Hukuki Cevaplar

SUÇSUZ BİR İNSAN TUTUKLANMIŞTIR! BASININ KONUYLA İLGİLİ YAPTIĞI HABERLERİN İÇERİĞİ GERÇEK DIŞI VE ASILSIZDIR!!!

TEKNİK BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI'NDAN

KAMUOYUNA DUYURUDUR

 

SUÇSUZ BİR İNSAN TUTUKLANMIŞTIR! BASININ KONUYLA İLGİLİ YAPTIĞI HABERLERİN İÇERİĞİ GERÇEK DIŞI VE ASILSIZDIR!!!

 

BAZI ARKADAŞLARIMIZ HAKKINDA İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINCA YÜRÜTÜLMEKTE OLAN GİZLİ SORUŞTURMADA SUÇSUZ BİR İNSANIN TUTUKLANDIĞINI, BU TUTUKLAMAYA KONU OLAYLA İLGİLİ OLARAK BİR KISIM BASIN TARAFINDAN YAPILAN HABERLERİN ASILSIZ VE ÜLKEMİZİN ZARARINA OLDUĞUNU BİLDİRİR AÇIKLAMAMIZDIR.

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bazı arkadaşlarımız hakkındaki örgüt suçlamalarını 2019/100369 no’lu gizli soruşturma dosyası üzerinden yürütmektedir.

Geçtiğimiz günlerde söz konusu soruşturma kapsamında K. K. isimli bir şahıs gözaltına alınmıştır. K. K. Sayın Adnan Oktar’ın eserlerini takip eden, çalışan ve ailesiyle yaşayan genç bir hanımdır. Çalıştığı işyerindeyken polisler tarafından gözaltına alınmış, emniyette geçirdiği 3 günün ardından mahkemece tutuklanmış ve Silivri F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilmiştir.

Dosyadaki delillere bakıldığında K. K.’nın tutuklanmasının hukuka aykırı olduğu görülmektedir. Çünkü K. K. isimli şahsın gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının ana sebebi gibi gösterilen, sözde tehdit olayı ile K. K.’nın hiçbir bağlantısı olmadığı dosyadaki delillerden açıkça anlaşılmaktadır.

Sabah Gazetesi'nin 13.01.2020 tarihinde gerçekleri çarpıtarak sunduğu, ardından başka medya kuruluşları tarafından kamuoyuna yayılan haberlerde adı geçen K. K. isimli şahıs herhangi bir tehdit olayına karışmamıştır.

Yine, aynı haberlerde iddia edilen, güya camia mensuplarımızın yargılandıkları davanın müştekilerinin ifadelerini değiştirmeleri yönünde baskıya veya ölüm tehdidine maruz kaldıkları yönündeki haberler de tümüyle asılsızdır.

Şöyle ki;

Sayın Adnan Oktar’ın ve bazı arkadaşlarımızın yargılananları arasında bulunduğu dosyadaki şikayetçilerden biri olan B. K. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne 03.12.2019 tarihli bir dilekçe yazmıştır. Bu dilekçesinde aynı tarihte cep telefonuna sabit bir numaradan çağrı geldiğini, arayan kişinin bir bayan olduğunu, ancak kim olduğunu tanıyamadığını, şahsın kendisine vakıf camiamızdan 2 arkadaşımızın selamını ilettiğini ve kendisini cezaevi görüşüne bekledikleri yönünde bir konuşma yaptığını belirtmiştir. (Bu olayda selam ilettiği ileri sürülen 2 arkadaşımız B. K.’nın tanıdığı kimselerdir.)

  1. K.’nın bu şikayeti sonrasında çağrının geldiği sabit numara emniyet tarafından araştırılmış, bahse konu olayla ilgili kamera kayıtları incelenmiş ve bunların sonucunda söz konusu çağrıyı yapan kişinin görüntüleri dosyaya girmiştir. Tespitin ardından B. K.’nın bilgisine başvurulmuş, B. K. kamera görüntülerini incelediğinde şahsın daha önceden yakinen tanıdığı bir kimse olan K. K. olduğunu ileri sürmüştür.
  2. K.’ya emniyet sorgusunda B. K.’nin onunla ilgili iddiası ve teşhisi de sorulmuştur. K. K. kendisi hakkındaki suçlamayı reddetmiştir. Görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını, kendisine de benzemediğini, telefon konuşmasının gerçekleştiği tarihten kısa bir süre önce burun ameliyatı olduğunu, dolayısıyla burnunda bandajla gezdiğini, ancak görüntülerdeki şahsın böyle bir bandaj taşımadığını, bunun da ifadesini doğrulayan bir delil olduğunu belirtmiştir.

İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliği ise 10.01.2020 tarihli tutuklama kararında, B. K.’nın K. K. tarafından sözde örgüt üyesi 2 kişinin selamını iletmek üzere arandığı yönündeki ifadesini kabul etmiş, selamın iletilmesini B. K.’nın camiamız ile ilgili davadaki ifadesini değiştirtme amaçlı bir tehdit olarak yorumlamıştır.

Tutuklama kararı hukuka aykırıdır. Hukuka aykırılığı doğuran ana etken de olaydaki telefon aramasını yapan kişiyle ilgili teşhis sürecinde yapılan bazı hatalardır. Nitekim tutuklama kararı verilmesindeki ana gerekçenin B. K. ile yapılan ve tehdit içerikli olduğu ileri sürülen telefon konuşması olduğu aşikardır. Bu konuşmayı yapan kişi eğer K. K. değilse, ki aşağıda vurgulayacağımız hususlardan anlaşılacağı üzere değildir, ortada K. K.’nın tutuklanmasını gerektirecek hiçbir geçerli sebep yoktur.

Emniyete ait ifade tutanağında yer verilen kamera görüntüleri göstermektedir ki;

  • KAMERA GÖRÜNTÜLERİNDEKİ ŞAHIS K. K. DEĞİLDİR. ŞAHSIN FİZİKİ GÖRÜNTÜSÜ, YANİ BOYU, KİLOSU, YÜZ ÖZELLİKLERİ K. K.’DAN FARKLIDIR. EĞER K. K. KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİN ALINDIĞI YERLERE GÖTÜRÜLSE VE KAMERAYA ALINSA GÖRÜNTÜLERDEKİ ŞAHSA BENZEMEDİĞİ KOLAYLIKLA ANLAŞILACAKTIR.
  • K. VE K. K. GEÇMİŞTE YAKIN ARKADAŞLIK YAPMIŞ KİMSELERDİR. DOSYADAKİ HTS ANALİZLERİNDE 2 YILLIK SÜREÇ DİKKATE ALINMIŞ VE B. K. İLE K. K. ARASINDA SADECE SABİT HAT ÜZERİNDEN 300’DEN FAZLA TELEFON GÖRÜŞMESİ YAPILDIĞI GÖRÜLMÜŞTÜR. ÜSTELİK BU SAYIYA WHATSAPP GİBİ UYGULAMALARDAN YAPILMIŞ TELEFON GÖRÜŞMELERİ DE DAHİL DEĞİLDİR. DEMEK İSTEDİĞİMİZ ŞUDUR Kİ; B. K. İSİMLİ KİŞİ K. K. TARAFINDAN ARANSA K. K’YI TANIYAMAMASI GİBİ BİR DURUM SÖZ KONUSU OLAMAZ. BUNA RAĞMEN B. K. ŞİKAYET DİLEKÇESİNDE KENDİSİYLE KONUŞAN KİŞİNİN KİM OLDUĞUNU AÇIKLAYAMAMIŞTIR. BU DURUM B. K.’YA GELEN VE TEHDİT İÇERİKLİ OLDUĞU İLERİ SÜRÜLEN TELEFON ARAMASININ K. K. TARAFINDAN YAPILMADIĞINI GÖSTEREN ÖNEMLİ BİR DELİLDİR.
  • YUKARIDA DA BELİRTTİĞİMİZ GİBİ, GÖRÜNTÜLERDEKİ ŞAHISTA BURUN BANDAJI BULUNMAMAKTADIR. K.’NIN SÖZ KONUSU DÖNEMDE BURUN AMELİYATI OLMASI NEDENİYLE BURNUNDA TAŞIDIĞI BANDAJIN GÖRÜNTÜLERDEKİ ŞAHISTA OLMAMASI DA K. K.’NIN SÖZ KONUSU TELEFON ARAMASINI YAPMADIĞINI GÖSTEREN ÖNEMLİ BİR DELİLDİR.

Yaşanan tüm bu süreç İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen 2019/100369 no’lu gizli soruşturmada suçsuz bir insanın tutuklandığına işaret etmektedir. Olayda adı geçen B. K.’nın isabetli olmadığı daha ilk başta anlaşılan teşhisiyle yetinilerek bir kimsenin tehdit suçu işlediğinin varsayılması ve bunun üzerine tutuklanması hem haksızlık hem de hukuksuzluk doğurmakta, dolayısıyla büyük mağduriyetlere yol açmaktadır. Masum bir insan durup dururken hapse gönderilmiştir.

Tüm bu yaşananların ardından, tutuklama kararı çıkmasına neden olan tehdit olayının arkadaş camiamıza ve sevenlerimize rahatsızlık vermek amacıyla özellikle kurgulandığını düşünmekteyiz. İlk bakışta ve dosyadaki deliller eşliğinde B. K.’yı aramadığı hemen anlaşılabilen bir genç kızın tehdit suçlamasına maruz kalması birçok kuşkuyu beraberinde getirmektedir. Sayın Adnan Oktar’ın ve bazı arkadaşlarımızın yargılandıkları dosyada 14.01.2020 tarihinde aylık tutukluluk incelemelerinin yapılacak olması göz önünde bulundurulduğunda, “müştekileri tehdit suçlamalarına” dayandırılan hukuka aykırı tutuklama kararıyla ilgili asılsız haberlerin Sayın Mahkemeyi etkileme amacıyla yapılıyor olma ihtimali de bulunmaktadır.

Camia mensuplarımız insanları tehdit edecek karakterde kişiler değildir. Bu yöndeki asılsız iddialar camiamıza husumetli kişilerce kurulan komploda kasıtlı olarak ortaya atılmaktadır. Camiamızı sözde suç örgütü gibi göstermek adına bu tür hayali senaryolara özellikle başvurulmaktadır. Bu nedenle her iddia yönünden gereken tüm incelemelerin özenle yapılması benzer haksızlıkların ve hukuksuzlukların bir daha oluşmaması için elzemdir.

Bu konuda basın kuruluşlarımıza da büyük görevler düşmektedir. Basın kuruluşlarımız kanunlara ve basın ilkelerine uygun habercilik yaparak vatandaşlarımızın haklarına sahip çıkmalıdırlar. Böyle yapmadıkları takdirde Türkiye’nin ve hükümetimizin aleyhinde sonuçlara yol açacaklarını unutmamalıdırlar. Yaşadığımız süreçte bir kısım basının bu önemli sorumluluğunu yerine getirmediği görülmektedir. Çünkü camiamıza husumetli kesimlerin hayali senaryoları ve bunların neticesinde yaşanan hukuksuzluklar gerçeklere aykırı yorumlar da katılmak suretiyle kamuoyuna aktarılmıştır. Örneğin Sabah Gazetesi’nin 13.01.2020 tarihli haberine katılan “ölüm tehdidi” unsuru B. K.’nın şikayet dilekçesinde imayla dahi olsa geçmemektedir. Nitekim B. K. beyanları sırasında, kendisine telefon açan şahsın sadece 2 arkadaşımızın güya selamını ve sevgilerini ilettiğinden ve cezaevi görüşüne gelmesini istediklerinden bahsetmiştir. Dosyanın içerisinde haberlerde geçen ölüm tehdidinden bahis yoktur. Burada bir çarpıtma olduğu barizdir.

Haberlerde karşımıza çıkan bu tür çarpıtmaların ülkemize, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve hükümetimize zarar vereceği aşikardır. Çünkü böyle haberler yapıldığı sürece Türkiye’de hukuksuzluğun önü daha da açılmaktadır. İnsanlara iftira atarak hedeflerine ulaşmak isteyen odaklar basının arzuladıkları şekilde haber yaptığını gördükçe daha da büyük hukuksuzluklara yönelmektedirler. Böylece hukuksuz eylemlerin ve mağdur insanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Hukuksuzluğun olduğu yerde huzurun, güvenliğin, refahın ve dostluğun kalmayacağı açıktır. Bunlar yaşandığında ise ilk başta zarar görenlerin arasında her zaman yönetici kadrolar da yer alır. Ülkemizde de huzur, güvenlik, refah ve dostluk azaldıkça eleştiri oklarının Sayın Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize yöneltildiği görülmektedir. Dolayısıyla son yıllardaki gelişmelere baktığımızda, kasıtlı olarak mağdur edilen insanlar üzerinden ülkemizin felakete sürüklenmesi projesinin yürürlükte olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle de başta devlet kurumlarımız ve basın kuruluşlarımız olmak üzere tüm halkımızı bu tehlikeli projeye karşı tedbir almaya davet ediyoruz.

Sayın Makamınızın bilgisine saygılarımızla sunarız.

TEKNİK VE BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI