10. BASINDA YER ALAN HAYALİ VE MESNETSİZ SUÇ İSNATLARI

10.13. Sayın Adnan Oktar’ın bayan arkadaşlarına güya lityum kullandırdığı iddiası tamamen hayal ürünüdür

Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik soruşturma kapsamında ifade veren bazı müştekiler, Adnan Oktar’ın bazı arkadaşlarına güya lityum içeren ilaçlar içirdiğine ve bu sayede güya onların duygu durumlarını kontrol altına almaya çalıştığına dair gerçeklerin tamamen saptırıldığı bir iddia ortaya atmışlardır.

Bu iddianın hukuki boyutunu aşağıda ayrıca tartışacağız ve karşı delillerimizi şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyacağız, ancak bu iddia üzerinde durmamızı mecbur kılan asıl olay, bu hayal ürünü iddiaların yazılı ve görsel basın tarafından kara propaganda ve psikolojik savaş yöntemi olarak kullanılması ve camiamıza yönelik itibarsızlaştırma çalışmasına konu edilmesi olmuştur. Bu kara propaganda yönteminin klasik bir FETÖ taktiği olduğunu daha önceki satırlarda izah ettiğimizi hatırlatmak istiyoruz.

Söz konusu iddianın yazılı ve görsel basın tarafından nasıl saptırıldığı ve acımasızca bir karalama kampanyasına çevrildiğini aşağıda verdiğimiz bazı örnekler açıkça ortaya koymaktadır:

Açıkça görüldüğü gibi, gerçek dışı beyanatlar neticesinde basında inanılmaz bir karalama kampanyası yapılabilmiş, doğrular araştırılmadan -iddiaya konu lityum maddesi hakkında doktorlardan dahi görüş almadan- çirkin bir psikolojik savaş başlatılmıştır.

ORTADA LİTYUM İDDİALARINI DESTEKLEYEN SOMUT DELİL BULUNMAMAKTADIR

Basın haberlerindeki lityum iddialarını destekleyecek hiçbir somut delil yoktur. Nitekim 11.07.2018 tarihinde aynı anda baskın yapılmış olan 112 ev ve işyerinde lityuma veya bu içerikte hiçbir maddeye rastlanmamıştır. Dahası gözaltı sırasında tüm şüphelilerden kan örnekleri alınarak analiz edilmiştir. Bu analizlerde de lityuma veya lityum yan maddesine rastlanmamıştır. Oysa ki eğer lityum iddası doğru olsaydı çok sayıda kişinin kanında bunun metabolizleri yani yan maddeleri çıkardı. Dolayısıyla basında yer alan soyut beyanları destekler maddi bulgulara rastlanılmamıştır.

SAYIN ADNAN OKTAR İLE İDDİAYI BİRBİRİNE BAĞLAYACAK BİR DELİL BULUNMAMAKTADIR

Sayın Adnan Oktar hiçbir zaman hiçbir arkadaşına lityum etken maddeli herhangi bir toz ya da hap kullanması yönünde telkinde veya baskıda bulunmamıştır.  Böyle bir zorlamanın yapıldığına dair somut hiçbir delil yoktur.

İDDİAYI DESTEKLEYEN BAŞKA KİMSE ÇIKMAMIŞTIR

11.07.2018 tarihinde düzenlenen polis operasyonu ve bu operasyonu takip eden aylarda  yapılan çeşitli gözaltılar neticesinde yaklaşık 200 arkadaşımız İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanmış, ardından da bunların büyük bir bölümütutuklama kararlarıyla çeşitli cezaevlerine sevkedilmişlerdir.

Eğer Sayın Adnan Oktar tarafından kendilerine rızaları dışında ya da rızalarıyla herhangi bir ilaç kullandırılması söz konusu olsa idi, bu durumu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde alınan ifadelerinde ve daha sonra çıkarıldıkları sorgu hakimleri karşısında verdikleri ifadelerinde rahatlıkla belirtirlerdi.

Kaldı ki sorgulama metinlerini hazırlayan gerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı makamı gerekse İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürlüğü, bu mesnetsiz iddiayı ciddi bulmamış ve sorgu tutanaklarında şüphelilere bu konu ile ilgili herhangi bir soru yöneltmemiştir.

Dahası gözaltı sırasında tüm şüphelilerden kan örnekleri alınarak analiz edilmiştir. Bu analizler de lityuma veya lityum yan maddesine rastlanmamıştır. Oysa ki eğer lityum iddiası doğru olsaydı çok sayıda kişinin kanında bunun metabolitleri yani yan maddelerin çıkması gerekirdi.

LİTYUM BİR SAKİNLEŞTİRİCİ YA DA UYUŞTURUCU DEĞİLDİR

Lityum “Bipolar Kişilik Bozukluğu” hastalığındaki saldırganlık atak dönemlerini (manik epizodlar) önlemede kullanılan bir ilaçtır. Bu amaçla günde 900 mg ile 1800 mg alınması reçete edilir. Bu yüksek dozlar ile kanda etkili düzeye ulaşması beklendiğinden, tedavi altındaki hastanın kanındaki lityum seviyesi kontrol edilir. Lityum sakinleştirici özelliğe sahip, bir narkotik ya da herhangi bir uyuşturucu değildir.

“Bipolar Kişilik Bozukluğu” sonradan edinilen bir ruhsal hastalık değildir, kişinin doğuştan beri sahip olduğu kalıtsal, yani genetik bir bozukluktur. Lityum elementinin  bu hastalığın kontrol altında tutulmasında etkili olduğu ise yeni anlaşılmıştır. Son yapılan çalışmalara göre, Lityum elementi sinir sistemindeki CRMP2 proteinin üretimindeki (fosforilasyon aşaması) genetik hatayı düzeltmekte, sinir sisteminin işleyişini böylece normale çevirmektedir.

(KAYNAK: Probing the lithium-response pathway in hiPSCs implicates the phosphoregulatory set-point for a cytoskeletal modulator in bipolar pathogenesis. Proc Natl Acad Sci U S A. 2017 May 30;114(22):E4462-E4471. doi: 10.1073/pnas.1700111114. Epub 2017 May 12)

Sonuç itibariyle, Lityum, genetik olarak bozuk üretilmekte olan bir proteinin, işlevini düzelten bir elementtir. Yoksa normal bir insanda, sinir sisteminin çevre ile etkileşimini baskılayarak ya da çalışmasını yavaşlatarak, kişiye uyuşukluk verici ve olaylara karşı tepkilerini azaltıcı bir ilaç değildir.  Lityum, bahsini ettiğimiz genetik bozukluğun etkilerini ortadan kaldırırken, bu bozukluğun bulunmadığı kişilerde ise herhangi bir etkiye yol açmaz. Nitekim Milliyet Gazetesi’nin 31 Temmuz 2018 tarihli baskısında yayınlanan “ZİHİN KONTROLÜ LİTYUMLA OLMAZ” başlıklı haberde,algı operasyoncularının uydurdukları “lityum hapı ile zihin kontrolü” iddiası için “psikiyatristler ‘normal insanı etkilemez ve irade dışı davranışlara yol açmaz’ açıklamasında bulundu” ifadeleri kullanılmıştır.

LİTYUM KONTROLE TABİ BİR MADDE DEĞİLDİR

Lityum kontrole tabi reçete ile verilen bir ilaç değildir. Lityum doğada zaten bulunan bir metal mineraldir, periyodik tablodaki üçüncü elementtir. Metal alaşımların üretilmesinde, paslanmaz çelik üretiminde ve pillerde kullanımı yaygındır. Tuz göllerinde, çeşitli kayalarda bulunur ve metal endüstrisi için buralardan sağlanır. Doğal kaynak sularında da sıklıkla bulunur. 28 ayrı ülkedeki 132 ayrı maden suyunun inceleyen bilimsel bir çalışmada ortalama litrede 4,8 mikrogram Lityum elementi saptanmıştır (KAYNAK: Şişelenmiş Sulardaki İz Elementler: Dünya Çapındaki Kaynakların Karşılaştırması -  Trace and ultratrace metals in bottled waters: Survey of sources worldwide. Krachler M, Shotyk W, Sci Total Environ. 2009 Ocak 15; 407(3):1089-96)

Süt, yumurta, zeytin, çavdar ve tahıllar, sığır ciğeri, patlıcan, pırasa, kereviz, marul, yapraklı sebzeler, patates, domates, portakal ve deniz ürünleri de doğal lityum kaynaklarıdır. Lityum mineralinin sinir ve kas hücrelerindeki sodyum alışverişini düzenlediği bilinmekte, aktif hayat için eser miktarda alındığında faydalarından bahsedilirken, ömrü uzatıcı etkisi de incelenmektedir.

Sonuç itibariyle Lityum, farmakoloji yani ecza biliminde uyuşturucu sınıfında değerlendirilmez ve bu yüzden kontrole tabi ilaçlardan değildir. Yeşil ya da kırmızı reçete ile alınıp kullanılması şart koşulan ilaçlardan olmayıp, şişelerde satılan maden sularında bile rahatlıkla bulunabilen bir mineralden ibarettir. Bu yüzdendir ki, uyuşturucu veya narkotik bir maddeymiş gibi sunulmasının herhangi bir bilimsel temeli yoktur. Müştekilerin bu iddiayı dile getirmelerindeki yegane amaç, basında kara propaganda yapılabilmesi için malzeme üretme gayretidir. Ayrıca, bu iddia neticesinde arkadaşlarımız sözde psikolojik açıdan sorunlu kimseler gibi lanse edilmiş olmaktadır. Böylece Adnan Oktar’ın yanında bulunan, onu destekleyen insanlar sanki ruhsal bunalımları olan sorunlu kişilermiş gibi  gösterilmekistenmiştir.

Ayrıca Lityum konusu, Sözcü Gazetesi tarafından başka bir boyutta gündeme getirilmiş ve şüphe uyandıracak mesnetsiz bir haber yapılmak istenmiştir. Ulusal yayın yapan Sözcü Gazetesi, 02.08.2018 tarihli baskısında mesnetsiz iddialar ortaya koymuştur. Sözcü Gazetesi, TSK’DAN EMEKLİ BİR KOMUTANIN kızının da tutuklanarak cezaevine gönderildiğini iddia etmiştir. Sözcü Gazetesi’nin haberinde bu komutanın ve kızının isimleri açıklanmamaktadır. Gazeteye göre cezaevine girdiğinde sahte itirafçı olmaya niyetlenen kız kandırılmış, konuşmaması karşılığında güya 50 ile 500 bin TL arasında para teklifleri yapılmıştır.

Kimliği belli olmayan bu komutan, KIZININ KANINDA DA GÜYA LİTYUM çıktığını iddia etmiştir. Komutanın, lityum hapının bir şekilde hapishane ortamına sokulmasından ve kızına verilmesinden endişe ettiğini söylediği de haberde öne sürülmüştür.

Yukarıda aktardığı bilgileri ilerleyen satırlarda tartışacağımız komutan babanın bundan sonraki anlatımı ise ilk söyledikleriyle tamamen çelişmektedir. Komutan  “hapın etkisi çabuk geçtiği içinkan tahlili de yetmez, gerekirse kızların saç tellerinden numune alınarak detaylı analiz yapılsın.” demiştir.

Bu haberin içerindeki bilgilere göre araştırılması ve açıklığa kavuşturulması gereken detaylar ise şunlardır:

  • Sözcü Gazetesi’nin isimsiz-kaynaksız haberinde bahsedilen “komutan ve kızı” gerçek kişiler midir, yoksa sadece Sayın Adnan Oktar’a yönelik kara propaganda ve psikolojik savaş faaliyeti içinde UYDURULMUŞ BİR SENARYONUN HAYALİ KARAKTERLERİ MİDİR?
  • Komutan babanın iddiada bulunduğu şekilde tutuklu bayana konuşmaması karşılığında

50 ile 500 bin TL arasında PARA TEKLİFLERİ YAPILMIŞ MIDIR? Eğer yapıldıysa BU TEKLİFİ YAPAN KİMDİR? Komutan baba bu bilgiyi nasıl elde etmiştir? İşlenmekte olan bir suça şahit olup yetkili makamlara bildirmemek TCK’ya göre suç olduğu için, komutan babanın bu iddiasını adalet makamlarına bildirmiş olduğunu ümit ediyoruz.

  • Söz konusu polis operasyonu neticesinde gözaltına alınan kişilere yapılan testler de KANINDA LİTYUM MADDESİNE RASTLANILAN KİMSE ÇIKMIŞ MIDIR?
  • GİZLİLİK KARARI VERİLMİŞ SORUŞTURMA DOSYASININ İÇERİĞİNDE OLDUĞU ÖNE SÜRÜLEN BU BİLGİYİ KOMUTAN NASIL ÖĞRENMİŞTİR?
  • Habere konu olan komutanın endişe ettiği şekilde HERHANGİ BİR İLACIN İLLEGAL BİÇİMDE BİR CEZAEVİNE SOKULMASI VE BİR TUTUKLUYA ULAŞTIRILMASI MÜMKÜN MÜDÜR? Komutan baba endişesinde haklı mıdır?

Bu sorular cevaplandığı takdirde Sözcü Gazetesi’nin haberinin her satırının uydurma olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.