Hukuki Cevaplar

TBAV DAVASI MAHKEME İFADELERİ 24/25.09.2019

İLGİLİ MAKAMA VE KAMUOYUNUN BİLGİLERİNE,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na kayıtlı 2019/313 E. sayılı dava 24-25 Eylül 2019 tarihlerinde verilen sanık ifadeleriyle devam etti. Sanıklar verdikleri ifadelerde müştekilerin iftiradan ibaret suçlamalarını ve yaklaşık 15 aydır haklarında yapılan asılsız haberleri çürütecek somut, ikna edici ve delilli beyanlarda bulundular. Bu beyanların bir bölümü aşağıda yer almaktadır:

AHMET OKTAR BABUNA VERDİĞİ İFADESİNDE;

  • Dosyada cinsel sömürü sistemi olarak tanıtılan turnike sistemini ve hakkındaki cinsel saldırı suçlamalarını, bunların mantıksızlıklarını ve çelişkilerini ortaya koyarak reddetti, bu suçlamaları yapan müştekilerin korkutulduklarını, dinde haram kılınan zinadan uzak yaşadığını ve gerçek turnike sisteminin genelevlerde yaşandığını belirtti:

Biz Allah'tan korkarız. Zina haramdır. Ben evli bir insanım. Asla böyle bir şey yapmayız. Bu genelevlerde olan sistem. Adnan Bey, turnike sistemini eleştirdi, aynı suçlama bize yapıldı. Bu kadınların bu hayattan kurtulması gerektiğini söyledi. Bu iftira bize yapıldı. Neden bu hanım kızlar bize bu iftiraları atıyor? Bu kızlar Adnan Bey'i çok seven insanlar. Korkuttular. İngiliz derin devletinin ekipleri vardır, kumpasçıları kullanıyorlar. Özel ekibi var, 100 kişilik ekip. Kim cezaevine girecek, neyle suçlanacak, planlıyorlar. Başlarında Ö. Mamati var.

Hatice U. 19 kişiye iftira atıyor. Bu hanım 1984 mart doğumlu. 2000-2001 Mart ayı arası söylediği 17 yaşında. Ben bu dedikleri yıllarda Amerika’ya tedaviye gittim. Amerika’da olduğum döneme denk geliyor. Pasaport kayıtlarımı da talep ediyorum. Savcılara da sormak istiyorum. Alt sınırı 16 yıl olan bir tecavüz iddiası var, 50 tane isim sayıyor o kadar.

Hanife A. 40 kişinin adını sayıyor. Tıbbi bir bilgi vereceğim size. Anal yoldan tecavüz imkansızdır. Orada kendiliğinden kapalı bir kas var. Kanlar içinde, yırtıklar oluşması gerekir.  17 yaş diyor kız, Hangi gün demiyor savcı. 365 günün hangisi?  2012 yılında 17 yaşında bu kız. Ama benim tanışmam 2015 yılında, telefon kayıtlarına baktığınızda da görürsünüz. Sağlığı ile ilgileniyorum. 2016 yılında da beni verdiğim bir konferansa geliyor. Pırıl pırıl da kızdır kendisi söylemez normalde.

Hatice ve Hanife ikisi de Mayıs 2017’de ifade vermiş. Bunlar birbirini tanımayan insanlar. Hiçbiri daha önce şikayette bulunmamış bir şey yapmamış. Hayatın olağan akışında durup dururken mali şubeye gitmeleri imkansız. Kumpas olduğu çok aşikar.

Müştekiler, 'Bana tecavüz edildi.' diyorlar. Ne mekan var ne zaman var. İnsan çamaşırını saklar. Hiç şikayet etmemiş, yıllar sonra böyle bir şey ortaya çıkar. 

  • Etkin pişman avukatlarından Fuat Selvi’nin cezaevine gelerek “Suçunuz yok, ama devlet sizin üzerinizi çizdi” dediğini belirtti:

İtirafçı avukatı bana geldi “Dosyada suç yok. Devlet bazen insanların suçu olmasa da bazı kişilerin üstünü çizer.”

  • Merhum babası Cevat Babuna’nın müvekkil Adnan Oktar’ı uzun yıllar savunduğunu, desteklediğini, ancak 2006 yılındaki bir emniyet soruşturmasında birdenbire farklı davranmaya başladığını, o dönemdeki tartışmalarında babasına karşı yaklaşımında hatalı olduğunu belirtti:

1989 yılında babam, Adnan Oktar ile tanıştı. Ailemin onayıyla görüşmeye devam ediyoruz. Babam, Adnan Bey'in evrim teorisi kitaplarını okuyor. Babam her yerde Adnan Bey'in kitaplarını anlatıyor. Babam tam İzmir'e gidecekken yere düşüyor. Hastaneye gitmeyi reddediyor. Adnan Bey, hiç dinlemiyor, eve ambulans gönderiyor. Babam da hastaneye gitmek zorunda kalıyor, az daha ölecekmiş. Babam teşekkür ediyor. Babamın bir kitabı var, Adnan Bey'in kitaplarından hazırlanıyor. Adnan Bey'e sormadan yapıyor bunu. Bu kadar seven bir insandır. Programlarda çıkıp, Adnan Bey'i savunuyor. Hiçbir sorun yok. Fakat nedense 2006 yılında bize söylemeden mahkemede yalancı tanıklıkta bulunuyor. Annem bize gelip gider, görüşürdük. Ben de hatalı olarak bazı açıklamalarda bulundum. Birdenbire annemle babam döndü. 'Arkadaşlarınla görüşmeyeceksin.' dediler. Anneme babama çok önem veren bir insanım. Görüşmeme demelerini kabul edemem. Kur'anı yaşamama vesile olmuş insanlar. Allah 'Ayrılmayın.' diye emrediyor.

  • İsrailli hahamlarla yapılan görüşmelerin lobi faaliyetleri olmadığını, İslam’ı anlatmak ve barışı tesis etmek için yapıldıklarını belirtti:

Lobi faaliyetleri yapılır. Bu legaldir. Ancak devletin bize verdiği böyle bir görev de yok, biz de yapmıyoruz. Adnan Bey hahamlara Allah’ı, dini anlattı. Mavi Marmara konusunda Tevrat’ı hatırlattı. Orada “fidye” olduğunu hatırlattı. Tazminat miktarını belirleyemediler, fikir bile verdi… Tahran’ı bombalayacaklardı. Tevrat getirttik, barış ayetlerini okudu. “Siz vurursanız onlarda da nükleer silah var, mahvolur Ortadoğu” dedi.

  • Kanser olduğu dönemdeki ilik kampanyasını devletin yapıldığını, kampanyada yasadışı hiçbir unsurun bulunmadığını belirtti:

İlik kampanyasını, devlet yaptı. Devletin yaptığı, belgelidir. Devlet yolluyor kanları yurt dışına. Binlerce insanın hayatı kurtuldu. 160 bin kişi kan verdi, Allah devletimizden ve Adnan Bey'den razı olsun. O gün bana kahraman diyenler bir günde döndü.

  • Mason localarına İslam’ı anlattıklarını ve Kuran yerleştirdiklerini belirtti:

Amerikalı mason localarında Müslümanlığı anlattım. Bütün üstatlar Adnan Bey’e gelir. Adnan Bey, 33. derece masondur. Loca kurma yetkisi var. Bütün dünyanın gözü önünde oldu, Kur'an-ı Kerim'i locaya koydurttuk.

  • İddianamede kod ismi olduğu ileri sürülen isimlerin mantıksızlığından bahsetti:

“Oki” diye kod adı mı olur Sayın hakim. Didem hanımın “Dido” oluyor, Gökalp “Göko” oluyor. PKK’da  kod ismi oluyor, Mervan oluyor kod adı. Amaç suç yok o nedenle yapılan şeyler bunlar.”

ALKAS ÇAKMAK VERDİĞİ İFADESİNDE;

  • Kendisinin ve arkadaşlarının dosyada geçen suçları işlemeyecek karakterde, hatta bu suçlara niyet bile etmeyecek yapıda olduklarını belirtti:

Bunları işleyemeyiz, niyet bile edemeyiz. Çünkü biz biliyoruz ki biz niyetlerimizden bile sorumluyuz. Dolandırıcılığı benim vücudum kaldırmaz. Hukuk devletine inanıyorum, liberal dünya görüşündeyim, dünyanın 29 ülkesini gezmişim. Bunları yapacak çevrede bir insan değilim.

  • Dosyada varlığı ileri sürülen sözde şantaj kasetlerinin akıbetini sordu:

İki gün önce Ali İhsan Karahasanoğlu soruyor. Nerede şantaj kasetleri? Bugüne kadar soramadık ben de soruyorum. … Efendim biri getirsin. Nerde gerçekten bu kasetler?

  • Bazı müştekilerin İngiliz istihbaratı ile olan yakın temasının araştırılmasını istedi:

Dünyanın en önemli iki istihbarat örgütünün başındaki kadın Neville Jones geliyor. Kiminle birlikte? Ceylan Ö. ile birlikte. Ümit K. ne dil bilmesi, hangi okulu bitirdi belli değil, İngiliz derin devleti ajanıyla fotoğrafı var. Asıl araştırılacak konu bu. Adamlar bunlarla ne yapıyorlar?

  • Müvekkil Adnan Oktar ile kendisini tanıştıranın Acun Ilıcalı olduğunu söyledi:

Ben nasıl tanıştım... Bu TV 8’in sahibi Acun var, benim sınıf arkadaşım. Benim açımdan şu dünyada yaptığı en hayırlı iş olabilir.

  • Müvekkil Adnan Oktar’ın sözde örgütte güya Türkiye’deki seçimlerde oy kullanmayı yasakladığı yönündeki asılsız iddiayı cevapladı ve oy kullandığını ispatlayan resimleri sundu:

Adnan Oktar’ın emrine karşı gelen her kişi Allah’a karşı gelmiş sayılır diyor. Oy kullanma davranışı farklı olanla var, o zaman hepsi Allah’ın emrine aykırı davranmış –haşa- olur mu efendim.

  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:

Bana kod ismi “Alky” denmiş. Bizim çok sevdiğimiz “Perfect Strangers” diye bir dizi vardı orda “Balky” vardı. 30 yıl önce bana sınıf arkadaşlarımın koyduğu bir isim bu. Ayrıca Alkas çok zor anlaşılıyor. Hem Türkler hem Ruslar iş yaptığım kimse anlamıyor. Twitter hesabımda da yazar bu isim benim. Hatta burada benim eski sınıf arkadaşlarım var, belki onlar hatırlar nasıl kondu, ben hatırlamıyorum bile.

  • Hakkındaki taciz iddialarını yalanladı:

Aslı B. yanağımdan makas aldı diyor. Bu da bir sokak çakallığı. Birinin yanağından makas alıp ne tür bir haz duyayım ben anlamıyorum bunu. Teşhis tutanağında da sözlü taciz demiş. Ben elli yaşında adamım, bunların hiçbirini kabul etmiyorum efendim hayatımda öyle bir şey yok.

  • Savcılığın iddianamede kendisi ve arkadaşlarıyla ilgili dini yorumlarda bulunmasını eleştirdi:

Savcı dini otorite gibi dini bilgimi sorgulamış. Bir ilahiyatçı çağrılır yapılır bu. Savcının böyle bir alt yapısı yok.

ALİ SUAT KÜTAHNECİOĞLU İFADESİNDE;

  • İddianamede kendisine atfedilen “Süleyman” kod isminin gerçeğini anlatırken, arkadaş camiasına en uzak olan müştekilerin bile dosyada yer verilen sözde kod isimlerini bildiklerini, bunun dosyadaki suç örgütü iddiasını çürüten delillerden biri olduğunu söyledi:

Süleyman. Bu bir kod ismi değil müstear isimdir. Süleyman Davutoğlu köşe yazılarında kullandığım isimdir. Hz. Süleyman muhteşem konular, muhteşem  metafizik konular dediğim için arkadaşlar bana Muhteşem Süleyman dedi. Ben de bu müstear adla köşe yazısı yazmaya başladım. Adnan beyin isim koyması iddiası çok komiktir. En uzak kişiler bile kod adı şuydu gerçek ismi buydu diyorlar. Bir örgütte birinci çemberde ancak kod ismin gerçek ismi bilinebilir. En uzak kişiler ama böyle diyor. Kod ismi ile gerçek ismi aynı anda en uzak kişiler bilebilir mi? bunu size soruyorum.

  • Müşteki oğlu hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı, oğlunun Adnan Oktar’ın yanından ayrılmasından sonra neden ona telefon açtığını anlattı, ona teklif edilen para nedeniyle şikayette bulunmuş olabileceğini belirtti:

Dinsiz  ve materyalist olduğunu bizden ayrıldıktan sonra kendi de söylüyor. Diğer sosyal medya paylaşımlarını da göstereceğim size nasıl korkunç göreceksiniz. Benim aradığım doğru, çünkü benim üstümde korkunç bir borç bırakmış. Tamam oğlumdur, ama sormam gerekir. Gidersin oralarda mahvolursun dedim, bu benim babalık görevimdir. Homoseksüellerin yanında ne işin var deyip, Müslümanların yanına çağırıyorum. O ise beni oraya çağırıyor. Ben oraya gitmem. Oğlumuzdur başımın üstünde yeri var, ama ben onun olduğu yere gitmem. Gayriahlaki ilişkiler yaşadı diye bir şey demedim, ama orda öyle ilişkiler var tarzında bir şey demiş olabilirim. Arda anneannesinde kalıyor, Kurtuluş’ta, oraya çökmüş diyebilirim. Kadına şiddet uygulayıp parasını alıyormuş. Çıktığınızda buna bir çözüm bulun diyor. Kadın isyan durumunda. Böyle bir çocuktan bahsediyoruz. Anne baba dediğim bazı varlıkları geride bıraktım diyor, tabi o bizim görüşlerimizi söylüyor, yoksa para için çok kere aradı beni. Tehdide pek kulak asmaz da biraz para teklif etmiş olabilirler diye düşünüyorum. Fazla yorum yapmak istemiyorum, takdirinize bırakıyorum.

 

ALİ EMRE BUKAĞILI İFADESİNDE;

  • Hakkındaki cinsel saldırı iddialarının delile dayanmayan ve itibar edilmeyecek soyut iddialar olduğunu söyledi:

“Kırk kişinin geçtiği bir paragraf var. Arkadaşlara sordum Hanife A. iri yarı bir hanımmış. Evden alınmış, zorla… Hayatın olağan akışına aykırı. Söylenecek bir şey yok. Bundan dolayı mahkum olursam da helal olsun. 4 tane cümle var, hiç delil yok ve bunlarla 12 yılla yargılanıyorum. Ne zaman oldu, nerde oldu belli değil.”

Bahar K. bir sürü ifadeler vermiş oturup çelişkilerini çıkartmadım. Benle alakalı kısım deminki 4 satırdı, bu 3 satır. Normalde bu iddialar Savcının önüne gelse, Savcı soyut bu iddialar demesi lazım. Ama ben bundan dolayı 14 aydır içerideyim.

  • Ünlü piyanist Fazıl Say ile ilgili şikayetine açıklık getirdi, sosyal medyada dini değerlere hakaret eden kişilerle ilgili olarak yaptığı Savcılık şikayetlerinden bahsetti:

Fazıl Say twitter’dan söylemekten imtina ettiğim Müslümanlara hakaret eden sözler söyledi. Başkalarına da hakaretleriyle bilinen, toplumun şımarık çocuğu gibi. Piyanist sanatı mükemmel o konuda diyeceğimiz yok. Çok yerde haber çıktı bu sözler konusunda. İfade özgürlüğü canım, ne var ki bunda benzeri, söylediklerine arka çıkan söylemlerle ortaya çıktı Fazıl Say… Ekşi sözlükten 120 kişi hakkında şikayette bulundum. O zaman internet yasasında açıklar vardı, iki kurucusu da ateist, kapatmıyorlar. Dine, mukaddesata karşı başlıklar açıyorlar. Gençliğin de acayip itibar ettiği bir şey. İşte biz böyle faaliyetler de yapıyorduk. Haberlere çıktık anlattık bunları, kamuoyu oldu. Yansıyanlar gibi yansımayanlar da var. Hiçbir menfaatimiz yok zaman, emek harcıyoruz.

AHMET BÜRKE İFADESİNDE;

  • Müvekkil Adnan Oktar’ın gençler arasında çok popüler olduğunu ve çok sevildiğini belirtti:

Ben Adnan Bey’i 2015 2016’dan beri tanırım çok da severim. Tüm arkadaşlarımı da öyle.
Adnan Bey çok popüler bir insandır. Özellikle gençler arasında, gençler çok sever Adnan Oktar’ı.

  • Müvekkil Adnan Oktar’ın eserleri sayesinde İŞİD, PKK gibi örgütlerin ideolojisine kapılmadığını söyledi:

Ben inançlıydım. Saç kestirmek, sakal kestirmek haramdı, ben böyle bir din anlayışındaydım. Bingöl’de IŞİD ve PKK düşüncesi çok yaygındır. Gençler arasında sempati oluşturulmaya çalışıyor. Benim arkadaşlarım arasında da bunların sempatizanları vardı. Ben asla olmam, ben millliyetçi bir insanım. Benim arkadaşlarımdan da beyinleri yıkanan oldu. Suriye’ye gidip heba oldular, birçok arkadaşım dağa çıktı. Ben araştırdım Adnan Bey’in Komünist Kürdistan Tehlikesi gibi kitaplarını okudum, belki okumasam ben de onlar gibi bir yerlerde ölmüş olurdum. Adnan Bey bunların karşısında bir set olmuştur. Adnan Bey’den Allah razı olsun hem imanıma vesile oldu, hem de bunlara set oldu.

  • Ailesinin de müvekkil Adnan Oktar’ı çok sevdiğini, ablalarından birinin bazı müştekiler tarafından kandırılarak müşteki yapıldığını söyledi:

Biz ailece Adnan beyi çok severiz, medya tabiriyle çok koyu Adnancıyız. Biz 12 kardeşiz, 12 kardeşim de çok sever canı gibi sever Adnan abiyi. Ablamı kandırdılar. Ablamı kandıran, dolandıran şahıslar bugün burada oturuyor ve özgürler. Ablama şunu vadediyorlar: Sen müşteki ol biz Ahmet’i çıkaracağız diyorlar. Ahmet suçsuz, biz çıkaracağız. Ama gel müşteki ol diyorlar. Tek yaşıyor, bunlar da mafyavari insanlar, tehdit ediyorlar, korkutuyorlar, iradesini fesada uğratma var ya, bunlar müşteki insanlar işte, onlar insanların iradesini fesada uğratıyor. Korkutuyorlar bu insanları, bunun için de şikayetçi oluyorlar.

  • İddianamede her faaliyetlerinin sözde örgüte delilmiş gibi yansıtıldığını, hayali turnike sistemine delil teşkil etsin diye her yaptıkları konuşmanın çarpıtıldığını ileri sürdü:

Biz ne yaparsak yapalım örgüt faaliyeti çerçevesinde değerlendirildi. Yemek yedik, Allah rızası için konferans verdik. Nefes alsak örgüt faaliyeti çerçevesinde değerlendirildi. Yemek yapmak kodlaması turnike diye değerlendiriliyor. Ne diyelim. Çay içmek desem turnike, yemek yesek turnike…

  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:

Justin diye bir kod adı çıkıyor önüme. Ben zaten her gün canlı yayına çıkıyorum ve bana canlı yayında bu isim söyleniyor. Kanadalı bir pop yıldızı. Bana arkadaşlarım ilkokuldan beri Justin derler. Benzetirler ona beni. 

ALİ KASAP İFADESİNDE;

  • İddianamede amaç suçun tanımlanmadığını belirtti:

Amaç suçu okudum okudum bulamadım. Kadın kız için bir araya gelmişiz gibi. Mankenliği falan bırakıp gelmiş bu insanlar. Öyle bir ekip olsalardı gelemezlerdi, o hayatı şu anda dışarıda yaşayanlar takdir görüyor.

  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:

Kod adım da Ali Baba’ymış. Onu diyen de kardeşim Aydın Kasap’tı. Bir gün sofrada oturuyoruz kardeşim bana “Ali Baba” dedi. Babam senin kaç tane baban var? dedi ona. Bir de neyi gizlemişim. Adım zaten Ali. İddianameyi hazırlayanlar kardeşime kod adı da bulamamışlar.

  • Sanıklardan bir bölümünün, iddianamede sözde örgütsel faaliyet olarak gösterilen ve nöbet sistemi adı verilen bir eylem çerçevesinde her gün A9 TV’deki canlı yayınlarda buluşması hakkında açıklamada bulundu:

Bizim İsparta Atabey’de mesela helva nöbeti derler. Helvanın dibi tutmasın diye damadın arkadaşları falan helva karmaya gidilir. A9 TV’de bulunmaya nöbet diyorlar işte, helva nöbeti gibi. Evde tv izlemek yerine orda arkadaşlarımla havuz başında püfür püfür izliyoruz, gayet güzel.

  • Antalya’da defalarca vergi rekortmeni olmasına rağmen hakkında asılsız iddialarda bulunulduğunu, haksız yere tutuklu bulunduğunu belirtti:

Ben kaç kere Antalya’da vergi rekortmeni oldum. Bir yandan trilyonlar havada uçuşuyor bir yandan ayak işi gündelik işler yaptığımı iddia ediyorlar. Dolandırıcılık yaptım diyen, sahtekar adam dışarıda kaç kere vergi rekortmeni olmuş kişi burada.

AYDIN KASAP İFADESİNDE;

  • Kendisine etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması için bazı müşteki avukatları tarafından cezaevinde baskı yapıldığını açıkladı:

Cezaevinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması için baskı yapılıyor. Bunları, bunları söylersen en geç bir haftaya tahliye olursun dediler. Cinsel isnatları sordum, “ama hiçbiri gerçek değil” dedim. Avukat bunlar hiç sorun değil. Orada (emniyette) bir aile ortamı var, hemen ifadeleri değiştirtiriz dedi.

Sayın Makamınızın bilgisine saygılarımla sunarız.