Hukuki Cevaplar

SAYIN ADNAN OKTAR HUKUKA AYKIRI OLARAK 5 GÜNDÜR AVUKATLARIYLA GÖRÜŞTÜRÜLMÜYOR

SAYIN ADNAN OKTAR'IN;

  • 3 KOVİD-19 TESTİ DE NEGATİF ÇIKMASINA,
  • CEZAEVİ SAVCISININ POZİTİF ÇIKTIĞI İDDİA EDİLEN TESTİ ŞÜPHELİ BULDUĞUNU İFADE ETMESİNE,
  • İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN MEVCUT DURUMUN AVUKAT GÖRÜŞÜ YAPMASINA ENGEL OLMADIĞINI AÇIKÇA BELİRTMESİNE,
  • SAĞLIK BAKANLIĞI DAİRE BAŞKANLIĞININ DA MEVCUT DURUMDA KARANTİNAYA GEREK OLMADIĞINI BEYAN ETMESİNE

RAĞMEN, 5 GÜNDÜR KAPATILDIĞI KARANTİNADAN ISRARLA ÇIKARILMAMASI, UZAKTAN DAHİ OLSA AVUKATLARININ BİR KERE KENDİSİNİ GÖRMESİNE İZİN VERİLMEMESİ, HİÇ KİMSEYLE GÖRÜŞTÜRÜLMEDİĞİ İÇİN HAKKINDA EN KÜÇÜK BİR HABER DAHİ ALINAMAMASI KENDİSİNİN SAĞLIĞI VE CAN GÜVENLİĞİ HAKKINDA TARAFIMIZDA ÇOK CİDDİ ENDİŞE UYANDIRMAKTADIR !!!

Avukatların bu hukuk dışı uygulamanın neden yapıldığına dair cezaevinden bilgi alma gayretleri de karşılıksız bırakılmaktadır. Bu uygulamanın hangi makamın talimatıyla, hangi yönetmeliğe binaen, neden yapıldığına dair tutanak tutulması, yazılı bilgilendirilme yapılması gibi en temel hukuki talepler de reddedilmiştir.

Cezaevi yönetimi keyfi bir şekilde tüm hukuki başvuruları hiçe saymaktadır. Cezaevinin bu uygulamalarına karşı başvurulan yerel hukuki mercilerden de tatmin edici bir yanıt alınamamıştır. Hatta konudan sorumlu yerel hukuki makamlardan biri, “her ne olursa olsun bu kararın değişmeyeceğini, Sağlık Bakanlığı'nın ilgili kurumlarının durum hakkındaki bilgilendirmesinin hiçbir önemi olmadığını” ifade etmiştir.

Oysa, bilindiği üzere pandemi sürecinde vatandaşların hangi koşullar altında karantinaya alınacağı, hangi koşulların karantina gerektirmediği, karantina sürecinde nasıl hareket edileceği gibi hususlar tamamen İl Sağlık Müdürlükleri'nin yetki alanı içindedir. Nitekim, Adalet Bakanlığı’nın da “Konu sağlık bakanlığının ilgili kurullarının yetkisindedir, onlardan gelen görüşe göre hareket edilmelidir.” talimatı bulunmaktadır.

Yerel bir yargı yetkilisinin, bir devlet memuru olarak devletten, bağlı olduğu bakanlıktan aldığı talimata göre hareket etmeyip keyfi ve kasti olduğu çok bariz bir tutum izlemesi, bunun talimatını nereden aldığı sorusu mutlaka araştırılması gereken çok önemli bir konudur.

Bir vatandaşın sağlığının ve can güvenliğinin söz konusu olduğu bir durumda gösterilen bu ilgisiz tutum Yüce Türk Devleti’nin asla yapmayacağı, ortada bazı odaklar tarafından oynanmaya çalışılan karanlık bir oyun olduğunun -kanaatimizce- çok açık ve net göstergesidir.

Bu durumda, cezaevi yönetimini ve personelini tamamen tenzih ederiz ancak, yukarıda sözünü ettiğimiz keyfi ve kasti tutum sonucunda zehirleme, zorla ilaç kullandırtma gibi her türlü hayata kast edecek eyleme açık bir durum oluştuğu görülmektedir. Sayın Adnan Oktar’ın milliyetçi, vatanperver, bölünmeye karşı, dindar ve aydın yapısını amaçlarına ulaşmakta engel olarak gören derin devletin bir oyunu ile karşı karşıya olduğumuz açıktır.

 

Şu ana kadarki gelişen süreci özetlemek gerekirse;

– Sayın Adnan Oktar'ın, Silivri'den Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi'ne nakli esnasında yapılan KOVİD-19 (PCR) testi sonucu NEGATİF çıktığı,

– Aradan geçen yaklaşık iki haftalık süre içinde de Edirne cezaevinde kimseyle temas etmediği tümüyle korunaklı, izole bir ortamda tutulduğu,

– Kendisiyle ilgilenen tüm cezaevi personelinde hiçbir KOVİD-19 vakası olmadığı, hepsinin testlerinin negatif olduğu,

Tutulduğu cezaevinde hiçbir KOVİD-19 hastası olmadığı,

Kendisinde hiçbir hastalık belirtisi, sağlık sorunu, rahatsızlık bulunmadığı,

halde, 28 Ocak günü yapılan ŞAİBELİ BİR TESTİN neticesinde, sözde KOVİD-19 pozitif çıktığı iddiasıyla karantinaya alındığı bilgisi verilmiştir.

Tüm bu şaibeli durum nedeniyle, yetkililerden pozitif test sonucunun doğruyu yansıtmadığı, bu durumun Sayın Adnan Oktar'a yönelik karanlık bir plan dahilinde özel ve suni bir biçimde oluşturulduğuna dair önemli şüpheler oluştuğu belirtilerek testin yenilenmesi istenmiştir.

Bu talep üzerine, KENDİSİNE İKİ GÜN ARDI ARDINA YAPILAN (29.01.2021-30.01.2021 GÜNLERİ) İKİ YENİ KOVİD-19 (PCR) TESTİNİN SONUÇLARI DA NEGATİF ÇIKMIŞTIR.

SİLİVRİ K.C.İ.K’DA NAKİL SIRASINDA YAPILAN VE NEGATİF ÇIKAN TEST SONUCU (14.1.2021)

 

EDİRNE CEZAEVİNDE NEGATİF ÇIKAN İLK TEST SONUCU (29.1.2021)

 

EDİRNE CEZAEVİNDE NEGATİF ÇIKAN İKİNCİ TEST SONUCU (30.1.2021)

Dolayısıyla, SON YAPILAN BU İKİ PCR TESTİNİN DE NEGATİF ÇIKMASI VE ADNAN OKTAR'DA HİÇBİR HASTALIK EMARESİ BULUNMAMASI "POZİTİF" ÇIKTIĞI İDDİA EDİLEN İLK TESTTEKİ ŞAİBEYİ DAHA DA ARTIRMAKTADIR.

Ne var ki, tüm bunlara rağmen söz konusu şaibeli pozitif teste dayanılarak Sayın Adnan Oktar halen karantina ve gözetim adı adında, hukuksuz bir biçimde alenen "TECRİTTE" tutulmaya devam edilmektedir. HİÇBİR HUKUKİ DAYANAĞI OLMADIĞI HALDE AVUKATLARIYLA GÖRÜŞMESİNE İZİN VERİLMEMEKTEDİR.

EN SON YAPILAN HER İKİ PCR TEST SONUCU DA NEGATİF ÇIKTIĞI HALDE, bulunduğu Cezaevi Savcılığı tarafından herhalukarda 10 gün daha kimseyle görüştürülmeyeceği, (sözde) "gözetim altında" tutulacağı bilgisi verilmiştir. Kaldı ki test sonucu pozitif çıkan bir kimsenin dahi avukatıyla görüştürülmemesi gibi bir durumun hiçbir makul ve hukuki gerekçesi yoktur.

Hal böyleyken kendisinin test sonuçları negatif olduğu halde avukatlarıyla camekan ardından telefonla görüşmesine bile izin verilmemektedir. Adeta ortaçağ zindanlarını andıran böyle görülmemiş bir kısıtlamanın KOVİD-19 tedbiri olmakla uzaktan yakından alakası olmadığı çok açıktır.

Hiçbir hukuki dayanağı olmamakla birlikte, KOVİD-19 TEDBİRİ BAHANESİYLE bu şekilde bir uygulamanın alenen bir insan hakları ihlali ve zulüm olduğu ortadadır.

ADNAN OKTAR'IN SAĞLIK DURUMUNDAN VE CAN GÜVENLİĞİNDEN 2 GÜNDEN BU YANA GÜVENİLİR BİR ŞEKİLDE HABER ALINAMAMAKTA, AVUKATLARI KENDİSİNİ GÖREMEMEKTEDİR.

Çok sayıda husumetli kişi ve çevrelerin aylardır, hakkında "dış dünyayla tüm bağlantısını kesme" "sayısız eziyete uğratma" ve "ölüm" tehditleri yağdırdığı Sayın Adnan Oktar'ın hüküm açıklanır açıklanmaz bu tür görülmemiş hukuksuz uygulamalara tabi tutulması, avukatları ve yakınlarıyla görüştürülmediği, kimsenin haber alamadığı, başına ne geldiği ya da geleceğinin bilinmediği bir tecrit ortamında tutulması çok vahim ve esrarengiz bir durumdur.

Devletimizin adaletine ve aklına sonsuz güven duymakla birlikte, mevcut durum adeta, husumetli çevrelerin tehditlerinin gerçek çıktığı, hatta bu tehditlerin devletin içine sızmış bazı odaklar vasıtasıyla birebir yerine getirildiği gibi dehşet verici bir tablo ortaya koymaktadır.

Bu son derece endişe verici ve ürkütücü bir durumdur.

Sayın Adnan Oktar'ın, kimsenin haber alamadığı bu tecrit ortamında herhangi bir işkence, darp ya da yaralanmaya maruz kalıp kalmadığı, hatta hayatta olup olmadığına dair dahi bilgi edinmek mümkün değildir.

Kendisinin müdafileri Sağlık Bakanlığı Daire Başkanı ile görüşmüşler ve bu durumu aktarmışlardır. Sayın Daire Başkanı, “PCR testinin negatif çıkması halinde kişinin müdafileri veya yakınları ile derhal görüştürülmesi gerektiğini” açıkça belirtmiştir.

Ancak Sayın Daire Başkanı’nın bu görüşüne rağmen Cezaevi Yönetimi görüş yasağını sürdürmekte anlaşılmaz bir ısrarlı tutum sergilemektedir. Bu yapılanlar her türlü kişilik haklarına aykırı olduğu gibi akıllara Sayın Adnan Oktar’ın can güvenliğine yönelik bir menfur teşebbüs olabileceği ihtimallerini de getirmektedir. Bu yöndeki kuşkuların giderilmesi ve gereken tedbirlerin alınması amacıyla tüm yazılı ve sözlü talep, biglilendirme/suç duyuruları yapılmıştır.

Pek tabiki DEĞERLİ CEZAEVİ YÖNETİMİNİ TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK VEYA ONLARA YÖNELİK HAKSIZ BİR İSNATTA BULUNMAKTAN İMTİNA EDERİZ, ancak yukarıda izah ettiğimiz gibi her yönüyle belirsizlikler ve soru işaretleri barındıran bu durumun da bir an evvel açıklığa kavuşması elzemdir.

Geçtiğimiz günlerde, Genelkurmay İstihbarat Eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin'in, çeşitli medya kanallarında yanılanan, ABD'NİN TÜRKİYE'DE KARIŞIKLIK ÇIKARMAK İÇİN BAZI KANAAT ÖNDERLERİNE SUİKAST HAZIRLIĞI İÇİNDE OLDUĞU açıklaması bu endişeyi güçlendirmektedir:

"İsmail Hakkı Pekin, ABD'nin Türkiye'de suikast hazırlığında olduğunu iddia etti. Pekin konuya ilişkin, “Devletin elinde istihbarat var, gerekli hazırlığı yapıyor” İfadelerini kullanması dikkat çekti. Pekin, “Suikast planlarında kimler var” sorusuna şu şekilde cevap verdi: “Türkiye'de toplumun sinir uçları var, kanaat önderleri var. O kanaat önderlerine suikast yaparsanız toplum ister istemez devlete tepki gösterir.”" (https://odatv4.com/tartisma-yaratacak-iddia-22012118.html)

Bilindiği gibi, Sayın Adnan Oktar’a geçmiş tarihlerde Emniyet içerisinde yemeğine kokain artık maddesi katılarak kumpas kurulmuştur. Yine dönemin (halen bir kısmı tutuklu/bir kısmı firari olan) FETÖ’cü emniyet müdürleri ve memurları tarafından emniyet içerisinde düzenlenen sahte ihbarlar ve sahte düzeneklerle mağdur edilmek istenmiştir.  

Mevcut dava sürecinde de kendisinin defalarca benzer komplolar ile karşı karşıya olduğuna dair somut deliller dava dosyasına ve ilgili savcılıklara birçok kez sunulmuştur. Ayrıca, Sayın Adnan Oktar ve camiamıza karşı husumetleri herkesçe bilinen kişiler son zamanlarda sosyal medyada “Kovid” bahanesi üzerinden çeşitli kumpas hazırlıkları içinde olduklarını ima eden tehdit paylaşımları yapmaktadır.

Tüm bunlar ve mevcut belirsiz ve anlaşılmaz uygulamalar endişelerimizi ve şüphelerimizi haklı boyuta taşımaktadır. Bu nedenle de yasal zeminlerde haklarımızı aramak ve makul şüphelerimizi bildirmek zorunluluğu doğmuştur.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları hakkındaki dava henüz devam etmekte olup halen masumiyet karineleri devam etmektedir. Sayın Yetkililerimizin gerek hukukun üstünlüğü gerekse insanlık adına gerekli her türlü tedbir ve müdahaleleri uygulayacağına dair inancımız tamdır.

Yaşanan endişe verici ve şaibeli durumun ortadan kaldırılması adına Sayın Adnan Oktar'ın müdafileriyle acilen görüştürülmesi için gereğinin yapılmasını talep ediyoruz.

Saygılarımızla.