Hukuki Cevaplar

Sn. Ali Karahasanoğlu'na Açık Mektup

Sn. Karahasanoğlu,

İlk mesajımıza vermiş olduğunuz cevaba istinaden ve Cenab-ı Allah’ın, “aranızı düzeltin(Enfal Suresi, 1) ayeti gereği size tekrar yazıyoruz.

Daha önce camianıza yönelik vermiş olduğumuz bir yazılı cevap ile, Müslüman dava kardeşliğinde güzel söz söylemenin esas olduğunu ve bugün İslam adına yapılan hayırlı faaliyetlere, birbirimize daima destek olarak geldiğimizi hatırlatmıştık. Müslümanların birbiriyle uğraşarak değil, birbirini savunup destekleyerek güçleneceklerini ve bu gücün, deccaliyetin kirli etkisini ortadan kaldıracağını belirtmiştik. Vakti zamanında birlikte tebliğ faaliyeti yürüten camialarımızın arasında husumet olamayacağını, camiamızın Akit camiasına daima kardeşlik duygularıyla yaklaştığını anlatmış ve eleştirilerimizin hedef kitlesinin, Akit camiasında Allah korkusuyla yaşayan, takva sahibi tertemiz Müslümanlar değil, fakat bu nur gibi camiayı kendilerince kirletmeyi, Müslümanlara çirkin göstermeyi hedeflediğinden kuşku duyulan, Allah'ın haram kıldığı bir iğrençlik olan homoseksüellik ile camianızın adının birlikte anılmasını isteyen kişiler olduğunu belirtmiştik.

Söz konusu yazımız, Kuran ayetleri ışığında yazılmış olan ve uzlaşıya ve güzel söze çağıran, İslam'ın o güzel barıştırıcı ruhunu yücelten, kalbe hitap eden bir yazıdır. Kuran ayetleri ışığında güzel söze ve kardeşliğe çağıran böyle bir davete kalben icabet ettiğinizden şüphemiz yoktur.

Ancak bu yazımıza müspet bir icabet beklerken, tam aksine bambaşka bir konuyu bahane göstererek çağrılara itiraz etmekte ve hatta Müslümanlığımızı sorgulamaktasınız.

Öncelikle "çıplaklık" gibi ifadelerle A9 TV yayınlarına atıfta bulunmanız yakışık almamaktadır. Söz konusu yayınlarda şu an ülkemizin en az %50'sinin giyim tarzını yansıtan "dekolte" adı verilen bir kıyafet şekli tercih edilmiştir. Ve bu tercih, daha önce de çok defa belirttiğimiz gibi özel bir amaca yöneliktir. Genel olarak daha rahat bir yaşam şeklini benimseyen, ülkemizin sahil kesimlerini temsil eden, kendilerini "laik kesim" olarak nitelendiren ve bir kısım dindar muhafazakâr çevreler tarafından çoğu zaman dışlanmış olan bu kesim, asla dindar olamayacağına inanan, yaşam biçimleri gereği dinden sürekli uzak durmaları gerektiğini zanneden bir topluluğu temsil eder. Sırf kıyafet seçimlerinden dolayı namaz kılamayacaklarına, dua edemeyeceklerine, Allah'ın kendilerini sevemeyeceğine inanmaktadırlar. Bu nedenle de sürekli olarak İslam'dan uzak durmakta, yakınlaşırlarsa günaha girdiklerini düşünmektedirler. İşte bu algı nedeniyle toplumumuzun %50'si, dinsizliğe, materyalizme veya deizme doğru itilmektedir. Bu değerli insanları kazanılabilecekken, bir kısım Müslümanların hataları, önyargıları, öfkeleri nedeniyle dinden uzaklaştırılmaktadırlar.

Bir önceki mektubumuzda da belirttiğimiz gibi, oldukça önemli bir amacı olan ve bu amaçta başarı sağlamış olan bu tebliğ yöntemi büyük hayırlara vesile olmuş ve 2018 başından itibaren kanalımızda bu tür yayınlara SON VERİLMİŞTİR. Bundan sonra da devam etme planımız bulunmamaktadır.

Bunu defalarca belirtmemize rağmen aynı konudan bahsetmek, Müslümandan gelen güzel söze öfkeli bir üslupla karşılık vermek Müslümanlığa uygun değildir.

Akit TV’ye önceki eleştirilerimiz, böyle temiz bir camia için endişe ettiğimiz bir konuyu dile getirmekti; tertemiz bir Müslüman camiasının içinde homoseksüel savunucularının var olma ihtimaline karşı Müslümanca uyarımızı yapmak istedik. İyiliği emredip kötülükten men etmek Müslümanın Kuran'a göre bir yükümlülüğüdür; Kuran'a göre bizim başka türlü hareket etmemiz mümkün değildir. Müslümanlar olarak siz de bize uyarı yapabilirsiniz. İslam, bu yolla karşılıklı tevazunun hakim olduğu bir dindir. Fakat geçmişteki yayınları gerekçe göstererek "söylediklerini dinlemiyorum" İslam ahlakına, kardeşliğe uygun değildir.

Sn. Karahasanoğlu, Müslüman halimdir, uzlaştırıcıdır, barıştırıcıdır, kelime anlamı "barış" olan İslam'a davet edicidir. Kendisinden farklı düşünenlere, kendisini uyaranlara, kendisinden farklı yaşam şekillerine, daha da ötesi tebliğ yöntemi farklı olan Müslümanlara öfke, Kuran'daki Müslüman vasfı değildir. Müslümanların arasında sevgi esastır. Takdir edersiniz ki, camianızı zor durumda bırakmak isteyen bir kısım şahıslar tarafından camiamıza yönelik çok ağır ithamlar, hakaretamiz sözler hiçbir zaman tarafımızdan aynı üslupla karşılık bulmamıştır. Çünkü Müslümana yakışan güzel sözdür. Güzel söz ve tevazu, "Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir" (Fatır Suresi, 10) ayetinde belirtildiği gibi Allah'ın Katına yükselen bir güzelliktir. Mümine de çok yakışır. Bu nedenle artık öfkeyi, önyargıyı, kızgınlıkları bir kenara bırakıp, birbirimizle uğraşmaya son verip dünyadaki Müslümanlar için bir araya gelmenin tam zamanıdır.

Bu yazımızı da, önceki yazımızın bitiş cümleleri ile noktalamak ve aynı dileği tekrarlamak istiyoruz:

EĞER YANLIŞ ANLAŞILMALARDAN KAYNAKLANAN BİR SORUN VARSA HELALLEŞELİM. HATALARIMIZ VARSA BİRBİRİMİZE NASİHAT EDELİM, HATALARIMIZI DÜZELTELİM. ORTADA YERSİZ VE ANLAMSIZ BİR ÖFKE, KARŞITLIK KALMASIN. YÜCE RABBİMİZİN, ENFAL SURESİ’NDE MÜSLÜMANLARIN ARALARINI DÜZELTMELERİ EMRİNE BİRLİKTE UYALIM:

O halde, eğer müminler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin. (Enfal Suresi, 1)