak olduğu ortadadır.

Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki; Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız, “Müminler birbirilerinin velileridir” ayetinin hükmü gereği bir gönül birlikteliği içinde yaşamaya çalışan ve aklı başında, eğitimli, yasalara saygılı insanlardan oluşan bir arkadaş topluluğudur. Müminlerin bir arada velayet sistemine uygun bir şekilde yaşamaları ise sadece İslam dininde değil Musevilik ve İsevilik dinlerinde yer alan bir güzel ahlak sistemidir.

Dolayısıyla; tüm bu meşru amaç ve idealler çerçevesinde biraraya gelen ve ülkesine ve milletine hizmet etme amacıyla yukarıda örneklerini verdiğimiz ilmi ve kültürel çalışmaları 40 yıldan bu yana kamuoyunun gözleri önünde fedakarca gerçekleştiren bir topluluğun suç örgütü olarak görülmesi akılla, mantıkla, vicdanla ve hukukla bağdaşmamaktadır.



[1] Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının 40 yılı aşkın bir süredir gerçekleştirdikleri ilmi ve kültürel faaliyetlerin detayları kitabımızın 13. bölümünde yer almaktadır. (Bknz: Sayfa 356)

[2] Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının 40 yıllık ilmi ve kültürel faaliyetlerinin devletimize ve milletimize olan faydaları kitabımızın 12. Bölümünde detaylarıyla anlatılmaktadır. (Bknz: Sayfa 327)