Hukuki Cevaplar

Sanat, Güzellik ve Eğlence; Toplumsal Kutuplaşmayı ve İslam’ı İçe Kapamayı İsteyenlere Karşı Bir Tebliğ Metodudur

Sanat, Güzellik ve Eğlence; Toplumsal Kutuplaşmayı ve İslam’ı İçe Kapamayı İsteyenlere Karşı Bir Tebliğ Metodudur

Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı (TBAV); toplumun tüm kesimlerine ulaşıp İslam’ın sıcak, sevgi dolu, affedici ahlakını anlatmak düsturuyla hareket eden bir arkadaş topluluğudur. Bu doğrultuda camiamızda bulunan arkadaşlarımız tarafından sanat, güzellik ve eğlence ile de İslam’ın yaşanabileceği bir tebliğ metodu olarak anlatılmaktadır.

Arkadaş grubumuz, Sayın Adnan Oktar’ın da ifadesinde belirttiği gibi eğlenceye meraklı insanlar değildir. Eğer amaç eğlence ve keyif olsaydı camiamızda bulunan tüm arkadaşlarımız bunu en alasıyla yaşayabilecek imkanlara sahiptir. Ancak İslam aleminin içinde bulunduğu durum, asrımızın iman zaafiyetinin en yoğun yaşandığı asır olması ve Türkiye’de kültürler ve yaşam tarzları arasında uçurum oluşturma gayeleri arkadaşlarımızın İslam dinini tebliğ yönteminde farklı yöntemler denemelerine sebep olmuştur.

Allah, Kuran’da Hz. Süleyman’ın Sebe Melikesini tebliğ için davet ettiğinde; saraylar, heykeller, yüzme havuzları yaptırdığını bildirmektedir. Peygamberimiz (sav) ise, İslam’ın tebliğinde en yakışıklı olarak bilinen sahabesi Hz. Dıhye’yi Bizans’a göndermiştir. Yine Peygamberimiz (sav)’in önemli misafirleri geldiğinde Bizans’tan özel olarak getirttiği cübbesini giydiği bilinmektedir. Tüm bunlar ve İslam alimlerinin verdiği örneklerden anlaşılacağı üzere müminler tebliğ yapacakları zaman hitap edecekleri insanların kültürlerine ve yaşam tarzlarına uygun bir ortam sağlamaktadırlar.

Arkadaş grubumuzun dekolte, müzik, dans gibi konulardaki tutumu da temelde bu amaçladır. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Beyefendi de son dönemlerde yaptığı konuşmalarda toplumun tüm kesimlerine ve özellikle gençlere ulaşmanın önemi üzerinde durmaktadır. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Kılık kıyafeti, hayat tarzı, dünya görüşü ne olursa olsun, bu ülkenin bütün gençleri bizimdir ve hepsine ulaşmalıyız diyerek genliğe ulaşmanın ehemmiyetini dile getirmiştir. Hatta bilindiği üzere Diyanet İşleri, çalışanlarını bu konuda özel eğitim almaları için Amerika’ya dahi göndermektedir.

Toplumun tüm kesimlerine ulaşıp İslam’ın sıcak, sevgi dolu, affedici ahlakını anlatmak toplumsal barış ve uzlaşma açısından da hayatidir. Çünkü tarih boyunca olduğu gibi ülkeleri parçalamak isteyenler önce toplumsal kutuplaşma oluşturmaktadır. Yakın zamanda Mısır örneğinde görüldüğü gibi öncelikle toplum “modern” ve “gelenekçi” olmak üzere iki sınıfa ayrılmakta; daha sonra da bu sınıflar arasında birbirleriyle diyaloğu imkansız hale getirecek suni setler koyulmaktadır.

Camiamız, bunun nasıl bir tehlike olduğunu gördüğü ve Türkiye’nin de benzer bir duruma sürüklenmek istenildiğini fark ettiği için buna engel olmak istemektedir. Dekolte giyinen, bikiniyle denize giren, kızlı erkekli ortamlarda dans edip eğlenen insanları dışlayan ve bu dışlanma sebebiyle bu insanların toplumun diğer kesimine öfke duymasına sebep olan anlayışın önüne geçilmek istenmiştir. Bir kesimin diğerini ulaşılmaz görmemesi için din ve hayatın güzelliklerinin bir arada yaşanabileceği bir model sunarak ülkenin en önemli tehditlerden biri olan toplumsal kutuplaşmayı bertaraf etmek amaçlanmıştır.

Bu tebliğ yöntemini kullanmaktaki bir diğer amaç ise İslam’ı sadece camiye,  Müslümanları varoşlara ve gettolara kapatmak; böylece İslam’ın gelişip yayılmasını engellemek isteyenlere engel olabilmektir. Müslüman denilince akla gelen sanattan, kaliteden güzellikten uzak model Müslümanların kolaylıkla ezilmesine sebep olmaktadır. “Müslüman olursan müzik dinleyemezsin”, “Yalıda, yatta yaşayamazsın”, “Sanat hayatında olamaz, dans edemezsin” telkiniyle Müslümanların elinden tüm güzellikleri alan ve ‘Siz bunlara ancak cennette kavuşursunuz’ diye alay eden zihniyet, camiamızda bulunan arkadaşlarımızın hamiyetine ağır gelmiştir. Arkadaşlarımız da bunun doğru olmadığını, Müslüman’ın güzel olan her şeyi en fazlasıyla hak ettiğini tüm dünyaya göstermek amacıyla hareket etmişlerdir.

Nitekim tüm bunlarda güzel başarılar da elde edilmiş; Peygamberimiz (sav)’in sevecen, sevgi dolu anlayışını, İslam’ın aydınlık, hayat dolu yüzünü gösteren faaliyetlerimiz hem Türkiye’de hem Batı dünyasında yoğun ilgi görmüştür. Bu doğrultuda; batıda İslamofobiyi körükleyip Müslümanları ezmek isteyenlerin gücünü zayıflatmış, ülkemizde dindar kesimleri hayatın ve toplumun dışına itmeye çalışanlara set olunmuş, “modern” ve “gelenekçi” diye toplumumuzu bölmek isteyenler engellenmiştir. ODTÜ’lü, Boğaziçili gençleri İslam’dan uzak tutan anlayış yıkılmış, Gezi Parkı olayları gibi toplumsal ayaklanmaların kültürel zeminini tamamen ortadan kaldırılmıştır. Tüm bu vesilelerle arkadaş grubumuzun faaliyetleri Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve devletimizin bekasına büyük destek sağlamıştır.

Bütün bunların yanı sıra, dekolte giyinen hanımlara, müziği ve eğlenceyi seven insanlara karsı anlayışsız ve katı bir tutum sergilenmesinin önlenmesi toplumsal huzur ve barış açısından da önem taşımaktadır. Kadına saygı, yaşam tarzına anlayış ve değer verme toplum kalitesini gösteren en hayati konulardandır. Batı’da dekolte giyinen bir hanım müthiş saygı görürken Ortadoğu’da “potansiyel tehlike” olarak görülmektedir. İsviçre’de, Fransa’da, İtalya’da bir davete dekolteyle katılan bir hanım saygıyla karşılanırken, Ortadoğu’da bir kadının şort giydiği için tecavüze uğraması adeta meşru görülmektedir. Ortadoğu’dan Avrupa’ya göç edenlere verilen eğitimlerden ilki “Bir kadın mini etek giyiyorsa sizinle cinsel ilişkiye girmek istiyordur anlamına gelmez”dir. Modern ve aydın Türkiye’ye ise Ortadoğu kültürüne has bu tutumların hiçbiri elbette ki yakışmayacaktır.

Bizler arkadaş grubu olarak; İslam dünyası küçülmesin, kendi içinde daha fazla bölünmesin, ülkemiz kutuplaşmasın, Müslümanlar ezilip toplumdan soyutlanmasın diye uyguladığımız bu yöntemde ısrarcı değiliz. Biz devletimiz ve milletimizin beğendiğini beğenir, istemediğinde de ısrar etmeyiz. Gençleri, sahil kesimi ve modern insanları; dinsizliğin, materyalizmin, sevgisizliğin ve bencilliğin eline terk etmek istemeyiz. Devletimizin ve ilgili kurumların bize gösterdiği yol ve yönteme uyarız. Sanat, güzellik ve eğlence ile de İslam’ın yaşanabileceğinin anlatılmasının bugüne kadar etkisini ve faydalarını gördük. Bundan sonra da daha etkili ve beğenilenin ne olduğu bizlere söylenirse tüm imkanlarımızla devletimizin ve milletimizin hizmetinde olacağımızı saygılarımızla bildiririz.

 

TEKNİK VE BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI