Hukuki Cevaplar

TBAV DAVASI MAHKEME İFADELERİ 25/26.09.2019

İLGİLİ MAKAMA VE KAMUOYUNA DUYURU,

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na kayıtlı 2019/313 E. sayılı dava 25-26 Eylül 2019 tarihlerinde verilen sanık ifadeleriyle devam etti. Sanıklar verdikleri ifadelerde müştekilerin iftiradan ibaret suçlamalarını ve yaklaşık 15 aydır haklarında yapılan asılsız haberleri çürütecek somut, ikna edici ve delilli beyanlarda bulundular. Bu beyanların bir bölümü aşağıda yer almaktadır:

BÜLENT SEZGİN VERDİĞİ İFADESİNDE;

  • Geçmişte Türkiye’nin en ünlü mankenlerinden biri olduğunu, manken olarak yaşasa zaten kadınlara kolaylıkla ulaşacağını, bunun için örgüt üyesi olunmayacağını söyledi:

Ben Türkiye’yi dünyada temsil etmiş bir mankenim ve iyi temsil etiğimi düşünüyorum. Ben dünya güzelleri ile aynı podyumda yürüyorum. Buna muhtaç değilim. Suç örgütünün amacı gösterilmemiş ama bu amaçta bir şey olsa ben zaten gelmem. Benim bu amaçla bu arkadaş grubuna gelmem çok saçma olur.

  • Arkadaş camiasının Kuran ahlakını ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetini yaşadığını belirtti:

Kuran’a, Kuran ahlakına, Peygamberimizin hayatına, onun sünnetine uygun yaşıyoruz. Bu ahlakı gösteren insanlar tabii ki aramızda huzursuz olmayacak kendilerini huzur ve güven içinde hissedecekler. Ben sadece Allah için, Allah benden ne istiyor buna göre bir hayat yaşıyorum.

  • İngiliz derin devletinin ideolojisini reddettiklerini belirti:

İngiliz derin devletinin silmeye çalıştığı hayatı biz yaşıyoruz. Onların dini Darwinizm’dir. Büyük olan küçük olanı ezmelidir. Irklara bölüyorlar. Aşağı ırklar var, üst var. Onlara göre Türkler aşağı ırktır ve elimine olacaktır. Biz Darwinizmin geçersizliğini anlatıyoruz. Homoseksüelliği yaymak istiyorlar, biz bunun nasıl çirkin bir hayasızlık olduğunu anlatıyoruz.

  • İddianamedeki gibi “kardeşler gurubu” gibi özel bir yapılanma içinde olmadıklarını, Allah’ın müminleri zaten “kardeşler” olarak tanımladığını belirtti:

Kardeşler gurubu diye herhangi bir gruplandırma yapılmadı. Burada erkekler de, bayanlar da, Adnan Bey de benim kardeşim. Müminler ancak kardeştirler. Müslüman bir ülkedeyiz. Sokağa çıkıp sorsanız “Müslümanlar nedir?” diye, herkes “kardeştir” der.

  • Polis operasyonu öncesinde Twitter’da “Kedileaks” diye bir hesap açıldığını, bu hesap üzerinden genç kızların korkutularak şikayetçi yapıldıklarını belirtti:

Operasyondan önce Kedileaks diye bir sayfa açıldı. Hakkımızda yalan yanlış haberler yaparak hem bir baskı hem de bir korku ortamı oluşturuldu. “Sen Bülent ile görüşen –burada yazdığı için söylüyorum- sen turnikede bir kızsın” yazıp, “senin iş yerine veririm” diye insanları korkuttular, şikayetçi yaptılar.

  • İddianamede sözde örgütsel yapılanma delili olarak sunulan “infak” isnadı hakkında açıklamalarda bulundu:

İnfak Allah’ın emri gereği, Allah’a kulluk görevi gereği yapmam gereken şey. Ama burada yazan infak adı altında örgütü finanse etmek, bunu kabul etmiyorum, ama Allah’ın emrettiği yönde kabul ediyorum. Ayette de belirtiliyor, Peygamberimiz’e soruyorlar, “infak nedir?” diye, “ihtiyaçtan arta kalandır” diyor.

  • Etkin pişman sanık Altuğ Revnak Eti’nin gerçekte müvekkil Adnan Oktar’ı çok sevdiğini ve İslam’a çok hizmet ettiğini anlattı:

Altuğ Revnak Eti tarafından örgüte kazandırıldığım söylenmiş. Ben onu gerçekten geldiğimden beri tanıyorum. Bugüne kadar Adnan Bey’i çok sevdiğini her ortamda, her platformda anlatan bir kişidir. Allah’ın varlığını, birliğini, Darwinizmin geçersizliğini anlatmış bir insandır.

CEMİL GÜLTEKİN VERDİĞİ İFADESİNDE;

  • Cezaevindeki koşulları zorluğundan bahsetti:

Bizi dağıtmaya geldiler. 26 kişilik bir koğuş, bir girdik üst katı ben önce görmedim, alt kat zaten Kamboçya. Bir duman, turşu bidonları falan. Siz eğleniyordunuz dışarıda, şimdi gelin görün. Ben bir hafta uyumadım, gözler açık çita gibi bekliyoruz. Deliren var, bağıran var.

  • Arkadaş gurubuna kurulan kumpasta görev alanlardan biri olan Özkan Mamati’nin kendisine ve ailesine yaptığı baskılardan bahsetti:

O kumpasın başındaki adam (Özkan Mamati) bana mektup yolladı. (Bu esnada Özkan Mamati’nin kardeşi aracılığıyla cezaevine gönderdiği mektubu okudu) Benim kardeşim açık görüşe geliyor bembeyaz, beti benzi atmış. Biz seni göremeyeceğiz, 50-60 sene diye. Sürekli mesajlar geliyor onlara. “Siz ailesisiniz, bir daha onu göremeyeceksiniz” diye. Babam bu konuyu bilse hakkını avcuna koyar. Biz Karadenizliyiz. Anamızı bacımızı aradıklarında çok büyük olay çıkar. Milletin anasını bacısını arıyorlar. Suçlu olan dışarıda geziyor. Anam bacım da dışarıda. Biz burada kaldık. Dışarıda olsak kanunla hukukla yakasına yapışırdık.

  • Cezaevindeki psikolojik baskıdan ve cezaevine gönderilen müşteki avukatlarından dolayı bazı sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak zorunda kaldığını söyledi:

Cezaevi psikoloğuna gittik Mustafa’yla (Mustafa A.) Bir baktı. “Ben bu psikolojiyi biliyorum, sen cezayı al rahatlarsın” dedi. Nereden biliyorsun hüküm alacağını, zaten cezaevindeyiz, adam iyice çizdi. Bu arkadaşlar etkin pişman olmak zorunda kaldılar, çıkmak için. Ben ne kadar yardımcı olsam da çıkmak istiyor. Bir avukat yolluyorlar, sonra da alıp götürüyorlar.

  • Sözde örgüt üyelerinin A9 TV binasında silahlı nöbet tuttukları yönündeki iddialar hakkında açıklamalarda bulundu:

Nöbet sistemi külliyen iftira. Ben yoğun çalışan bir kişiyim. Sabah işlerimi şantiyelerde tamamlarım, şirketime de uğrarım. Şirketim de stüdyoya yakın. Arkadaşımı ararım. “Baba çok güzel simit aldım” derim. Giderim, sohbet muhabbet, yayını izleriz, kimiyle ticaret konuşurum, gençlerle play station oynarız, ben onlar kadar iyi değilim ama kapışırız. Silahla nöbete mi gittiniz? diye bana daha önce de sordular. Ben affedersiniz lavaboya bile silahla giderim.

  • Bazı etkin pişman sanıkların kendisi hakkında “şirket kurup dolandırıcılık yapar” şeklinde ortaya attıkları iddiaları yalanladı:

Şirketler kurup dolandırıcılık yapar diyor Emre K. Ben öyle olsam, Doğuş Oto’dan hak ediş alamam, SSK yatırmasam hak ediş alamam. Gelmemiş gitmemiş, şirketimin yerini bilemez. Murat D. de aynı, benim şirketimin yerini dahi bilmez. Benim şirketimin bu kadar iş bitirmesi var, dünyada geçerli kuruluşlar akredite ediyor, aklama diyorlar.

KADİR KAYA VERDİĞİ İFADESİNDE;

  • Komando olmak için dua ettiğini, Allah’ın duasına icabet ettiğini, müvekkil Adnan Oktar’ın askerliği teşvik ettiğini ve askerlere karşı çok sevgi dolu olduğunu belirti:

Ben Cenab-ı Allah’a dua ettim, komando olmak için. Allah bana nasip etti, komando olarak özel harekatta askerliğimi yaptım. Hatta Adnan Bey hep “komando arkadaşlarını çağır güzel bir kutlama yapalım düşman çatlatalım” derdi.

  • Zeynep Ceren Y. isimli müştekinin kayda aldığı konuşmaların kurulan kumpasın delili olduğunu ileri sürdü:

Zeynep Ceren Y. mdem hukuk dışı olsa da bir kayıt almış. İnsan kızlarla ilişkiyi mi sorar? Beni neden zorla tutuyorsunuz, bana neden baskı ve eziyet yapıyorsunuz diye sormaz ki? Belli ki bir kumpasın hazırlığı olarak bu kaydı almıış

  • Hanife A. ve Asiye S. isimli şahısların şikayetçi olma süreçlerindeki çelişkiyi vurguladı:

Hanife A. güya yıllarca tecavüze uğruyor, güya parası zorla elinden alınıyor ama nedense bizlerin güya suç örgütü olduğumuzu arkadaşı Asiye S.’nın anlatımlardan sonra anlayabiliyor. Sonra Asiye S.’ya bakıyoruz, güya Hanife A.’na doğruları farketmesini sağlayan kişi olmasına rağmen Hanife A.’dan aylar sonra şikayetçi oluyor. Onun daha once şikayetçi olması gerekmez miydi?

Sayın Makamınızın bilgisine saygılarımla sunarız.

                                                                                                ADNAN OKTAR MÜDAFİİ