8. OPERASYON GÜNÜNDEN İTİBAREN YAŞANAN HUKUKSUZLUKLAR

8.12. Cezaevindeki yakınlarına para gönderenlerin veya yakınlarını destekleyenlerin tutuklanması hukuk güvenliğine zarar vermektedir

a) 11 Temmuz 2018’de düzenlenen polis operasyonunun ardından, arkadaşlarımızın suçsuz olduğunu düşünen ve bu inanç ve görüşlerini sosyal medyadan paylaşan kişiler hakkında, “suçu ve suçluyu övme”,“örgüt üyeliği” ve “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlarını işledikleri öne sürülerek gözaltı işlemleri yapılmıştır. Özellikle dosyanın müştekileri konumunda bulunan bazı kişiler ve bunların yandaşları sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda Sayın Adnan Oktar’ı desteklemeye devam edenlerin “alenen suç işlediklerini, bu suç sebebiyle onların da zarar göreceklerini, emniyet birimlerinin peşlerine düşeceğini ve hapse gireceklerini” söyleyerek tehditlerde bulunmuşlardır. Operasyonun ilk gününden itibaren psikolojik savaş teknikleriyle kamuoyu oluşturan bazı basın yayın kuruluşları da aynı yönde haberler yapmışlardır. Buradaki amaç hem Sayın Adnan Oktar’ı sevenler arasında korku ve endişe yaratma hem de emniyet birimlerive mahkemeler üzerinde baskı kurup “infial” havası oluşturmaktır.

Hâlbuki bilindiği üzere, “suçu ve suçluyu övme” suçunun oluşabilmesi için kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının olması gerekmekte, “örgüt üyeliği” ve “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlarının oluşabilmesi içinse suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün varlığının saptanması gerekmektedir.

HAKLARINDA HİÇBİR MAHKUMİYET KARARI BULUNMAYAN SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARIMIZIN SUÇSUZLUK KARİNESİNE SAHİP OLDUĞU VE CEZA HUKUKU YAPTIRIMLARINA

TABİ TUTULAMAYACAĞINI, DOLAYISIYLA ONLARIN SUÇSUZ OLDUĞUNU BEYAN EDEN VEYA SAVUNAN KİŞİLERİN DE CEZA HUKUKU AÇISINDAN YAPTIRIMLARA TABİ TUTULAMAYACAĞI AŞİKARDIR.

Dolayısıyla Adnan Oktar ve arkadaşlarını seven kişilerin onların suçsuzluğunu dile getirmeleri hiçbir şekilde suç teşkil etmeyecektir. Nitekim Yargıtay’ın bu husustaki içtihatları da aynı doğrultudadır. (Yargıtay 16 CD 2017/3730 E, 15/03/2018 )

b) SAYIN ADNAN OKTAR İLE BİRLİKTE AYNI SORUŞTURMA KAPSAMINDA CEZAEVİNDE OLAN ŞAHISLARA İHTİYAÇLARI İÇİN PARA YATIRAN YAKINLARININ TUTUKLANMASI HUKUKSUZ BİR EYLEMDİR.

Türk Ceza Kanunu’nda, tutuklu ancak hakkında mahkumiyet kararı olmayan, dolayısıyla suçsuzluk karinesinin koruması altında olan şahısların, ihtiyaçları olduğunu düşünerek Ceza Kurumlarına para yatıran 3. şahıslar hakkında düzenleyici veya belirleyici bir yasa maddesi mevcut değildir.

Diğer taraftan, tutuklanan arkadaşlarımızın yaş ortalamalarının da 50 civarı olduğu düşünüldüğünde birçok tutuklu kişinin anne ve babalarının ya vefat etmiş ya da çok yaşlı veya aciz durumda oldukları da anlaşılacaktır. Aynı şekilde yine tutuklu şahısların birçoğu bekardır ve bu durumda kendilerine cezaevindeyken ihtiyaçlarını sağlayacak parayı yatıracak eş, çocuk, damat, gelin, kayınvalide, torun, torunun çocuğu, kayınbirader, baldız, kayınpeder veya eşin başkasından olma çocuğu gibi yakın ve akrabalara da sahip olamayacakları ortadadır.

Her şeyden önemlisi, suçluluğu hükmen sabit olmadığı için suçsuz sayılması gereken kişilere kendilerini tanıyan arkadaş ve yakınlarının, zaten yönetmelik gereği sadece gerekli miktarlarda kabul edilen paranın yatırılmasına yardımcı olmaları da bir suç teşkil etmemektedir.

Nitekim Ceza Hukukçusu olan Prof. Dr. Ersan Şen, Nisan/2017 tarihli bir köşe yazısında, bir tutukluya para göndermenin suç oluşturmayacağını belirtmiştir.