10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.25. FETÖ’cü firari savcı Fikret Seçen’in Adnan Oktar davasını kapattığına dair Sabah Gazetesi’nde yayınlanan haber gerçek dışıdır

Sabah Gazetesi muhabiri Emir Somer tarafından yapılan “Adnan Oktar dosyasını Savcı Seçen örtbas etti” başlıklı haberde yer alan iddialar da hiçbir suretle gerçeği yansıtmamaktadır. İşin aslı ise tam tersidir. Yani Fetö’cü özel yetkili firari eski savcı Fikret Seçen camiamıza yönelik davayı açan ve bu komployu bizzat kurup her detayını takip eden ve davanın devam etmesini sağlayan kişidir. Yani FETÖ’cü özel yetkili eski savcı Fikret Seçen, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza kumpas kurmuştur. Kumpası bozan ise namuslu bir hakimdir, Seçen değil…

Ülkece FETÖ’ye karşı mücadelede çok hassas bir süreçten geçtiğimiz böylesi önemli günlerde gerçek olmayan ve eksik bilgilerle insanlara FETÖ’cü yaftası yapıştırmanın iyi niyetli olduğunu da düşünebilmemiz mümkün değildir. Sayın Adnan Oktar hemen herkesin FETÖ’yü övüp desteklediği 2010’lu yıllarda dahi FETÖ liderini ve üyelerini canlı yayın ekranlarından en sert dille eleştirmiştir. Hatta Sayın Oktar daha o yıllarda “..Ben Fethullah Hoca’nın bir tek ‘Allah bir’ demesine inanırım. Helaller, haramlar, cennet, cehennem, bunların hepsine inanırım ama onun dışındaki sözlerine inanmıyorum ben…” diyerek FETÖ liderine olan net bakış açısını ortaya koymuştur. Bu konuyu kitabımızın önceki bölümlerinde detaylı bir biçimde delilleriyle açıklamıştık.

Şimdi söz konusu haberde yer alan iddialara gelecek olursak; Sayın Adnan Oktar ve bizlerin yargılandıkları dosyayı firari savcı Fikret Seçen kapatmamıştır. Haberde yer alan bu iddia başından sonuna kadar gerçek dışıdır. Hatta öyle ki, adı geçen firari savcı dosyayı kapatmak şöyle dursun, Sayın Adnan Oktar ve bizlere dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğündeki FETÖ’cü emniyet görevlileri ile beraber kumpas kurmuştur.

Söz konusu haberde iddia edilen davaya ait gerçek süreç kısaca şu şekilde yaşanmıştır:

15.11.2006 tarihinde İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne ismi, kimlik bilgileri ve telefon numarası belli olmayan (klasik bir FETÖ taktiğidir) bir ihbar telefonu gelmiştir. (Daha sonra yapılan incelemeler neticesinde böyle bir ihbar telefonunun gerçekte gelmediği anlaşılmıştır.)

Bu ihbarı yapan kişi ve ihbarın mahiyeti hakkında hiçbir araştırma yapılmadan dönemin CMK 250. Maddesiyle yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli savcı Fikret Seçen tarafından bir soruşturma başlatılmıştır. Şuan FETÖ firarisi olan Fikret Seçen bu soruşturmayı yapma görevini İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü (şuan FETÖ tutuklusu) Mutlu Ekizoğlu’na vermiştir. Aynı zamanda Ergenekon davalarının da mimarı olan Fikret Seçen ve Mutlu Ekizoğlu ikilisi camiamızı hedef alan kumpas dosyasını (aynı şimdi olduğu gibi) uydurma şikayetler, sahte tutanaklar ve yalancı gizli tanık ifadeleriyle doldurmuştur. Bunun ardından da “aile kurumuna karşı suç örgütü” gibi saçma ve absürd bir suç nitelemesiyle TCK m.220. madde çerçevesinde açılan davada, Fikret Seçen-Mutlu Ekizoğlu ikilisinin ürettikleri sahte tutanaklar teker teker deşifre olmuştur. Örneğin kendisini güya Adnan Oktar tarafından “zorla alıkonulan bir kadın” gibi lanse eden sahte ihbarcı “Güldören Dönmez” in gerçekte bir erkek olduğu ihbar dilekçesi üzerindeki kriminal genetik incelemede ortaya çıkmıştır. Ayrıca FETÖ’cü polislerin yazıp yalancı gizli tanıklara imzalattıkları sahte ifadeler de bizzat bu gizli tanıklarca reddedilince kumpas çökmüştür.

İşte bu soruşturma sürecinde yaklaşık 3 yıl boyunca başta savcı Fikret Seçen ve dönemin Org. Suç. Mücadele de görevli polis memurları (şuan hepsi FETÖ/PDY tutuklu/firari sanıkları) tarafından sayısız hukuksuzluklar yapılmıştır. Bu soruşturma sürecinde FETÖ’cü emniyet görevlileri ve Fikret Seçen dahil diğer FETÖ’cü yargı mensupları hakkında detaylı beyanlarımızı (Sahte ihbarlar ve yalancı gizli tanıklarla 2006-2008 yılları arasında yaşananlar) başlığında bulabilirsiniz.

Muhabir Emir Somer’in savcı Fikret Seçen’in kapattığını iddia ettiği dosyada bizzat Savcı Fikret

Seçen tarafından yapılan hukuksuzluk ve delil karartma işlemlerine bir örnek gerekirse;

Savcı Fikret Seçen, dönemin Org. Suç. Müc. Şube Müdürü Mutlu Ekizoğlu (FETÖ/PDY davası firari sanığı), Baş komiser Seyfi Erdoğan (FETÖ Şike kumpası davasında tutuklu), Teknik Takip Büro Amiri Mustafa Kılıçaslan (FETÖ/PDY Tahşiyecilere Kumpas davası tutuklu sanığı), Ahmet Davulcu (FETÖ/PDY davası firari sanığı), Ahmet Bike ve baş komiser Serdal Akça habere konu soruşturma dosyasının müştekisi olan Cevat-Semin Babuna’yı şüpheli gibi gösterip evine “sağlam hat” diye tabir ettikleri bir telefon yerleştirip bu telefonu dinlemişlerdir. Daha sonrasında yerleştiren telefonda konuşma yapılmadığına dair sahte bir evrak düzenlemişler ve telefonun 3 aylık dinleme kayıtlarını “ses gelmiyor” bahanesiyle haksız ve hukuksuz bir şekilde imha etmişlerdir. Bu usulsüz imhanın nedeni, bu hat üzerinden gerçekleştirdikleri kumpas amaçlı konuşmaları ortadan kaldırmaktır.

Bu usulsüz imha işleminin anlaşılması ile birlikte bu kumpasın mağduru olan TBAV camiası mensupları tarafından yapılan şikayetler neticesinde ilgili müfettişliklerce incelemeler yapılmış ve “ses gelmiyor” bahanesiyle içeriği imha edilen hat üzerinden aylarca konuşmalar yapıldığı ve dolayısıyla hiçbir ses sorununun olmadığı anlaşılmıştır. Yani FETÖ’cü polislerin dosyadaki kumpas izlerini yok etmek amacıyla sildikleri ses kayıtlarıyla ilgili imha tutanaklarındaki usulsüzlük resmi raporlarla sabit olmuştur. Bahsettiğimiz bu hususun doğruluğuna dair inceleme raporlarını, TBAV camiası mensuplarıncayapılan başvuruları ve daha çok fazla hususa dair evrakları talebiniz halinde sizlere gönderebiliriz.

Görüldüğü üzere savcı Fikret Seçen (gazeteci Emir Somer’in iddiasının aksine) dosyayı kapatmamış aksine sahte bir ihbarla soruşturma başlatıp bir de üstelik bu süreçte birçok hukuksuzluğa imza atmıştır.