2. MALİ SUÇLAR İŞLENDİĞİNE DAİR İDDİALARA YÖNELİK CEVAPLARIMIZ

2.2. TCK m.282’de tanımlanan “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini (kara para) aklama” suçu oluşmamıştır

Sayın Savcılığın talebi üzerine MASAK tarafından tüm arkadaşlarımızın mali durumları, tüm hesap hareketleri ve ticari faaliyetleri incelenerek bir rapor hazırlanmıştır. Bilindiği üzere, CMK 153. madde, her ne kadar dosyada kısıtlılık kararı olsa da, bilirkişi raporlarına gizlilik uygulanamayacağını, bu raporları şüphelilerin ve müdafilerinin görmesinin ve suret almalarının yasal olduğunu açıkça belirtmiş olmasına rağmen, nedense ve ne hikmetse MASAK raporunu aradan geçen aylarca süreye ve onca talebimize rağmen  henüz görebilmiş değiliz.

Bu nedenle MASAK raporu hakkında gerekli açıklamalarımızı raporun bir suretinin tarafımıza tebliğine müteakip sunacağımızı belirtmekle birlikte, bazı basın organlarınca propaganda malzemesi yapılan “Suçtan kaynaklı mal varlığı değerlerini aklama (kara para)“ iddialarına ilişkin suçun hukuki unsurlarının oluşmadığını belirtmek istiyoruz. Kanun maddesi şu şekildedir:

 

TCK 282/1 “Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi…”

TCK madde 282’de tanımlanan “suçtan kaynaklı mal varlığını (kara para) aklama” suçunun oluşması için herşeyden önce bir “aklama işlemi”nin olması gerekmekte ancak bunun yanında aklanacak olan malvarlığının da, alt sınırı altı ay ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı elde edilmiş olması gerekmektedir.

Yani, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu, ancak bir “öncül suç” varsa söz konusu olabilecektir. Suçun unsurlarının oluşabilmesi için, aklamaya konu malvarlığı değerlerinin “öncül suç” işlenerek elde edilmiş olması ve öncül suçların işlenmesiyle elde edilen her türlü maddi menfaat ve değerin aklanmaya çalışılması gerekmektedir.

Örneğin, hırsızlık suçu işlenerek elde edilen paranın aklanmasını ele alalım. Böyle bir durumda söz konusu suçun hukuki unsurlarından bahsedebilmek için önce ortada;

a)       bir hırsızlık suçunun olması

b)      bu suç işlenerek malvarlığı elde edilmiş olması,

c)       bu yasadışı malvarlığına yasal görünüm kazandırmaya yönelik finansal işlemler olması gerekir.

Tüm bu 3 aşamanın da somut kanıt ve olgularla delillendirilmesi gerekir. Bu aşamalardan biri olmazsa aklama suçu oluşmayacaktır. BİZİM OLAYIMIZDA İSE BU AŞAMALARIN HİÇBİRİ YOKTUR.

Tüm arkadaşlarımızın tüm banka hareketleri̇, alim satim i̇şlemleri̇ ve ti̇cari̇ faali̇yetleri̇ i̇ncelendi̇ği̇nde, bunlarin hepsi̇ni̇n ti̇cari̇ yaşamin olağan ve yasal i̇şlemleri̇nden i̇baret olduğu görülmüştür. Herhangi̇ bi̇r suçtan dolayi elde edi̇lmi̇ş bi̇r geli̇r tespi̇t edi̇lememi̇şti̇r, çünkü böyle bi̇r yasadişi geli̇r yoktur.

Hiçbir resmi belgede, mal varlıklarımızın herhangi bir öncül suçtan kaynaklı olarak elde edildiği belirtilmemiştir.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, bir “kara para aklama”dan söz edebilmek için, öncül suçun ve suçtan dolayı elde edilen gelirin somut olarak ortaya konması şarttır. Bu elde edilen gelirin devamındaki işlemler takip edilerek aklandığı iddia edilen mal varlıklarının gerçekten bu gelire ait olup olmadığının da ayrıca somut olarak ortaya konması gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay da bu suçun oluştuğunun kabulü için öncül suçun varlığının somut olarak ortaya konması ve delillendirilmesi gerektiği yönünde içtihat bildirmiştir. Aksi durum bozma sebebi oluşturmaktadır.

Yargıtay 16 Ceza Dairesi 2017/1360E, 2017/4303K. Sayılı kararı

“…Adli Sicil kayıtlarına göre, sanıklar ... ve ...’nun suç tarihlerini kapsar şekilde sigara kaçaklığı suçundan mahkumiyetlerinin bulunmadığı, sanık ...’in mahkumiyetine konu ilamların ise 4926 sayılı Kanunun 4/a-2. maddesi uyarınca adli para cezası gerektiren suçlara ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında, aklamaya konu malvarlığı değerlerinin “hangi öncül suçtan” elde edildiğinin ve sanıkların bu öncül suçtan bir mahkumiyetinin bulunup bulunmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilip öncül suçun TCK’nın 282/1.maddesindeki unsurları taşıyıp taşımadığı da karar yerinde tartışılmaksızın yazılı şekilde mahkumiyetlerinekarar verilmesi…….bozmayı gerektirmiştir…”

 

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 10.06.2013 tarih 12/9341E, 13/8885K sayılı kararı “…iddia ve kabule göre dava konusu mal varlığı değerinin hangi öncül suçtan kaynaklandığı ve gayrı meşru kaynağını gizleyerek meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla hangi işleme tabi tutulduğu gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, ……… bozmayı gerektirmiştir…”

 

Nitekim öncül suça dair ayrı bir yargılama varsa, aklama suçu nedeniyle yargılama yapan mahkeme, öncül suça dair yargılamanın bitmesini bekletici mesele yapmalıdır. Öncül suça dair herhangi bir yargılama yoksa, aklama suçu nedeniyle yargılama yapan mahkeme öncül suçun da oluşup oluşmadığına ilişkin delilleri toplayarak bu konuda da karar verecektir. Yargılama neticesinde öncül suçun işlenmediği anlaşıldığında, TCK m.282’de yer alan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan da beraat kararı verilmelidir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi 16.03.2017 tarih 16/12364E, 17/1341K. Sayılı kararı

“…başka bir anlatımla öncül suçun işlenmesi ve bu suç neticesinde elde edilen değer yani para veya her türlü mamelek bu suçun unsurlarını oluşturmaktadır. Dolayısıyla kara para aklama suçunda öncelikle öncül suçun işlenip işlenmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan bu açıklamalar ışığında; öncül suça ilişkin dava sonuçlarının beklenerek, sonucuna göre sanıkların hukuk durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinin…”

Tüm bu anlatımlarımız ışığında ayrıntılı beyanlarımızı bilahare sunacağımızı tekraren hatırlatmakla birlikte; hiçbir arkadaşımızın herhangi bir suçtan kaynaklı bir geliri bulunmadığını belirtmek isteriz.

Eğer ki, MASAK veya Sayın Savcılıkça aksi bir iddia söz konusu ise; hangi suçtan kaynaklı hangi gelirin nerelerde aklandığının kronolojik bir sıralamayla ve somut belgelerle ispatı gerekmektedir. Bunun dışında bir uygulama, yüzlerce kişinin bulunduğu kalabalık bir dosyadan faydalanarak “çamur at izi kalsın” mantığında yüzlerce insana haksızlık yapmak anlamına gelecektir.

MASAK raporuna konu edilen hesap hareketleri ve alım satım işlemleri arkadaşlarımızın yıllar boyunca yaptıkları ticari faaliyetlerden, aile desteklerinden veya miras yoluyla kendilerine intikal eden gelirlerden ibarettir. Kaldı ki, MASAK raporuna konu edilen mal varlıklarına ait meblağlara bakıldığında, 50’li yaşlara ulaşmış yüzlerce insanın gayet olağan tutarlarda malvarlıklarına sahip oldukları görülmektedir.

MASAK raporuna konu edilen hesap hareketlerinin neredeyse tamamı 100TL, 200TL gibi çok düşük meblağdaki gönderilerden oluşmaktadır. Yani, arkadaşlarımıza isnat edilen “aklama” suçlamasının büyüklüğü ile bu kişilerin hesap hareketlerinin mütevaziliği beraber düşünüldüğünde ortaya suçlamaların tutarsızlığını gösteren oldukça sarih bir tablo çıkmaktadır. Eğer Özkan Mamati’nin uydurduğu gibi ortada ona verilmiş “bir dolandırıcılık yapıp parasını getirme” talimatı olsaydı, bu para transferinin izlerinin talimatı veren kişinin banka hesap hareketlerinde veya zenginleşmesinde görülmesi, tesbit edilmesi gerekirdi. Hiçbir şekilde böyle bir izin görülmemesi “talimat” senaryosunun hayal ürünü olduğunu ispatlamaktadır.

Özetle;

TCK’nın 282. maddesine konu olan “suçun oluşması için aklanacak olan malvarlığının, alt sınırı altı ay ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı elde edilmiş olması gerekmektedir” hükmü uyarınca “kara para aklama” suçunun oluşması için, öncelikle ortada bir “kara para” yani suç geliri olmalı, sonrasında bu suç geliri çeşitli yöntemler kullanılarak yasal hale getirilmiş olmalıdır. Oysa arkadaşlarımıza insafsızca “kara para akladılar” şeklinde suçlamalar yapılırken, söz konusu sözde “kara para”nın nereden kaynaklandığını hiç kimse ortaya koyamamıştır. Ortaya konamaması son derece doğaldır, çünkü ne Sayın Adnan Oktar ne de arkadaşlarımız böyle bir suça asla tevessül etmemişlerdir.