10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.27. ”Şeytanın bile aklına gelmez casusluk itirafı” başlıklı habere karşı cevaplarımız

05.02.2019 tarihinde www.haber7.com internet sitesi kaynaklı olarak “Şeytanın bile aklına gelmez! Casusluk itirafı” başlıklı bir haber kamuoyuna servis edilmiştir. Öncelikle belirtmek isteriz ki; söz konusu haber içeriğindeki detaylar soruşturmanın gizliliğini ihlal niteliğinde olduğu gibi aynı zamanda haberin başlığı dahi kişilik haklarını ihlal boyutunda isnatlar içermektedir. Bu haber başlığındaki yorumun ne basın kuralları ne de basın ahlakıyla bağdaşmadığı çok açıktır.

Şimdi söz konusu haber içeriğindeki iddialara bakalım:

Her şeyden önce sözde mağdur olduğunu iddia eden Serpil Ekşioğlu isimli kişinin bu iddiaları haber içeriğinde lanse edildiği gibi yeni ortaya atılmış iddialar değildir. Bu kişi bu iddiaları 19.05.2018 tarihli ifadesinde belirtmiş ve Sayın Adnan Oktar da 17.07.2018 tarihli emniyet ifadesinde bunları cevaplamıştır. Ancak Adnan Oktar’ın verdiği cevaplardan tek kelime dahi bahsetmeyip Serpil Ekşioğlu’nu yeni ortaya çıkmış bir itirafçı gibi aktarıp tüm iddialarını da uzun uzun anlatmak yukarıda da söylediğimiz gibi iyi niyetli habercilik ahlakıyla bağdaşmayacak bir tutumdur.

Serpil Ekşioğlu isimli kişi uzunca zaman yakın arkadaşlık kurmuş ancak sonrasında kendi isteğiyle ayrılmış bir kişidir.

Ne Sayın Adnan Oktar ne de arkadaşlarımız Serpil Ekşioğlu hakkında en ufak bir olumsuz düşünceye sahip olmamakla birlikte bu kişinin ne yazık ki -Adnan Oktar’ahusumeti tüm kamuoyunca bilinen bazı müştekilerin baskı ve tehditleriyle- bu ifadeleri vermek zorunda kaldığını düşünmektedirler. Serpil Ekşioğlu, arkadaşlarımızla uzun yıllar boyunca iyi bir arkadaşlık kurmuş, birçok güzel anılar paylaşmış ve onlarla beraber birçok organizasyon ve faaliyetlerde bulunmuş bir kişidir.

Zaten haber içeriğinde yer alan iddialara da bakıldığında, bunların 20 yıldan uzun zaman öncesine ait olan, hiçbir somut dayanağı olmayan ve hayatın gerçekleriyle bağdaşmayan mesnetsiz iddialar olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır.

Serpil Ekşioğlu tarafından sözde casusluk faaliyetleri yapıldığına dair bir takım anlatımlar yapılmış ama bu denli önemli bir iddianın altı boş bırakılmıştır. Yani o dönemlerde kimlerin bilgilerine ulaşıldığına ve bu bilgilerle bugüne kadar kime neler yapıldığına dair bir tane bile isim veya somut bir vakadan bahsedilmemiştir. Hâlbuki ortaya atılan iddia çok ciddidir. Bu derece hassas bir suçlama salt tahminlere ve duyumlara dayalı olarak yapılamaz. Bir insana böylesi ciddi bir suç isnadında bulunan kişinin mutlaka mantıklı bir delil göstermesi gerekmektedir.

Serpil Ekşioğlu 1995 yılında bayanlara güya işkence yapıldığını öne sürmüştür. Bu asılsız ve gülünç iddiaların da hiçbir somut dayanağı yoktur. Eğer gerçekten böyle bir şey olsa bunun sayısız tanığı ve şikayetçisi olması gerekirdi. Ekşioğlu ailesi gibi köklü bir aileye mensup yüksek tahsilli bir kişinin 20 küsür yıl boyunca şiddet, darp ve tehdit olaylarına göz yumduğu iddiası akla mantığa uygun değildir. Anadolu’nun ücra köşelerinde hiçbir imkanı ve yakını olmayan küçücük çocuklarımızın dahi başlarına gelen bu tür olaylarda nasıl tepkiler verip neleri göze aldıklarına hep birlikte şahitlik ediyoruz.

Ancak yukarıda sadece birkaçını sunduğumuz resimlerden de anlaşılacağı gibi Serpil Ekşioğlu 2016 yılında dahi gayet huzurlu, güvenli ve kaliteli ortamlarda arkadaşlarıyla beraber zaman geçirmiştir. Serpil Ekşioğlu’nun yüzündeki huzur, rahatlık ve mutluluk açıkça farkedilmektedir.

Sadece bu fotoğraflara yansıyan huzur ve mutluluk ifadesi bile şiddet, taciz, darp vs gibi gülünç ve mesnetsiz iddiaların ne denli boş olduğunu açıkça göstermektedir. Güya dış dünyayla bağlantısının kesildiğini iddia eden kişileri her nasılsa hemen her gün bir davette, organizasyonda, canlı yayın ekranlarında, alışverişte veya başka bir ortamın içerisinde görüyoruz. Kaldı ki, Serpil Ekşioğlu yıllardır ülkenin köklü eğitim kurumlarından biri olan Koç Ünversitesi’nde çalışmaktadır. Dış dünya ile bağlantısı zorla kesilmiş bir kişinin, her gün düzenli olarak işine gidemeyeceği çok açıktır. Bir arkadaş grubundan yıllarca şiddet gördüğünü iddia eden bir kişinin o arkadaş grubunun düzenlediği eglencelere güle oynaya kendi imkanları ile katılması da hayatın olağan akışına tamamen aykırıdır.

Serpil Ekşioğlu’nun diğer isnatları da aynı mahiyette izah etmeye dahi ihtiyaç duymadığımız hayali ve mesnetsiz iddialardan ibarettir. Kaldı ki bu iddiaları biraz dikkatli okuduğumuzda ortada çok vahim gibi görünen ama ara bağlantıları ve sonuç kısmı kocaman bir boşluk olan çelişkiler silsilesi ortaya çıkmaktadır.

Sözde casusluk yapıldığını iddia ediliyor, hangi bilgilerle kime karşı ne yapılmış diye bakıyoruz cevap yok…

Sözde dayak ve şiddetten bahsediliyor, kim ne zaman dayak yemiş, kimin saçları kesilmiş diye bakıyoruz ne bir tanık ne bir rapor ne de bir şikayet olmadığı gibi tam aksine yıllar içerisinde süregelen çok güzel ve sevecen bir arkadaşlık ortamıyla karşılaşıyoruz…

Kitaplar böyle yazılıyordu diye başlık atılıyor ama içerisini okuyoruz zaten Adnan Oktar’ınyıllardır canlı yayın ekranlarından anlattığı konular karşımıza çıkıyor…

Günümüzün en moda iftiralarından biri olan “FETÖ’cüler ile görüşülüyordu” diye bir iddia ortaya atılıyor, adı geçen kişinin hangi tarihte evine geldiğinden ve neler konuşulduğundan hiç bahsedilmiyor...

Kısaca özetlemek gerekirse Serpil Ekşioğlu’nun artık hukuken zamanaşımına uğramış soyut atf-ı cürümlerden ibaret iddialarına itibar edilmemesi ve soruşturmanın gizliliğine, Adnan Oktar ve arkadaşlarının kişilik haklarına karşı daha hassas davranılması gerektiğini düşünüyoruz.