1. SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASININ CEVAPLARI

1.3. Sayın Adnan Oktar ve TBAV camiası mensupları “örgüt” suçlamasından daha önce bir çok kez yargı önünde aklandığından dolayı söz konusu soruşturma mükerrerdir.

Yukarıda da izah ettiğimiz üzere; Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın birliktelikleri tamamen fikri ve kültürel temeldedir. Tamamen gönül birlikteliği olan bu bir araya gelişte hiç bir suç işleme amacı bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu gönül birlikteliğinin TCK’nun 220. maddesinde tanımlanan “suç örgütü” kavramıyla bağdaştırılmasının hukuka, akla ve mantığa uyan herhangi bir yönü bulunmamaktadır.

Bu somut gerçeğin yanısıra;  Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın güya “suç örgütü” olduklarına, yani “suç işlemek amacı etrafında birleşmiş olduklarına” dair soruşturma dosyasında, hiçbir maddi delil, belge, evrak, kanıt da mevcut değildir. Bu iddia tamamen hayal ürünüdür.

Nitekim bu iddianın asılsızlığı daha önce mahkeme ve savcılıklar nezdinde defalarca ispat edilmiştir.

Sayın Adnan Oktar’ın 40 yılı aşkın süredir sürdürdüğü, etkili fikri ve kültürel çalışmaları, kendisini her dönemde, bir takım art niyetli odakların komplo ve iftiralarının hedefi haline getirmiştir. İşte bu sebeple, aynı müştekiler, husumet hisleriyle ve bugünkülerle birebir aynı iftiralarla geçmiş dönemlerde de Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamıza saldırmışlar, bu kapsamda geçmiş dönemlerde de “örgüt” soruşturmaları açılmış, bu soruşturmalar kapsamında teknik takipler ve mali araştırmalar yapılmış ve neticesinde Sayın Adnan Oktar ve camiamız her defasında bu iftiralardan aklanmıştır. Dolayısıyla bugün yapılan soruşturma da esasen geçmişte asılsızlığı yargı önünde ispatlanmış iddiaların bir tekrarı mahiyetindedir.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında daha önce ortaya atılan sözde örgüt kurmak, örgüt üyesi olmak suçlamaları kapsamında açılan soruşturma ve davalar neticesinde verilen beraat ve takipsizlik kararları şu şekildedir:

  1. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.01.2007 tarih 2006/26 E. 2007/7K sayılı davasında verilen BERAAT KARARI.
  2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05.06.2015 tarih 2012/32 E. 2015/185 K sayılı davasında verilen ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DAVANIN DÜŞMESİ KARARI
  3. Üsküdar 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.01.2013 tarih 2012/815 E. Sayılı DÜŞME KARARI
  4. İstanbul C.B.Savcılığının 31.12.2002 tarih 2002/60013 sor. 2002/18838 K sayılı soruşturması kapsamında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  5. İstanbul C.B.Savcılığının 27.03.2006 tarih 2005/51724 sor. 2006/2432 K sayılı soruşturmasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  6. İstanbul C.B.Savcılığının 18.10.2005 tarih 2005/27549 sor 2005/12003 K sayılı soruşturmasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  7. İstanbul C.B.Savcılığının 05.03.2009 tarih 2008/17141 sor 2009/2493 K sayılı soruşturmasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  8. İstanbul C.B.Savcılığının 05.05.2010 tarih 2009/9321 sor. 2010/7322 K sayılı soruşturmasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  9. İstanbul Anadolu C.B.Savcılığının 13.01.2014 tarih 2014/14835 sor. 2014/37649 K sayılı soruşturmasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  10. İstanbul C.B.Savcılığının 29.11.2016 tarih 2016/142951 sor. 2016/76647 K sayılı soruşturmasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  11. İstanbul Anadolu C.B.Savcılığının 17.05.2017 tarih 2017/23371 sor. 2017/47753 K sayılı soruşturmasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI.
  12. İstanbul Anadolu C.B.Savcılığı Örgüt, Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu 2018/73305 numaralı soruşturma kapsamında 02.07.2018 tarihli kararıyla Sayın Oktar ve TBAV camiasının faaliyetlerinin örgüt kapsamından değerlendirilemeyeceğine dair görüş yazısı mevcuttur.

Yukarıda sayılan 12 ayrı kesinleşmiş yargı kararı, arkadaş camiamızın “suç örgütü” değil, Türkiye’de yüzlercesi olan inanç guruplarından biri, bir arkadaş topluluğu olduğunu ispatlamaktadır.

Bunun yanısıra; hali hazırda yürütülmekte olan soruşturmanın mükerrer bir soruşturma olması sebebiyle CMK md.223/7 “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükmü uyarınca soruşturmaya devam edilmeksizin takipsizlik kararı verilmesi gerektiği de hukuki bir gerçektir.