3. CİNSEL SUÇLAR İŞLENDİĞİNE DAİR İDDİALARIN CEVAPLARI

3.3. Husumetli müştekiler camiamızı hukuken zor durumda bırakmak ve oluşacak kamuoyu infialinden yararlanmak için özellikle ”yaşı küçük kız” kurgusunu kullanmışlardır.

Adnan Oktar ve arkadaşlarına husumet besleyip zararlandırmak isteyen kişilerin reşit olmayan kişileri seçip camiamız aleyhinde ifade vermeye yönlendirmelerindeki ana amaç, özellikle son zamanlarda “çocuklara cinsel istismar” konularına karşı kamuoyunda özel bir hassasiyetin oluşmuş olmasıdır. Ayrıca, bilindiği üzere “taciz ve cinsel istismar” iftirasına maruz kalan kişilerin kendi suçsuzluklarını ispatlamaları hukuken son derece zordur. Müştekiler, tüm bu hususları çok iyi bildikleri için Sayın Adnan Oktar’a karşı “reşit olmayanlara cinsel istismar” iftirasıyla saldırmışlar ve tüm bu saldırıları ne yazık ki hukuku suiistimal ederek yapmışlardır.

Ne var ki camiamızı hedef alan bu uydurma iddialar da diğerleri gibi tutarsız, mesnetsiz ve gerçek dışıdır:

A)       Reşit olmadığı yaşlarda cinsel saldırıya uğradığını öne süren kişilerin anlatımları dikkatlice incelendiği takdirde, senaryoların tamamının adeta aynı kalemden çıkmış gibi olduğu görülmektedir. Ayrıca halihazırda reşit olmayan kişilerin anlatımları, o yaştaki bir kişi tarafından söylenemeyecek teknik hukuksal kavramlara ve hukuki detaylara sahiptir.

B)       Müştekilerin iftiralarına dayanak olarak kullanıp yönlendirdikleri reşit olmayan kişilerin açıklamalarına bakıldığında, İDDİA ETTİKLERİ SÖZDE İSTİSMAR OLAYLARININ ÇOK ESKİ TARİHLERE DAYANDIĞI GÖRÜLMEKTEDİR. TCK’da “çocuğun cinsel istismarı” suçunu düzenleyen TCK 103. maddesinin zamanaşımı süresi oldukça uzun olup suç resen kovuşturmaya tabi suçlar arasındadır.

Söz konusu suçun şikayete tabi olmayıp zamanaşımı süresinin 15 yıl olması nedeniyle bazı müştekiler tabiri caizse hile ve kandırma suretiyle gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmaya zorladıkları diğer müştekilere, eski tarihlerde sanki bir takım taciz olayları yaşanmışçasına senaryolar ezberletmişlerdir.

Bu iftira senaryolarını ise, sözde müştekilerin reşit olmadığı bir dönemde gerçekleşmiş gibi kurgulayarak, kamuoyunda Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza yönelik bir infial oluşturmayı ve TCK 103. maddesinin ağırlaştırılmış cezası ile uzun zamanaşımı süresinden faydalanmayı planlamışlardır.

C)        İstismar iddiasında bulunanların hepsi Sayın Adnan Oktar’ın güya kendilerinin başını, yanağını okşadığını vs. iddia etmişler ve kesinlikle aktif bir cinsel ilişkinin varlığından veya aktif bir ilişki için herhangi bir zorlama olduğundan bahsetmemişlerdir.

Bu kişilerin aktif bir ilişkinin varlığından bahisle iftira atmak yerine sadece sarkıntılık boyutunda bir taciz yaşadıklarını iddia etmelerinin nedeni oldukça açıktır. Çünkü sözlü veya elle yapılan sarkıntılık boyutundaki basit taciz iddialarının (hele ki üzerinden yıllar geçmişse) tıbbi yönden irdelenmesi zor, hatta imkansız hale gelmektedir. Bu iddianın varlığını veya aksini ispatlayacak somut fiziki, tıbbi bir delil söz konusu olamaz, ancak bu iddialar taraf beyanlarının tutarlılığı ve varsa görgü şahitlerinin anlatımları ile netlik kazanacaktır. Bu bağlamda hemen belirtmek isteriz ki, bu asılsız suçlamalardaki çelişkileri ve yalanları ispatlayacak birçok tanığımız ve delilimiz mevcut olup ilerleyen aşamalarda bu tanıklar ve deliller ortaya konacaktır.

Müştekilerin, reşit olmayan kişileri kullanmalarının en önemli nedenlerinden birisi de, bunların kandırılmaya, yönlendirilmeye ve korkutulmaya çok müsait olmasıdır. Yaptığı bir eylemin sonucunu veya nedenini algılayabilecek olgunluğa henüz sahip olmamıştır. Bu nedenle her daim ailesinin veya velisinin koruyup kollamasına muhtaçtır. Müştekiler, bu durumları fırsat bilerek ailelerin bilgisi ve izni dışında bazı reşit olmayanları kandırarak veya zorlayarak yalan ifade vermelerini sağlamışlardır. Bu konuyla ilgili gerekli delillerimizi ve tanıklarımızı ilerleyen aşamalarda ortaya çıkardığımızda bu çirkin planların tamamıyla bozulduğunu göreceksiniz.