5. CASUSLUK SUÇU İŞLENDİĞİNE DAİR İDDİALARIN CEVAPLARI

5.2. Rus bir tercümanın güya Sayın Adnan Oktar adına casusluk yaptığı iddiası doğru değildir

Bazı gazetelere ve internet haber sitelerine yansıyan bir uydurma haberde, Sayın Adnan Oktar’ın güya Dışişleri Bakanlığımız’ın yetkilileri ile Rus yetkililer arasında tercümanlık yapan bir bayanı tanıdığı ve bu tanışıklığı sebebiyle gerek ülkemizde gerekse Rusya’da yaşanan bazı resmi görüşmelerin içeriğini öğrendiği ileri sürülmüştür. Haberde bahsi edilen konunun dosyada etkin pişmanlıktan yararlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde geçtiği söylenmektedir. 

Bu uydurma haber, 11.07.2018 tarihli polis operasyonundan bu yana arkadaş camiamıza karşı yürütülen yoğun kara propaganda ve algı operasyonu çalışmasının tipik bir örneğidir.

Öncelikle belirtelim ki Sayın Adnan Oktar bugüne kadar Dışişleri Bakanlığımızın yetkilileri ile Rus yetkililer arasında yapılan görüşmelerin içeriği hakkında (kamuoyuna ve basına yansıyan ve herkesin malumu olan haber niteliğindeki bilgiler dışında) hiçbir özel ve gizli bir bilgi sahibi olmamıştır, olması da mümkün değildir. Sayın Adnan Oktar hayatı boyunca haberde geçen görüşmelerin veya benzerlerinin içeriğini öğrenmek için hiçbir çaba içine de girmemiştir. Sayın Adnan Oktar’ın bu tarz görüşmelerin içeriğine vakıf olan hiçbir arkadaşı bulunmamaktadır.

Sayın Adnan Oktar’ın haberde geçen ve tercümanlık yaptığı belirtilen bayanla da daha önceden hiçbir tanışıklığı, yüz yüze gelmişliği ve konuşmuşluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla Sayın Adnan Oktar’ın adı geçen bayandan bilgi aldığı yönündeki iddialar tamamen hayal ürünüdür.

Bu uydurma iddia, gerçeklere aykırı olmasının yanında, akla ve mantığa da tamamen aykırıdır. Çünkü hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmayan bu iddia, “Bir kişinin resmi görüşmelere katılan devlet memuru, tercüman gibi bir tanıdığı varsa, bu resmi görüşmelerin içeriği bu kişiye sızdırılır” şeklindeki tuhaf varsayıma dayanmaktadır.

Sayın Adnan Oktar’ın zaten böyle bir tanıdığı ya da akrabası yoktur ancak ülkemizde akrabaları, dostları, eşi veya çocuğu devlet kurumlarının önemli mevkilerinde çalışan belki yüz binlerce vatandaşımız bulunmaktadır. Bu da son derece doğal bir durumdur ve sözkonusu vatandaşlarımızın devletimizin gizli bilgilerine ulaşacakları şeklinde yorumlanamaz. Bu çarpık mantığa göre hareket edilirse, resmi görüşmelere katılan devlet görevlilerimizin tüm akraba ve tanıdıkları da devletimizin resmi görüşmelerinden bilgi sızdıran şüpheliler konumuna gelecektir ki bunun son derece mantıksız ve aşırı şüpheci bir bakış açısı olacağı açıktır.

Ayrıca bu iftirayı atanların, Sayın Oktar’ın (esasen hiçbir ilgisinin bulunmadığı) söz konusu görüşmelerin içeriğini öğrenmekle ne gibi bir sözde menfaat elde etmeyi umduğuna ve bunu elde edip etmediğine ilişkin akla ve mantığa uygun tek bir detay verememiş olmaları da bu iddianın, magazin dedikodusu seviyesinde basit bir yalan olduğunun bir diğer delilidir.