10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.28. Fatih Altaylı’nın “Bir garip dava” başlıklı haberine karşı cevaplarımız

Fatih Altaylı 26.01.2019 tarihinde www.habertürk.com internet sitesindeki kendi köşesinde Adnan Oktar’ın kendisi hakkında açtığı bir tazminat davası hakkında bazı yanlış bilgiler içeren “Bir Garip Dava” başlıklı bir yazı kaleme almıştır.

Fatih Altaylı 24.11.2018 tarihinde, Sayın Adnan Oktar hakkında hakaret içerikli bir yazı yazmış ve Sayın Adnan Oktar da bu nedenle Altaylı hakkında tazminat davası açmıştır.

Ancak Altaylı Sayın Oktar’ın Anayasal bir hakkını kullanarak açtığı bu olağan dava hakkında kamuoyu algısı ve bir nevi sansasyon oluşturmak amaçlı olacak ki; bu davayı “garip bir dava” olarak nitelendirmiştir. Halbuki Sayın Oktar’ın her Türk vatandaşı gibi hak arama özgürlüğüne sahip olduğu açık olup kendisini hedef alan hukuka aykırı bir yayına karşı yargıya başvurması son derece normaldir.

Ayrıca Altaylı yazısında, bu olağan davayı kendince şaibeli gibi göstermek adına bazı gerçek dışı ifadelerle tabiri caizse çarpıtma yapmıştır. Ancak aşağıda izah edeceğimiz bu eklemelerin kasıtlı olarak değil bilgi eksikliğinden dolayı ortaya atıldığını düşünmek istiyoruz.

  1. Altaylı; “…Adnan Oktar isimli şahıs geçtiğimiz on yıllarda bana çokça dava açtı. O zamanlar Kartal Adliyesi’nde hep aynı mahkemede açardı davayı her ne hikmetse. Bu kez ise Edirne’den geldi mahkeme celbi…”

Sayın Oktar’ın polis operasyonu öncesinde yasal ikamet adresi İstanbul Anadolu Adliyesi sınırları dâhilinde olduğu için tazminat davalarını TMK m.25 uyarınca İstanbul Anadolu Adliyesinde (Kartal Adliyesi) açmıştır. Bilindiği üzere davaların yetkili ve görevli mahkemede açılması kanuni zorunluluktur. Yetkili mahkemenin nasıl tayin edileceği hususu ise TMK m.25 de son derece açık bir şekilde belirtilmiştir: Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.”

Adnan Oktar 11.07.2018 tarihli polis operasyonu sonrasında tutuklanarak Edirne F Tipi Y.G. C.İ.K’na gönderilmiş ve halen de tutuklu olarak yargılanmaktadır. Bu nedenle de Sayın Adnan Oktar’ın hali hazırda yasal ikamet adresi burası olup kendisine yapılan tüm yasal tebligatlar bu adrese yapılmaktadır. TMK m.25 hükmü uyarınca da Adnan Oktar’ın davayı kendi yerleşim adresinin bağlı olduğu Edirne Adliyesi’nden açması kadar doğal bir durum yoktur.

  1. Altaylı, “…Kafanıza uygun bir savcı bulursanız, gidip “İstanbul’u fethetti” diye Fatih Sultan Mehmet’e bile dava açarsınız. Adnan Oktar’ınki de o hesap olmuş. O yazıda hakaret görüp de bu davayı açan Sayın Savcımıza da selam olsun. Gariptir... Bu memlekette Diyanet profesörlerine, internet sitelerine “Katli vaciptir” diyenlere dava açan yok ama bir suç örgütünün yöntemlerini incelemeye dava açan var…”

Altaylı’nın bu cümleleri de muhtemel hukuki bilgi eksikliğinden dolayı sarf ettiğini düşünmekteyiz. Çünkü Adnan Oktar, Altaylı’nın kendisine yönelik yaptığı hakaretlerden dolayı Edirne Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde TMK m.25 ve B.K m.58 uyarınca maddi manevi tazminat talepli bir dava açmıştır.

Herkesçe bilindiği üzere, Hukuk davaları tevzii sistemine dahil olup dava dilekçesi ilgili adliyelerin tevzi bürolarına sunulur ve dosya UYAP sistemi üzerinden otomatik olarak bir mahkemeye tevzii edilir ve yargılama doğrudan başlar.

Altaylı’nın yazısında bahsettiği süreç ise bir suç duyurusu üzerine açılan ceza soruşturmasına ait bir süreçtir. Suç duyurusu üzerine savcılık tarafından bir soruşturma açılır ve neticesinde ya takipsizlik kararı verilir veyahut dava açılır. Altaylı, kendisi aleyhinde açılan tazminat davasını hukuk bilgisi yetersiz olduğu için ceza davası sanmıştır.Ancak Sayın Adnan Oktar, Altaylı hakkında suç duyurusunda bulunmadığı için ortada ne soruşturma yapacak bir savcı vardır ne de açılması gereken bir ceza davası vardır.

Ayrıca  Altaylı baştan sona hatalı olarak anlattığı bu süreçten bahsederken “…bu davayı açan Sayın Savcımıza da selam olsun. Gariptir…” diyerek Edirne Adliyesinde görev yapan Cumhuriyet Savcılarımızı da kendince bir anlamda zan altında bırakmaya çalışmıştır. 

  1. Altaylı bu yazısında Sayın Adnan Oktar’ın kişilik haklarını tekraren ihlal etmiştir. Malum olduğu üzere Sayın Oktar hakkında “suç örgütü kurmak” suçundan verilmiş bir kesinleşmiş hüküm yoktur. Aksine bu iddianın gerçek dışı olduğunu ortaya koyan yüzlerce delil mevcuttur. Halihazırdaki soruşturma ise halen derdest olup henüz iddianame dahi düzenlenmemiştir. Altaylı bu yazısında Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza yönelik sözde“suç örgütü” nitelendirmesi yaparak Sayın Oktar’ın Anasayal olarak güvence altına alınan “masumiyet karinesini” ihlal etmiştir. Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir:

“ içerik olarak güncel olan bu bilginin sadece bir haber olarak verilmediği, yazının içeriğine uygun düşmeyen ve kamuoyunda kuşku yaratacak bir üslubun kullanılarak kamuoyunu bilgilendirme amacından ziyade, davacının suçlu olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, böylece eleştiri sınırının aşılarak öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu, davacı bir siyaset adamı olmakla birlikte adil yargılanma hakkının ihlalini önleme gücüne sahip olmadığı, o yıllarda tutuklu olan davacının yasa dışı bir yapılanmanın arkasındaki isim olduğu belirtilerek suçsuzluk karinesinin ihlal edildiği anlaşılmaktadır. (Yargıtay HGK 2017/1361 E.  ,  2017/1447 K.)

Sanığın Sulh Hukuk Mahkemesine açtığı dava dilekçesinde müştekiye hitaben yazdığı sabit olan “Şaki çetesi”, “çete başkanı”, “klinik vak´a” şeklindeki ifadelerin şahsi davacının şeref ve haysiyetini ihlal eder nitelikte olduğundan sanığın sövme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde beraat hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş…” (Yargıtay 2. CD 2004/10268 E, 2005/26557 K) Sonuç olarak;  Altaylı’nın 26.01.2018 tarihli köşe yazısında Sayın Adnan Oktar hakkında öne sürdüğü iddialar hiçbir suretle gerçeği yansıtmamaktadır.