1. SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASININ CEVAPLARI

1.9. Sayın Adnan Oktar ve TBAV camiası mensubu arkadaşlarımızın “suç örgütü” olmadığını ortaya koyanbilimsel mütalaalar

Camiamıza husumet besleyen müştekiler Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın 1979’lu yıllardan bu yana güya haksız menfaatler elde etmek amacıyla bir araya gelmiş ve 40 yıldır güya suç işleyen bir örgüt olduğumuzu iddia etmektedirler. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi camiamız tarihi boyunca benzer iftiralara birçok kez maruz kalmış ve her defasında hukuk nezdinde aklanmıştır. Camiamızın “örgüt” olmadığına dair bugüne kadar verilmiş tam 12 ayrı yargı kararı mevcuttur. Yani, camiamızı hedef alan “suç örgütü” iddiasının asılsızlığı tam 12 ayrı yargı kararıyla sabittir. 

Bugünkü iddialarla bire bir aynı içerikte olan geçmişteki bu dava dosyalarını inceleyen bir çok saygın akademisyen ve hukukçumuz da Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın birlikteliğinin bir suç örgütü olarak değil arkadaşlık ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiği şeklinde mütalaa vermişlerdir. Bu mütalaalardan sadece birkaç tanesini örnek olarak sunmak istiyoruz. Sadece bu görüşler bile husumetli müştekilerin iddialarının aksine 40 yıllık beraberliğimizin hiçbir  şekilde “suç örgütü” kavramıyla bağdaştırılamayacağını, aksine her daim dostluk, kardeşlik çerçevesinde ve yasalara saygılı bir biçimde kültürel faaliyetlerde bulunan bir arkadaş camiası olduğumuzu açıkça göstermektedir:

Prof. Dr Kayıhan İçel; “… Diğer yandan sanıkların bir vakfın yöneticisi veya bunun faaliyetlerine katılanlar olarak kendi aralarında yaptırıma dayalı hiyerarşik bir örgütlenmeden ziyade aynı düşünce ve idealleri paylaşmaktan doğan bir arkadaşlık içinde oldukları anlaşılmaktadır. Bu durum ise; Anayasamızda güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün bir görünümü olup, gençlerin hukuksal çerçevede kendi benimsedikleri düşünce ve idealler uğruna sosyal etkinliklerde bulunmaları ve böylece Anayasal özgürlüklerin kullanılması çerçevesinde değerlendirilmelidir

… Bu nedenle ülkemizde ve çeşitli ülkelerde kamu güvenliğini ciddi biçimde tehdit eden mafya tipi veya diğer organize suç örgütleri göz önünde tutulduğunda, dosyadaki mevcut verilere göre dava konusu olayda bu türden suç organizasyonunun bulunmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır…”

Prof. Dr. Emin Artuk; “… Öte yandan Bilim Araştırma Vakfı (BAV) 1991 yılında mer’i mevzuata göre kurulmuş ve bugüne kadar da hukuka uygun bir şekilde faaliyetini resmi makamların nezareti altında devam ettirmiştir. Sanıkların suç işleyerek para kazandıkları, kara para akladıkları, devlet memurlarını veya özel sektör görevlilerini korkutarak yolsuzluk yapmaya sevk ettikleri, kaçakçılık, beyaz kadın ticareti, organ ticareti, zorla para toplama, senet tahsilatçılığı, arazi mafyacılığı, tetikçilik (kiralık katil) yaptıkları, sürekli suç işledikleri ve geçimlerini suç işleyerek sağladıkları, faaliyet alanlarında kişilere karşı cebir şiddete müracaat ettikleri, kurdukları paravan firmalar kanalıyla suç işleyerek elde ettikler, parayı akladıkları ne iddia edilmiştir, ne de dosya münderecatında bu tür bir örgütlenmeyi ortaya koyacak deliller mevcuttur.

Sonuç olarak, görülen davada sanık olarak gösterilen kişilerin faaliyetleri çıkar amaçlı suç örgütü faaliyeti olarak nitelendirilemez. Bu tarz bir değerlendirme, 4422 sayılı kanunun ratio legis’ine (kanunun temelini oluşturan sebep)  açıkça aykırılık teşkil eder, bu husus kanunun genel gerekçesinden de kolayca anlaşılabilir…”