10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.17. Operasyonda Sayın Adnan Oktar’a ait evden cephanelik çıktığı iddiası tamamen asılsızdır

11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonunu takip eden günlerde, basın ve yayın organlarında arka arkaya ve ısrarlı bir şekilde güya Sayın Adnan Oktar’ın yakalandığı evde yüzlerce silah ele geçirildiği, bunların arasında ruhsatsız tabancalar ve uzun namlulu suikast silahı da bulunduğu şeklinde mesnetsiz ve gerçekliği olmayan haberler yayınlanmıştır.

a) 11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonu sırasında ele geçirilen tüm silahlar RUHSATLIDIR. Tamamı devletin gerekli gördüğü tüm yasal aşamalar yerine getirilerek temin edilmiştir. Gayrı kanuni bir harekete asla tevessül edilmemiştir. Bunların içinde makinalı tüfek, dürbünlü suikast silahı veya uzun namlulu tüfek yoktur. Ruhsatlı standart av tüfekleri, konu hakkında bilgi sahibi olmayan vatandaşlarımızı kandırmak amacıyla çarpıtılarak, bu şekilde isimlendirilmiştir. Bu bir dezenformasyondur.

b) Ele geçirilen tüm silahların Adli Tıp Kurumu tarafından balistik incelemeleri yapıldığında, bunların içinde makinalı tüfek veya suikast silahı bulunmadığı, hepsinin ruhsatlı av tüfekleri ve normal tabancalar olduğu, hiçbirinin tek bir adi suça dahi karışmamış olduğu, poligonda alıştırma amaçlı olmanın dışında tek bir kere dahi ateşlenmediği net olarak ortaya çıkacaktır.Silahların ruhsat sahiplerinin adli sicil araştırmaları yapılırsa, hiçbirinin hayatlarında tek bir suçtan dolayı bile hüküm giymemiş oldukları, adli sicillerinin tertemiz olduğu anlaşılacaktır.

c) Adnan Oktar silah sahibi değildir, üzerine silah ruhsatı olmadığı gibi silah kullanma konusunda da bir bilgisi bulunmamaktadır. Ancak Sayın Adnan Oktar birçok terör örgütünün suikast ve ölüm listesinde yer almaktadır. İstanbul Valiliği PKK, El Kaide ve DEAŞ terör örgütlerinin Sayın Adnan Oktar’a yönelik saldırı planları yaptıklarını tespit etmiştir. Bu durumu 3 ayrı yazıyla Sayın Adnan Oktar’a bildirmiş ve kendisini yakın koruma kapsamına almıştır. İstanbul Valiliği tarafından Sayın Adnan Oktar’a tebliğ edilen bu yazılar şöyledir:

  • 1) PKK TEHDİDİ

“Kongra-Gel (PKK)/KCK terör örgütünün eylem faaliyetlerine ilişkin yapmış olduğu çalışmalarda “aralarında ADNAN OKTAR’ın da bulunduğu siyasilere, iş adamlarına, gazetecilere, yazarlara yönelik eylem amacıyla görevlendirmenin yapıldığı”, PKK/ KCK terör örgütü mensupları tarafından “aralarında Adnan Oktar’ın da isminin geçtiği şahıslara yönelik açık kaynak araştırması ve keşif/istihbarat çalışmalarının yapıldığı, söz konusu şahsa yönelik terör örgütü mensupları tarafından silahlı eylem yapılabileceğinin değerlendirildiği” yönünde bilgiler iletilmiş, Sayın Adnan Oktar’ın çağrı üzerine koruma tedbiri ile koruma altında bulundurulduğu hatırlatılmış, şubemizi arayarak koruma talebinde bulunabilecekleri kendilerine beyan edilmiş olup... “

  • 2) EL KAİDE TEHDİDİ

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın (TMK 10.maddesi ile yetkili) 17/01/2012 ve 2012/229 soruşturma kapsamında, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde Tekirdağ ve İstanbul olmak üzere 27.02.2013 tarihinde El Kaide terör örgütünün Türkiye yapılanmasına yönelik hedef şahısların bulundukları evlere yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, bahse konu hedef şahısların bulundukları evlerden elde edilen dijital verilerin yapılan inceleme ve tespitleri sonucunda, Sayın Adnan Oktar’a ait olduğu değerlendirilen ev ve iş adreslerinin keşfinin yapıldığı tespit olunmuştur. “

  • 3) DEAŞ TEHDİDİ

“Uluslararası terörist faaliyetlerin tespit ve deşifresi amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında “kısa zaman içinde DEAŞ terör örgütünün yurt içinde yürüttükleri faaliyetler kapsamında yapılan tetkikler neticesinde Adnan Oktar’ın ikamet bilgilerinin internet ortamından araştırıldığı ve muhtemel saldırı hedefi olabilecekleri” şeklinde bilgiler iletilmiştir. “

Sayın Adnan Oktar bu terör örgütlerinin suikast listesinde yer almış ve Emniyet Müdürlüğü tarafından kendisine koruma tahsisi yapılmıştır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, Sayın Oktar’ın yakınlarında bulunan, sık sık kendisiyle görüşmeye giden, canlı yayınlara ve televizyon programlarına katılan çok sayıdaki arkadaşının da kendisiyle birlikte hayati tehlike altına girmiş olduğu kesin bir gerçektir. Dolayısıyla arkadaşlarının bu ziyaretleri sırasında yanlarında yasal ruhsatlı silahlarını bulundurmaları kadar doğal birşey daha düşünülemez.

DEAŞ KORUMA KARARI

d) İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından bir masa üzerinde sergilenmek suretiyle basına teşhir edilen ve basındaki haberlerden öğrendiğimiz kadarıyla 70 tabanca, 27 av tüfeği sadece Sayın Oktar’ın misafir olduğu villadan değil, 11.07.2018 tarihli polis operasyonu kapsamında baskın düzenlenen toplam 112 ayrı ev ve işyerinden ele geçirilmiş silahlardır. Bu silahların Sayın Adnan Oktar ile doğrudan ilişkilendirilme gayretini son derece samimiyetsiz ve art niyetli bulmaktayız. Çünkü bunların hiçbirinin sahibi Adnan Oktar değildir. Silahlar üzerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu tarafından yapılacak ruhsat sahibi ve parmak izi araştırmaları bu gerçeği ortaya koyacaktır. Umut Vakfı’nın verilerine göre Türkiye’de halkın elinde yaklaşık 15 milyon silah bulunmaktadır. Yani ortalama her 5-6 kişiden birinde silah bulunmaktadır. Ülkemizin birçok yerinde, örneğin Karadeniz bölgesinde herhangi 100 eve baskın düzenlense bundan daha fazla sayıda silah bulunabilir. Dolayısıyla 112 ev ve işyerinden toplam 97 adet silah bulunması sayıca şaşkınlık yaratacak bir duruma işaret etmemektedir.

e) Özellikle ruhsatlı av tüfekleri olmak üzere, ele geçirilen silahların ruhsat tarihi incelendiğinde, büyük kısmının 15 Temmuz 2016 tarihli hain darbe kalkışmasının sonrasına ait oldukları görülecektir. Arkadaşlarımız, vatanın hain kalkışmalara karşı savunulması ve kişisel can güvenlikleri gerekçeleri ile de bazı silahları edinme yoluna gitmişlerdir. Nitekim soruşturmayı yürüten savcılık da bu silahların can güvenliği amacıyla edinildiğini kabul etmiştir. Savcılıkça yapılan 18.07.2018 tarihli sevk yazısının son sayfasında “… güvenlik ve tedbir amacıyla bulundurulan silahlar…” denmek suretiyle silahların can güvenliği maksatlı olduğu vurgulanmıştır.

Burada önemle vurgulamamız gereken konu, her ne niyetle olursa olsun bu kişilerin silah edinirlerken devletin gerekli gördüğü tüm yasal prosedürleri harfiyen uygulayarak ruhsat sahibi olmuş olmalarıdır.

f) Basındaki haberlere konu olan silahların bazıları, 1999 yılında camiamıza yönelik düzen-

lenmiş olan polis operasyonu sırasında ele geçirilmiş ve adli emanete alınmış olan silahlardır. O dönem yapılan tetkikler neticesinde Devletimiz bu silahları sahiplerine iade etmekte sakınca görmemiş ve bu silahlar 2015 yılından sonra mahkeme kararıyla sahiplerine verilmiştir. Elbette ki arkadaşlarımız, Devlet tarafından bir tehdit olarak algılanmış olsalardı bu silahlar sahiplerine iade edilmezdi.

g) Sayın Adnan Oktar’ın fahri başkanlığını ve benimde asli başkanlığını yaptığım TBAV’ın faa-

liyetlerinden ve kendisinin Büyük Türkiye, Türk-İslam Birliği, Kızıl Elma Ülküsü gibi fikirlerinden rahatsız olan, modern, müreffeh, özgürlükler ülkesi büyük Türkiye özlemine karşı düşüncede olan çok sayıda kişi ve grup, Sayın Adnan Oktar’a karşı yoğun bir iftira, hakaret, tehdit ve sataşma girişimi içinde olmuşlardır. Bu konularla alakalı adli mercilere aksettirilmiş çok sayıda dosya mevcuttur.

Somut bir örnek vermemiz gerekirse, Köroğlu Gençlik Teşkilatı isimli bir derneğin başkanı konumundaki Mahmut Alan isimli kişi, camiamızın fikirlerine karşı gösterdiği saldırgan tutumunu öyle ileri bir dereceye taşımıştır ki, A9 TV stüdyosunun yakınlarında keşif faaliyetleri yapıp bunları sosyal medya üzerinden tehdit amaçlı paylaşmış, yine sosyal medyada yaptığı paylaşımlarda insanları bu stüdyonun önünde toplanmaya tahrik etmiştir. Mahmut Alan, A9 TV stüdyosunu dışarıdan gizlice görüntülerini çekerek kendisine ait Facebook isimli sayfada paylaşmıştır. Bunun üzerine İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nce gözaltına alınan Mahmut Alan daha sonra tutuklanmıştır. Mahmut Alan isimli kişi basında yer alan haberlere göre aralarında kasten adam yaralama, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, hakkı olmayan yere tecavüz ve tehdit suçları da olmak üzere 24 ayrı suçtan sabıkası olan bir kişidir. Mahmut Alan ve arkadaşları Üsküdar Bağlarbaşı’nda düzenlenen bir sergiyi bastığı gerekçesiyle gözaltına alınmışlardır.

Mahmut Alan ve destekçisi olan kişiler camiamıza yönelik açık bir tehdit oluşturdukları için, arkadaşlarımız içinde yasal silah ruhsatına sahip kişilerinde ruhsatlı silahlarını yanlarında taşımaları kadar doğal bir durum düşünülemez.

Başka bir örnek de, A9 TV’ye gelen bir ihbardır.  07.02.2018 tarihinde Sakarya’dan A9 TV’yi telefonla arayan Salih Özbereket isimli bir vatandaş, “Adnan Oktar’a yakın zamanda bir suikast planlandığını, çok uzaktan susturuculu bir silahla ateş edileceğini” ihbar etmiştir. Bunun üzerine İstanbul Anadolu C.B.Savcılığı’nda 2018/84491 numaralı soruşturma açılmıştır. Soruşturma kapsamında Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından alınan tedbirler sayesinde söz konusu suikast önlenmiştir.

Bu kapsamda 2018 yılı Şubat aylarında Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından A9 TV stüdyosunun çevresinde günler boyunca güvenlik tedbirleri alınmıştır. Emniyet yetkilileri tarafından, “stüdyonun önünde Adnan Oktar aleyhinde eylem ve protesto gösterileri yapılacağına” dair de bir tespit yapılmıştır. Bu tespit üzerine birçok sivil ve üniformalı polis stüdyo etrafında nöbet tutmuşlar ve bu sayede amaçlanan eylem gerçekleşememiştir. Bu tespit ve alınan tedbirlere ait kayıtlar Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de bulunmaktadır.

h) Silahların ruhsatlarının sahipleri olan kişiler, adli ve idari birimlerin yürüttükleri sıkı tahki-

katlardan sonra ruhsat sahibi olmuşlar ve bu tahkikatlar neticesinde Devletimiz bu kişilerin silah sahibi olmaya ehil kişiler olduklarını kabul ederek ruhsat izni vermiştir.

Bu kişiler adli incelemelerde silah ruhsatı sahibi olmalarına mani bir ceza kararı veya suç isnadı olmayan, sicilleri bu bakımdan pırıl pırıl kişilerdir. Bilindiği üzere, alt sınırı 1 yıl veya üzeri olan herhangi bir suçtan dolayı ceza almış veya hakkında derdest bir soruşturma/kovuşturma bulunan kişiye silah ruhsatı VERİLMEMEKTEDİR. Dolayısıyla, söz konusu silahların ruhsat sahipleri olanlar, gerek adli yönden, gerek ruhen ve fiziken geçtikleri kontrollerden, gerek devlete olabilecek vergi veya idari para borçları yönünden, gerekse ticari faaliyetleri yönünden devtletin değişik birimleri tarafından mercek altına alınmış ve bu kapsamlı araştırmalardan sonra ruhsat sahibi olmaya hak kazanmışlardır.

Bu kişilerin tamamının sabit yerleşik ikamet adresleri olduğu, bu adreslerden kendilerine ulaşılabildiği ve gerektiğinde tebligat yapılabildiği hem MERNİS kayıtlarından hem de emniyet tarafından yapılan tahkikatlar neticesinde anlaşılmış ve bunların neticesinde silah ruhsatı verilmiştir.

Bu kişilerin bir kısmı ruhsatlarının geçerlilik süresi olan 5 yıl bittiği için gerçekleşen yenileme işlemleri neticesindebir kez daha ruhsat almışlardır. Yani bazı kişiler için bu tahkikatların tamamı birkaç kez yapılmış ve her defasında silah kullanmaya ehil görülmüşlerdir.