Hukuki Cevaplar

GERÇEK DIŞI HABERCİLİĞİ BENİMSEYEN BİR KISIM BASIN HALKIN GÖZÜNDE GÜVEN VE DEĞERİNİ KAYBEDİYOR

Adnan Oktar Davası Karar Duruşması Sonrasında, Gerçek Dışı Haberlerle Algı Oluşturmaya Devam Eden Bir Kısım Basın, Milletimiz Nezdinde Sürekli Değer Kaybediyor!!!

Adnan Oktar davasında 11 Ocak 2021 tarihli karar duruşmasında mahkeme salonu tamamen doluydu. Bu kalabalığın büyük bir kısmını da basın mensupları oluşturuyordu. Davamızı yakından takip eden, camiamızın neşesini, sevgisini, coşkusunu çok yakından bilen basın mensupları, yaklaşık 3 saat süren duruşmayı da başından sonuna kadar bizzat salonun içinden takip etti. En son, sanıkların tümü salonu terk edene kadar da salonda bulundular.

Elbette, verilen her yargı kararına saygılıyız. Fakat, tüm hukuki delillerimiz ışığında ve davayı takip eden uzman hukukçular nezdinde kesin olarak beraat beklenen, bomboş dosyaya sahip böyle bir davada, en üst sınırdan cezalar verilmiş olması son derece hayret vericidir. Bununla birlikte, karar tüm arkadaşlarımız arasında büyük sabır, sükunet ve neşeyle karşılanmış, hatta karar esnasında ve sonrasında arkadaşlarımız neşelerini, coşkularını kuvvetli şekilde hissettirmişlerdir.

En başta, hayatını Allah’ın rızasına uygun olarak inandığı ve savunduğu davasına adamış ve bunun için her türlü zorluğu hayatı boyunca üstlenmiş, bunu da hayatıyla ortaya koymuş olan Sn. Adnan Oktar'ın verilecek her kararı tevekkülle ve sevinçle kabul edeceği ortadadır. Nitekim Sn. Adnan Oktar, verilen bu karar esnasında da sonrasında da arkadaşlarını coşkuyla ve büyük bir neşeyle selamlamış, hayatı boyunca olduğu gibi o sırada da Allah'tan geldiğini bildiği bu kararı neşeyle, gururla, şevkle karşılamıştır. 

Kararın açıklanmasının akabinde bütün sanıklar hep birlikte Sayın Adnan Oktar'ı ve diğer tutuklu sanıkları coşkuyla alkışladılar ve "helal olsun", "aslanlar", "sonuna kadar yanındayız" nidalarıyla, müthiş bir coşkuyla uğurladılar.

Sayın Adnan Oktar, tezahüratlar karşısında, sağ kolunu havaya kaldırarak baş parmağı ile "Allah Birdir" işareti yaptı, yüzünde neşesi, şevki, heyecanı çok açık görülüyordu. 

10 biner yıl gibi ağır cezalara rağmen Sayın Adnan Oktar'ın ve arkadaşlarımızın coşkusuna, sevincine salonda bulunan gazeteciler de jandarma da hayret ve hayranlık duydular. Tutuksuz sanıklar, izleyiciler ve aileler, en son kişi salondan çıkarılana kadar hepsini tek tek kutlayarak, yoğun tezahüratlarla uğurladılar.

BU, CEZA İLE SONUÇLANMIŞ HİÇBİR DAVADA KARŞILAŞILAMAYACAK, BENZERİ OLMAYAN, TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ BİR COŞKUDUR. 10 BİNER YILLIK CEZALAR ADETA KUTLAMALAR İÇİNDE KARŞILANMIŞTIR. 

Bütün bunlara salonda bulunan BÜTÜN GAZETECİLER DE ŞAHİTTİR. Aynı salonda, Hürriyet gazetesi ve Sabah gazetesi muhabirleri de bulunmaktadır ve duruşmayı -diğer gazetecilerle birlikte- başından sonuna kadar izlemişlerdir. 

İlginç olan ise, bütün bu süreci izleyen tüm gazetecilerin temsilcisi oldukları tüm gazete ve internet sitelerinde, müşteki Özkan Mamati'nin açıkça husumetini belli eder şekilde ve mahkeme huzurunda saygısız bir tutum takınarak verdiği tepkilere Sayın Adnan Oktar'ın "GÜLEREK" karşılık verdiği ifade edilmiştir. 

Buna karşın, davamızın başından itibaren SADECE VE SADECE öfkeli, husumetli ve iftiraya dayanan yayınlarıyla dikkat çeken Hürriyet ve Sabah gazeteleri, her zamanki alışılmış tutumlarıyla, bu olayı da olduğunun TAM TERSİ şekilde aktarmışlardır. Bu durum, söz konusu yayınların, basın ilkeleriyle değil, doğrudan kin ve öfke ile hareket eden bir anlayış içinde hazırlandığı izlenimini vermektedir. 

Duruşma sırasında Sayın Adnan Oktar'ın rahatlığı ve neşesi, genel olarak bütün basın mensuplarının en fazla dikkatini çeken husus olmuştur. Hatta, bir televizyon programına röportaj veren ve davanın müştekilerinden olan Elvan Koçak, Sn. Adnan Oktar’ın karar okunurkenki rahatlığını şöyle anlatmıştır: 

ELVAN KOÇAK: ÇOK RAHATLARDI YANİ.

GÖKHAN TAŞKIN: Adnan Oktar’ın surat ifadesi nasıldı?

ELVAN KOÇAK: ÇOK RAHATTI.

GÖKHAN TAŞKIN: 10 bin yıldan fazla ceza alıyor hala mı rahat?

ELVAN KOÇAK: O KADAR RAHATYine aynı şekilde giyinmiş öyle onun hani beyaz giyinmiş ceketini falan bir de çok yakındık biz tabi,

ELVAN KOÇAK: Çok güzel giyinmiş, ÇOK RAHAT.

GÖKHAN TAŞKIN: Peki bu kedicikler falanda mı öyleydiler?.. Peki onların tavırları nasıldı yani bu cezalar açıklanırken? O elektronik kelepçeyle dışarıda olup da gelenler.

ELVAN KOÇAK: HEPSİ ÇOK RAHATTI, O KADAR. BEN ŞAŞIRDIM YANİ.

 

Yine, diğer tüm gazete haberlerinde de Sayın Adnan Oktar'ın rahatlığına vurgu yapılmış ve özellikle mahkeme salonunda müştekilerin gerçekleştirdiği taşkınlığa Sayın Adnan Oktar'ın gülerek karşılık vermesi, -oldukça dikkat çekici olduğundan-, özellikle haber yapılmıştır. 

Söz konusu haberler şu şekildedir:

 

Milliyet Gazetesi:

 

 

Korkusuz gazetesi:

 

Karar Gazetesi:

 

 

Yeni Akit Gazetesi:

 
 

Mahkeme sırasında bizzat şahit olunan olayları tüm diğer basın olduğu gibi aktarırken, başından beri davamız hakkında taraflı ve öfkeli yayınlar yapan 2 yayın organının tamamen farklı bir şekilde yansıtması, samimiyetsizliğin ve özel bir husumetin göstergesidir. 

Bütün Türkiye'nin yakından tanıdığı, hayatı boyunca inancı uğruna sayısız badireler atlatmış ve sayısız kere iftiralara uğramış, bundan dolayı çok defa hapse girmiş ve hepsinden beraat etmiş Adnan Oktar gibi birinin, söz konusu kararı da şerefle, mutlulukla karşılayacağı açıktır. Herkesin ittifakla farkında olduğu gibi, hukuki anlamda tutarsız, hiçbir karşı-delilin değerlendirilmediği, yargılananların savunma haklarının yüzlerce kez ihlal edildiği, adeta her duruşması onlarca hukuksuzluk ve bozma gerekçeleriyle dolu bir mahkemenin kararının da zaten bu davanın gerçek karşılığı olmadığı açıktır. Mahkemenin kararına saygı duymakla beraber, üst mahkemelerin değerlendirmesiyle gerçekler zaten yakın bir zamanda ortaya çıkacaktır. 

Sonuç olarak, Hürriyet ve Sabah gazetelerinin, yüzlerce insanın bizzat şahit olduğu olayları dahi, üstelik gerçeğinin ortaya çıkacağını da bile bile tam aksi yönde çarpıtma arayışı içinde olması, göz göre göre kamuoyunu yanıltmaktan çekinmemesi, kendilerini küçük düşürmekten ve toplum nezdinde gittikçe artan güvenilmezliklerini pekiştirmekten başka bir işe yaramamaktadır. 

Söz konusu yayın organlarını samimiyete davet ediyor, yaptıkları her yalan haberin mutlaka kendilerine döneceğini ve toplum içindeki güvenilirliklerini kaybettiklerinde artık bunun telafisi olmayacak bir süreç olacağını kendilerine hatırlatmak istiyoruz. Şu bir gerçektir ki, iftira ile doğruları ve doğruyu lekelemek mümkün değildir; sadece iftirayı atan lekelenir. 

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız.