10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.20. Operasyon sırasında arkadaşlarımızın güya polise direndiği ve ateş açtığı iddiası tamamen asılsızdır

Mert Sucu isimli arkadaşımız, polis operasyonu sırasında misafir olarak kaldığı Yamaçlı sok. no: 37 Kandilli adresindeki evin bahçesine gelen polislerin çıkardığı yüksek sesler nedeniyle bir anda uyanmış, ancak uyku sersemi bir halde olduğu için gelenlerin polis olduğunu anlamamış, tedirginliğe kapıldığından bulunduğu odada kendini koruma amaçlı birkaç el ateş etmiş ancak şuuru yerine gelip de dışarıdakilerin polis olduğunu anladığından hemen teslim olmuştur.

Mert Sucu’nun uykusundan panikle uyanıp şuursuz bir haldeyken yaptığı ve daha sonrasında büyük pişmanlık duyduğu bu olay dosyanın husumetli müştekileri ve bazı basın mensuplarınca kasıtlı olarak farklı yerlere çekilmeye çalışılmıştır.

Olay anına ait detayları izah etmeden önce özellikle belirtmek istediğimiz bir husus bulunmaktadır. Mert Sucu son derece sakin ve mütevazı bir kişiliğe sahiptir. Gerek özel gerek ticari hayatında ve gerekse arkadaş ortamımızda sakinliği ve ağırbaşlılığıyla bilinen ve sevilen bir kişidir. Kendisinin değil bir insana kasten kurşun sıkmak, bir insanı sözle dahi kırmayacak yapıda olduğu kendisini tanıyan herkesçe bilinmektedir.

Söz konusu olay ise Mert Sucu’nun kendi beyanlarına göre şu şekilde gerçekleşmiştir:

Mert Sucu o gece Sayın Adnan Oktar’ın yayın yaptığı stüdyoda arkadaşlarıyla zaman geçirmiş ve sabah 05.00 sularında stüdyonun birkaç dakika uzaklığındaki Üsküdar Kandilli’de bulunan Semih Marangozoğlu isimli arkadaşının kiracısı olduğu evde kalmıştır.

Bu yer daha önce basına da yansıdığı üzere ormanlık bir arazi içerisinde müştemilat şeklinde küçük misafirhanelerden oluşmaktadır. Mert Sucu da o gece misafirhanelerin birinde kalmıştır.

Buraya geldiğinde saat sabah 05.00 suları olduğu için sabah namazını kılmış ve hemen yatmıştır.

Daha sonra bir anda bahçeden gelen çok yüksek sesleri ve bağrışmaları duymasından dolayı uyanan Sucu uykudan korkuyla kalkmış olmasının verdiği panikle kendisine bir saldırı gerçekleşmekte olduğunu düşünmüştür.

Tam bu noktada belirtmek gerekir ki; Sayın Adnan Oktar uzun zamandır PKK, DHKP-C, DEAŞ, EL KAİDE gibi terör örgütlerinden ve bazı fanatik gruplardan tehditler aldığı ve bu örgütlerin suikast listesinde olduğu için Sayın Adnan Oktar’ın tüm arkadaşları da kendilerine de yönelebilecek saldırılar nedeniyle devamlı teyakkuzda yaşamaktadırlar.

İşte Sucu da bahsini ettiğimiz olay sırasında, terör örgütlerinin veya bazı fanatik grupların saldırı yapmış olacağını düşünerek bir anda panikle uykusundan uyanmıştır. Mert Sucu’yu tanıyan herkesin belirttiği üzere, söz konusu şahsın uykusu oldukça ağırdır ve uykudan tam anlamıyla ayılma süreci uzun sürmektedir. Hatta kimi zaman kendi arkadaş çevresinde bu özelliği yüzünden esprilere maruz kaldığı da belirtilmektedir.

İşte olay anında ağır uykusundan hemen kurtulamadığından ve olayın verdiği şokla terör örgütü vb. saldırısıyla karşılaştığını düşündüğünden kendini koruma (nefsi müdafaa) içgüdüsüyle yere yatmıştır. Hemen yanı başındaki komodinin üst çekmecesinde bulunan silahını alarak odanın içerisinde 4-5 el rastgele şuursuzca ateş etmiştir. Burada HEDEF GÖZETMEDEN atış yapıldığı çok nettir. Zaten odanın yapısı da  dışarıda kimin olduğunu anlamaya elverişli değildir. Küçük bir kabin niteliğindeki odanın sadece ufak bir havalandırma penceresi bulunmaktadır. Olay sırasında bu pencere kapalıdır. Sucu’nun dışarıda kim olduğunu bilmesi teknik olarak mümkün değildir.

Odasının duvarlarına ateş etmiş olması da hedef gözetmeden ateş ettiğinin net bir delilidir.

Mert Sucu’nun kaldığı odanın kapısı pimapen kapı olup camı da kalın buzlu camdır. Kapının hemen dışı da dışarıdan çirkin gözükmemesi için ahşap panjurlarla kapatılmıştır. Bu oda (misafirhane) ormanlık arazinin içerisinde olup doğrudan bahçeye açılmaktadır.

Mert Sucu olay anında hiçbir şekilde polisleri görmemiş ve çıkan seslerden bahçedekilerin polis olduklarını anlamamıştır. Aynı şekilde polisler de Sucu’yu görmemişlerdir. Sucu odanın içerisinde 4-5 el ateş ettikten sonra 30 sn-1 dk kadar büyük bir sessizlik olmuştur. Sucu o esnada yatağından kalkıp odanın gerisine çekilmiştir.

Daha sonra polis memurları dışarıdan “polis teslim ol”, “ateş edeceğiz” diye bağırmışlardır. Dışarıdakilerin polis olduklarını anlayan Sucu hemen odadaki dışarıya bakan küçük camın önüne gelerek “pardon pardon yanlışlıkla oldu, hemen çıkıyorum kusura bakmayın” dedikten sonra silahını kırılan buzlu camın arasından dışarıya fırlatmıştır. Bunun ardından Sucu hemen pantolonunu giyerek çıplak ayakla seri şekilde dışarı çıkarak teslim olmuştur.

Görüldüğü üzere Sucu ne direkt olarak bir polis memuruna ateş etmiş ne de silahından rastgele çıkan mermilerden biri polise isabet etmiştir. Bu yöndeki iddialar gerçekliği yansıtmadığı gibi tamamen kötü niyetlidir. Sucu gelenlerin polis olduklarını öğrendiği anda büyük bir pişmanlık yaşayarak çıplak ayakla hemen teslim olmuştur. Memurlara karşı en ufak bir mukavemet dahi göstermemiştir. 

Ancak bu olay nedeniyle sırf camiamızı güya tehlikeli insanlarmış gibi gösterebilmek adına birçok gerçek dışı ve çelişkili beyanlar ortaya atılmıştır.

Örneğin; bazı iddialara göre Mert Sucu’nun ateş ettiği polis memurunun çelik yeleğine 3, bazı iddialara göre ise 1 kurşunun isabet ettiği söylenmiştir. Bu çok çelişkili bir iddiadır.

İşin aslında –Allah’a şükürler olsun ki- hiçbir polis memurumuza kurşun isabet etmemiştir.

Çünkü Sucu olay anında sadece kendi bulunduğu odanın duvarlarına ateş etmiştir.

Ayrıca oda ile bahçe arasında yaklaşık 50-60 cm kadar bir yükseklik bulunmaktadır. Ormanlık bir arazi içerisinde oldukları için oda bahçeden daha yüksek bir noktadadır. Yani polis memurları olay anında tam kapının önünde dahi olmuş olsalar kurşunların çelik yeleğe isabet etme olasılığı sıfırdır.

Kaldı ki; polis memurları daha olay yerindeyken Sucu’nun polisleri hedef almadığını anlamışlardır. Sucu da daha olay sıcakken polis memurlarına işin aslını anlatıp çok pişman olduğunu söylemiş ve defalarca özür dileyip haklarını helal etmelerini istemiştir. Hatta özel harekat polislerinden birisi Mert Sucu’ya sarılmış ve “çok üzgün olduğunu” belirtmiştir. Taraflar nihayetinde karşılıklı sarılarak helalleşmişlerdir.

Nitekim olay anıyla ilgili tutulan polis tutanaklarında herhangi bir polis memuruna kurşun isabet ettiğine veya yaralandığına dair bir beyan yoktur.

Amacın polise bir direniş sergilemek ve çatışmaya girmek olmadığı çok rahatlıkla anlaşılmaktadır. Kaldı ki Mert Sucu’nun hayatında böyle bir vukuatı, bu sebeple veya herhangi bir sebeple alınmış bir sabıkası da bulunmamaktadır. Aynı şekilde, Sucu’ya ait tabanca da hiçbir zaman adli bir olaya karışmamıştır.