Hukuki Cevaplar

İlgili Makama

İLGİLİ MAKAMA

KONU                       : Kamuoyunda Adnan Oktar dosyası olarak bilinen dosyanın yargılaması esnasında soruşturmanın başından beri çok bariz usulsüzlükler yapmış ve müştekilere zor baskı uygulamış olan polislerin mahkemenin çabasına rağmen maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellenmesine yönelik çabaları hakkında makamınızı bilgilendirme gereği hk.

AÇIKLAMALAR    :

Mahkeme huzurunda yapılan sorgular ve verilen ifadeler esnasında Adnan Oktar ve arkadaşları müştekilerin iddialarının kabul edilemez olduğunu ve kendilerine uygulanan baskı ve ölümcül korku nedeniyle gerçek dışı beyanlarda bulunmak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. Buna benzer izahları gerek bir kısım sanıklar gerekse de bir kısım müştekiler kendilerine baskı yapıldığını ve korkutulduklarını dile getirmişlerdir.

Bu baskı ve ölümcül korkutmaların bir kısmını da ne yazık ki “emniyet birimi içerisinde çalışan” husumetli bir takım müştekilerle iş birliği yaptığını düşündüğümüz bazı polis memurları yapmışlardır.

Bu emniyet görevlileri hakkında bazı suçlamalar nedeniyle kovuşturma başlatılması için bir kısım sanıklar bazı gerekçelerle şikayetçi olmuşlardır.

Maddi gerçeği araştıran mahkeme heyeti de sanıkların savunmaları ve dinlediği müştekilerin beyanlarına dahi yansıyan bu baskı ve zorlamaya dair durumları sorgulamak için “emniyetin içerisinde” açıklanamaz bir biçimde çok fazla iş ve işlem gerçekleştiren bazı polis memurlarını tanık sıfatıyla dinlemek üzere mahkemeye davet etmiştir. Bunlardan biri;

326730 sicil numaralı İbrahim Halil Aygüner’dir. İbrahim Halil Aygüner’in sanıklardan birinin şikayetine konu olmuş polis memurudur. Kendisi dosya kapsamında bir çok tutanağın düzenlenmesini bizzat üstlenmiş birisidir. Ancak bu evrak ve düzenleme işlerinde abartılı şekilde Adnan Oktar ve arkadaş grubuna karşı yürütülen soruşturmanın birkaç polis tarafından yürütüldüğü izlenimi oluşacak kadar çok iş ve işlem yapmıştır. Bu kapsamda da İbrahim Halil Aygüner; 36 kişinin fotoğraf teşhis işlemini yaptırmış bunun yanı sıra da 98 kişinin ifadesinde hazır bulunmuştur.

Bu işlemleri gerçekleştirirken de hukuka aykırı iş ve işlemler tesis edilmiştir. Bunlardan en net ispat edilebilir olanı ise; birden fazla müştekinin ifadesinde aynı anda hazır bulunduğuna dair ifadelerin altında imzasının bulunmasıdır. Şöyle ki;

  • Seda Işıldar adlı müştekinin ifadesi 01.06.2018 tarihinde 13.40-15.40 arasında alınmış, Elmas Hilal Kahraman adlı bir başka kişinin ifadesi ise; 01.06.2018 tarihinde 10.45’te başlayıp, 02.06.2018 tarihinde 02.02’de sona ermiştir. İki ifade de aynı anda hazır bulunması mümkün olmaması ve olamaması gereken bu polis memuru aynı anda birden fazla ifadeye katılmış olarak gözükmektedir.
  • Yine aynı gün 01.06.2018 tarihinde Elmas Hilal Kahraman’ın ifadesi devam ederken saat 22.00 ile 23.30 arasında Hatice Ural isimli bir başka müştekinin ifadesini yazan kişi olarak gözükmektedir.

Bir kısım müştekilerin emniyette fotoğraf teşhis işlemlerinde ise gerçeklikle hiç bağdaşmayan kopyala yapıştır izahlar bulunmaktadır. Müştekiler mahkeme salonunda verdikleri ifadelerinde fotoğraf teşhis işlemini PVSK’ya aykırı şekilde birden fazla fotoğraf içerisinden seçerek yapmadıklarını beyan etmişlerdir. Nitekim 13.11.2018 tarihinde İffet Piraye Yüce’nin fotoğraf teşhis tutanağında gösterilen -19 kişiye yönelik- yapılan açıklamaların tamamı noktası virgülüne birebir aynı yazılmıştır. Hatta hepsinde “CİNSEL SALDIRI FİİLLERİNİ” ifadesi büyük harfle yazılmıştır.Bu fotoğraf teşhis işleminin hazır olduğu ve kendisinden sadece “sanki ifadesinde adını geçirdiği kişiler gibi” imzalanmasının istendiğini müşteki İffet Piraye Yüce açıklamıştır. Nitekim fotoğraf teşhis tutanaklarında gösterilen kişilerin kendisine cinsel saldırı eylemini gerçekleştirmediklerini bunun hazır olarak kendisine sunulduğunu anlatmıştır.

Ancak sırf bu nedenle sanıkların bir kısmı tutukludurlar. Hatta sanıklardan Necati Koç sadece İffet Piraye Yüce’nin ifadesinde geçmeyen ancak fotoğraf teşhis işleminde geçtiği belirtilen “cinsel saldırı” eylemi nedeniyle 2 yılı aşkın süredir tutukludur. Ancak müşteki İffet Piraye Yüce bu fotoğraf teşhis tutanağı işlemini kendisinin gerçekleştirmediğini -polisler tarafından hazır olarak sunulduğunu- neticeten noktası virgülüne aynı olan bir metni imzalaması istendiği için imzaladığını belirtmiştir. Bu şekilde kişilerin yok pahasına hapis yatmasına sebebiyet veren tutanağın altındaki “polis memuru” imzası İbrahim Halil Aygüner’e aittir.

Ayrıca yine aynı polis memurunun aldığı ifadelerde birbiri ile tamamen aynı copy paste mantığında hazırlanmış şablon ifadeler bulunmaktadır. Birbirinden bağımsız müştekilerin farklı tarihlerde noktası, virgülüne kadar şablon ifadeler vermesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Burada bir suistimal olduğu çok açıktır. Hatta bu şablon ifadeler yine bire bir aynı şekilde polis fezlekesinde ve savcılık iddianamesinde de karşımıza çıkmaktadır. Örneğin;

326730 SİCİL NUMARALI POLİS MEMURUNUN, MÜŞTEKİ VE ETKİN PİŞMANLARDAN ALDIĞI İFADELERDE BİRE BİR AYNI CÜMLELER YER ALMAKTADIR (1):

Murat Develioğlu 21.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgüt lideri Adnan OKTAR verdiği emirleri uygulamayan veya ihanet eden örgüt mensuplarına da ceza vererek örgüt içinde gücünü ve korkuyu hissettirirdi.”

Ceylan Özgül 19.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgüt lideri Adnan OKTAR verdiği emirleri uygulamayan veya ihanet eden örgüt mensuplarına da ceza vererek örgüt içinde gücünü ve korkuyu hissettirirdi.”

Ayça Pars 20.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgüt lideri Adnan OKTAR verdiği emirleri uygulamayan veya ihanet eden örgüt mensuplarına da ceza vererek örgüt içinde gücünü ve korkuyu hissettirirdi.”

Ebru Alkan 20.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgüt lideri Adnan OKTAR verdiği emirleri uygulamayan veya ihanet eden örgüt mensuplarına da ceza vererek örgüt içinde gücünü ve korkuyu hissettirirdi.”

Yıldız Arık 25.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgüt lideri Adnan OKTAR verdiği emirleri uygulamayan veya ihanet eden örgüt mensuplarına da ceza vererek örgüt içinde gücünü ve korkuyu hissettirirdi.”

Hatice Ural 26.12.2018 tarihli ifadesinde “Adnan OKTAR verdiği emirleri uygulamayan örgüt üyelerine ceza vererek örgüt içinde gücünü hissettirirdi.”

Bu ‘’ŞABLON ANLATIM’’ Temmuz 2018 tarihli Polis Fezlekesinden satır satır kopyalanarak alınmıştır:

Emniyet Fezlekesi sayfa 32: ‘’Örgüt lideri, verdiği emirleri uygulamayan veya ihanet eden mensuplarına da ceza vererek örgüt içinde gücünü ve korkuyu hissettirmek istemektedir.’’

Aynı şablon anlatım Temmuz 2019’ta tanzim edilen iddianameye de aynı şekilde yerleştirilmiştir:

İddianame sayfa 52: ‘’Örgüt lideri, verdiği emirleri uygulamayan veya ihanet eden mensuplarına da ceza vererek örgüt içinde gücünü ve korkuyu hissettirmek istemektedir.

326730 SİCİL NUMARALI POLİS MEMURUNUN, MÜŞTEKİ VE ETKİN PİŞMANLARDAN ALDIĞI İFADELERDE BİRE BİR AYNI CÜMLELER YER ALMAKTADIR (2):

Serpil Ekşioğlu 19.12.2018 tarihli ifadesinde “Şahit olmadığım ancak yaşamış gibi şikayetçi edildiğim bu şikayetten dolayı her zaman vicdanen rahatsızlık duydum.”

Ayça Pars 20.12.2018 tarihli ifadesinde “Bu şekilde yalan ifade verdiğim için vicdanım her zaman sızladı.”

Ebru Alkan 20.12.2018 tarihli ifadesinde “Bu yalancı tanıklık dolayısıyla her zaman vicdan azabı çektim...”

Yıldız Arık 25.12.2018 tarihli ifadesinde “Bu ifadeden dolayı her zaman vicdan azabı çektim...”

Hatice Ural 26.12.2018 tarihli ifadesinde “Bu sebeple bu tarz ifadeleri mecburen verdim ve hep bir pişmanlık hissettim.”

326730 SİCİL NUMARALI POLİS MEMURUNUN, MÜŞTEKİ VE ETKİN PİŞMANLARDAN ALDIĞI İFADELERDE BİRE BİR AYNI CÜMLELER YER ALMAKTADIR (3):

Ceylan Özgül, tüm müştekiler arasında en çok ifade vermeye giden kişidir. 22.01.2018’den itibaren toplamda 11 kere ifade vermiştir. 11 Temmuz’daki polis operasyonundan itibaren onlarca kere canlı olarak televizyon ve radyo programlarına katılmış, güya müvekkil Adnan Oktar’ın ve arkadaşlarının yanında yaşadığı yılları defalarca sözde suç varmış gibi anlatmıştır. Tüm bu ifadelerinde “yalancı şahitlik” diye bir konudan bir cümle bile BAHSETMEMİŞTİR. Ancak her nasılsa o bile güya örgüt zorlamasıyla istemeye istemeye YALANCI ŞAHİTLİK YAPMASI GİBİ BÜYÜK BİR OLAYIUNUTMUŞ”, sonra bir kısım başka müştekiler ve etkin pişmanlarla beraber aynı günde “HATIRLAYIP” 19.12.2018’de bu konu ile alakalı ek ifade vermiştir.

Serpil Ekşioğlu ve Ümit Kuruca da aynı kelimelerle ‘“UNUTUP’’ sonra aniden 19.12.2018 tarihinde ‘’HATIRLAMIŞLARDIR.’’

Serpil Ekşioğlu 19.12.2018 tarihli ifadesinde “ben de örgütün beni mağdur ettiği o dönemlerde verilen emirleri sorgulamaksızın yerine getiriyordum...”

Serpil Ekşioğlu 19.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgütün beni mağdur ettiğinin farkına vardıktan sonra...”

Ceylan Özgül 19.12.2018 tarihli ifadesinde “örgütün beni mağdur ettiği dönemler olduğu için Adnan OKTAR'ın söylemiş olması bir emir ve talimattı ve buna uymamam mümkün değildi.”

Ayça Pars 20.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgütün beni mağdur ettiği dönemler olduğu için o dönem de karşı çıkmam mümkün değildi.”

Ebru Alkan 20.12.2018 tarihli ifadesinde ”örgütün beni mağduriyeti...”

Yıldız Arık 25.12.2018 tarihli ifadesinde “örgütün mağduriyetinden...”

Hatice Ural 26.12.2018 tarihli ifadesinde “Örgütün beni mağdur ettiği dönemlerde...”

326730 SİCİL NUMARALI POLİS MEMURUNUN, MÜŞTEKİ VE ETKİN PİŞMANLARDAN ALDIĞI İFADELERDE BİRE BİR AYNI CÜMLELER YER ALMAKTADIR (4):

Serpil Ekşioğlu 19.12.2018 tarihli ifadesinde “...Semin BABUNA'dan bu davadan ötürü helallik aldım ve pişmanlığımı dile getirdim.”

Ayça Pars 20.12.2018 tarihli ifadesinde “...Türkan AKYÜZALP'in yanına gittim ve bu konudan dolayı helallik istedim.”

Ayça Pars 20.12.2018 tarihli ifadesinde “...Gülay AKPOLAT ile görüştüm ve bu konudan dolayı helallik istedim.”

Ebru Alkan 20.12.2018 tarihli ifadesinde “Türkan Hanım ile görüşüp helallik istedim ve o da hakkını helal etti.”

Yıldız Arık 25.12.2018 tarihli ifadesinde “...helallik isteme amaçlı dosya kapsamında müşteki olan arkadaşlarım ile helallik istediğim konusunda Filiz İNAL'a haber gönderdim.”

Yıldız Arık 25.12.2018 tarihli ifadesinde “...yine dosya kapsamında müşteki olan arkadaşlarım ile helallik istediğim konusunda haber gönderdim.”

İbrahim Halil Aygüner’in müşteki hanımlarla “şahsi cep telefonu üzerinden” konuştuğu da dosya içerisindeki bilgilerle sabittir.

Bir kısım müştekilerin ise “şüpheli” olarak emniyete polisler ifadeye çağırıldığı ancak emniyetteyken “sen mağdursun” mağdur olarak ifadeni alacağız denilerek korkutuldukları da müşteki beyanları ile ortaya çıkmıştır.

Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için çaba harcayan mahkeme İbrahim Halil Aygüner’in tanık olarak dinlenilmesini kararlaştırmıştır.

Mahkemece yapılan yargılamada kendisine duruşmada hazır olması ve tanık olarak dinlenilebilmesi için tebligat çıkarılmıştır.  Tebligat kendisine ulaşmış olmasına rağmen duruşmaya gelmemiştir.

Daha sonra ise; mahkeme tarafından zorla getirilme emri kapsamında zorla getirilmesi kararlaştırılmıştır.

 

 

Mahkemece ihzar müzekkeresi dahi yazılmasına rağmen kendisine ulaşılamadığına dair evrak yukarıda gösterilmektedir.

            Emniyet mensubu olması ve ve çok fazla duruma karışmış olmaları nedeniyle dinlenmeleri mahkemece kararlaştırılmış bu kişiler mahkemeden kaçmaktadırlar.           

            Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için çok önemli olan bu hususların kendisine sorulması için hazır bulundurulmasına karar verilen ve örnek olarak sadece İbrahim Halil Aygüner isimli şahsı gösterdiğimiz İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde Adnan Oktar Soruşturması kapsamında görev yapan ve tanık olarak çağırılan kişilerin savuşmalarının önlenmesi adına ve tüm gerekli idari işlemlerin yapılmasını saygılarımızla talep etmek gerekmiştir.

Gereğinin yapılacağına olan inancımız ile maddi gerçeğin ortaya çıkması için gerekli tüm adımların atılması adına yüksek makamınızdan yardımlarınızı istirham ediyoruz.