Hukuki Cevaplar

ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU KARDEŞİMİZ MASUMİYET KARİNESİNE VE SAVUNMA HAKKINA SAYGILI OLMALIDIR

30 Temmuz 2020 tarihinde Akit TV’de yayınlanan “Manşetlerin Dili” isimli programda Ali İhsan Karahasanoğlu kardeşimizin kişilik ve savunma haklarımızı ihlal eden bir açıklaması nedeniyle tarafımıza cevap hakkı doğmuştur. 

Öncelikle, Kur’an’ı ve sünneti esas alarak hareket edeceklerine güvendiğimiz Akit camiasındaki kardeşlerimize, aleyhlerinde hiçbir delil olmayan Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında konuşurken, yazarken, yorum yaparken hukukun ve İslam’ın temel değerlerine sadık kalmalarının yakışacağına inanıyoruz. 

Kendilerinin de yakından gözlemlediği üzere, camiamıza yönelik 11.07.2018 tarihli polis operasyonunu müteakiben yargılanan arkadaşlarımızın kişilik ve savunma haklarına yönelik ciddi boyutlarda kanunsuz ve hukuksuz girişimler, uygulamalar ve saldırılar gerçekleştirilmektedir. Bu saldırılarda, yargıları henüz devam eden, haklarında hiçbir kesinleşmiş karar bulunmayan ve haksız yere 2 yıldan fazla bir süredir tutuklu bulunan arkadaşlarımızın masumiyet karineleri ve anayasal savunma hakları hiçe sayılmaktadır. 

Ali İhsan Karahasanoğlu ve Akit camiasındaki diğer kardeşlerimizi tenzih ederiz, ancakderin unsurlar tarafından özel görevlendirilmiş olan bir kısım medya ve basın mensuplarının da kendilerine verilen talimatları büyük bir itaat ve gayretle yerine getirmeye çalıştıkları esefle izlenmektedir. Bu sebeple, bu kardeşlerimize bir kısım basından edindikleri kulaktan duyma bilgilerle yorum yapmamalarını tavsiye ediyoruz.

 

Yusuf Ozan Demir

 

Medya üzerinden savunma hakkımıza yöneltilen saldırılar, özellikle Eylül 2019 tarihinde duruşmaların başlamasından itibaren giderek ivme kazanmıştır. Örneğin, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Sayın Mine Kırıkkanat, camiamızla ilgili devam eden davada arkadaşımız Mehmet Noyan Orcan’ın vekilliğini üstlenen Prof. Dr. Ümit Kocasakal ve 1999’daki operasyon sonrasında açılan davada bazı mensuplarımızın vekilliğini üstlenmiş olan Hüseyin Uğur Poyraz gibi değerli, tanınmış ve tecrübeli avukatlarımıza sık sık hakaretamiz ifadeler yöneltmekte, kendilerini sürekli eleştiri yağmuruna tutmaktadır. Mesleğinde son derece ilkeli, saygın, dürüst, ahlaklı ve itibarlı olan avukatlarımızı kamuoyuna karşı adeta “mafya avukatı” gibi göstermeye çalışarak baskı altına alıp sindirmeye, görevlerini ifa edemez hale getirmeye çalışmaktadır. Kendilerince savunma gücümüzü zayıflatmayı hedefleyen bu hukuk ve kanun dışı saldırıların demokratik, anayasal bir hukuk devleti olan ülkemiz açısından son derece vahim ve zararlı gelişmeler olduğunu düşünüyoruz. Zira, burada sadece ismi geçen değil tüm avukatlarımız bu saldırıların hedefi olmaktadır.

Başta Prof Dr. Sayın Ümit Kocasakal olmak üzere dosyamıza kapsamlı olarak hakim olan tüm avukatlar ortada herhangi bir suç ya da suç örgütü gibi bir durum olmadığını anlayarak hür ve temiz vicdanlarıyla arkadaşlarımızın müdafiliğini üstlenmişlerdir. Örneğin, Türkiye’nin en kıymetli Ceza Hukukçularından biri olan Prof. Dr. Ahmet Gökçen bunlardan biridir. Dosyada sözde örgüt yöneticiliği ile yargılanan ve halen tutuklu bulunan arkadaşımız Merve Büyükbayrak’ın müdafiliğini üstlenen Prof. Dr. Ahmet Gökçen, 1999 yılında aynı suçlamalarla hakkımızda açılan ve beraat ettiğimiz davada da Prof. Dr. Emin Artuk ile birlikte ortada bir suç örgütü olmadığına dair hukuki kanaat bildirmiş, dosyaya sunduğu iki ayrı mütalaa ile arkadaş grubumuzun suç örgütü olmasının imkansız olduğunun hukuki delillerini ortaya koymuştur. Bugün de tıpatıp aynı itham ve isnatlarla hukuka uygun olmayan bir şekilde açılan davada, akli, hukuki ve vicdani kanaatiyle bizlerin suçsuzluğunu görmüş ve sözde örgütün sözde yöneticiliğini yaptığı iddia edilen bir arkadaşımızın savunmasını üstlenmiştir.

Sayın Ali İhsan Karahasanoğlu'nun Akit TV'de, 30 Temmuz 2020 tarihli “Manşetlerin Dili” isimli programda, Av. Uğur Poyraz’ı hedef alarak, tüm değerli avukatlarımız aleyhine yaptığı açıklamaları Sayın Karahasanoğlu'na hiç yakıştıramadığımızı belirtmek istiyoruz. Zira her şeyden önce Müslüman bir kardeşimiz olarak, ağır suçlamalara maruz kalan Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza Kur'an'daki emirler gereğince hüsnü zan ile yaklaşması gerekirken, böyle yapmamıştır. Yine Kuran’ın emirleri gereği hakkımızdaki suçlamaları etraflıca araştırması veya bunların araştırılmasını beklemesi gerekirken bunları yapmayarak hatalı bir tutum sergilemiştir. Şahit olmadığı, bilmediği, görmediği olayları, direkt olarak camiamıza kurulan komplodaki uydurma iftiralarda geçtiği şekliyle değerlendirmiş, hakkımızdaki asılsız iddiaları tarafımıza söz hakkı bile tanımadan tekrarlayıp yaygınlaştırmıştır. Ortada hiçbir somut ve geçerli kanıt olmadığı halde, Sayın Adnan Oktar’ı ve arkadaşlarımızı suç işleyen kişilermiş gibi tanıtmıştır.

Nuri Karahasanoğlu

 

Ali İhsan Karahasanoğlu gayet iyi bilir ki, hukukta masumiyet karinesi ilkesi vardır. Her insan suçlu olduğu ispatlanana kadar masumdur. Dolayısıyla, herhangi bir yargı sürecinde, yargılanan kişi hakkındaki süreç tamamlanmadan “katil”, “hırsız”, “örgüt üyesi”, "çete", vb. ifadelerin kullanılması suçtur. Kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadan, bu tür ifadelerin kullanılması halinde "hakaret", "iftira", "suç uydurma" gibi suçlar işlenmiş olur edilmiş olunur.

Bu gerçeklerin yanı sıra belirtmek gerekir ki, her insan savunma hakkına sahiptir. Bu hak kanunlarla güvence altına alınmıştır. Savunma hakkı gereğince, her insan dilediği avukattan hizmet alabilir, her avukat da dilediği insana hukuki hizmet verebilir. Dolayısıyla, mensuplarımızın geçmişte Av. Hüseyin Uğur Poyraz ile çalışması, onun da her ne gerekçe ile olursa olsun camiamızın mensuplarına hukuki destek vermiş olması son derece legal, meşru ve normal bir hak ve özgürlüktür. Savunma hakkının hayata geçirilmesinden ibarettir. İslam’a göre de, hukuka göre de son derece doğal eylemlerdir.

SAYIN ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU BAHSETTİĞİMİZ BU GERÇEKLERİ ELBETTE Kİ BİLMEKTEDİR. KUR'AN’I BİLEN BİR MÜSLÜMAN VE EĞİTİM ALMIŞ BİR HUKUKÇU OLARAK HERHANGİ BİR İNSANA YAPILMIŞ SUÇLAMAYA KARŞI DİNEN VE HUKUKEN NASIL TAVIR ALINMASI GEREKTİĞİNİN BİLİNCİNDEDİR. BUNA RAĞMEN TARAFLI VE ÖNYARGILI BAKIŞ AÇISI NEDENİYLE YAKLAŞIK 3 YILDAN BU YANA CAMİAMIZA ASILSIZ SUÇLAMALAR VE HAKARETAMİZ İFADELER YÖNELTMEKTE ANLAŞILMAZ BİR BİÇİMDE BİR BEİS GÖRMEMEKTEDİR. KARDEŞLERİ OLARAK YAPTIĞIMIZ TÜM HATIRLATMALARA VE UYARILARA RAĞMEN, CAMİAMIZA YÖNELİK ÜSLUBUNDA KUR'AN VE SÜNNETE UYGUN TAVIR SERGİLEMEMEKTE ISRARCI DAVRANMAKTADIR. BU HUSUMETLİ VE PEŞİN HÜKÜMLÜ BAKIŞ AÇISI NEDENİYLE 30.07.2020 TARİHLİ PROGRAMIN KONUSUYLA HİÇ İLGİSİ OLMADIĞI HALDE, CAMİAMIZIN VE AVUKATLARIMIZIN ADINI GEÇİREREK KENDİNCE SAVUNMA HAKKIMIZI ZAYIFLATMA ÇABASINA GİRMİŞTİR.

Mustafa Karahasanoğlu

 

Ali İhsan Karahasanoğlu kardeşimizin, Av. Hüseyin Uğur Poyraz’a yönelttiği haksız suçlama aslında bugün yargılanan arkadaşlarımızın müdafiliğini yapan Prof. Dr. Ümit Kocasakal, Prof. Dr. Ahmet Gökçen başta olmak üzere tüm avukatlarımıza yapılmış sayılmaktadır. Onlar da arkadaşlarımızın vekaletlerini üstlendikleri için bu değerli ve saygın avukatlara da aynı çirkin ve düzeysiz ithamı yöneltmiş olmaktadır ki bu kanuna, hukuka, insafa ve vicdana sığan bir tavır olamaz.

Mine Kırıkkanat Hanım gibi, Ali İhsan Karahasanoğlu’nun da esas olarak yapmak istediği, ortada camiamızı savunan hiçbir avukat bırakmamak ve savunma yapamayan mensuplarımız hakkında mahkumiyet kararı verilmesini sağlamaktır.

İnsanlara adil ve eşit yaklaşmak, sevgiyle bakmak, güzel söz söylemek, şefkatli ve anlayışlı davranmak, öfkeyle hareket etmemek, önyargıların esiri olmamak, Müslümanlara kurulan tuzaklara karşı uyanık olmak ve her koşulda sadece gerçeklerden yana olmak Müslümanların asli sorumlulukları arasındadır. Allah Kuran’da bu karakter özelliklerine sahip olmada gevşekliğe düşmemeleri için Müslümanlara birçok uyarıda bulunmuştur.

Yüce Rabbimiz Kur'an'daki, 

Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Maide Suresi, 8) 

ayetiyle hakkı ve adaleti çok kesin bir şekilde emrederken, sırf şahsi kin ve öfke nedeniyle adaletin tecelli etmesine, iftiraya ve zulme uğrayan Müslümanların kendilerini savunmalarına engel olmaya çalışmak Allah Katında çok büyük bir vebale girmeye yol açabilir. Müminlerin böyle korkunç bir akıbetten Allah'a sığınmaları gerekir.

Tüm bu nedenlerle, Ali İhsan Karahasanoğlu kardeşimize, camiamıza karşı kurulan komploya itibar etmemesini, hakkımızdaki asılsız iftira ve iddiaların doğruluğunu araştırmasını, bu gerçek dışı ithamları çürüten net ve somut delillerimize kulak vermesini, tüm Müslümanlara karşı hüsnü zanla yaklaşmasını bir kez daha öğütlüyoruz. Aksine hatalı bir davranış ise en başta Kur'an'ın emirlerine aykırı bir tutum olacaktır. Zira, Cenab-ı Allah müminlere, kendilerine bir haber geldiğinde öncesinde doğruluğunu araştırmalarını emretmektedir:

Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. (Hucurat Suresi, 6) 

Ancak böyle davranırsa, insanları haksız yere suçlamanın ve mağdur etmenin önüne geçebileceğini kendisine yeniden hatırlatıyoruz. Aksi bir tutumun, yani önyargılar nedeniyle gerçeklere kulak vermemenin, sevgisiz ve şefkatsiz bir kalbin, sert bir yüz ifadesinin, yıkıcı ve karalayıcı sözlerin Müslümanlara yakışmayacağını, Müslümanların, başka bir Müslümanı hatalı buldukları takdirde onu ezmek, karalamak ve dışlamak yerine güzellikle Allah’a davet etmeleri gerektiğini unutmamasını umuyoruz. Bayramda bile kardeşliğe, bağışlayıcılığa ve sevgiye aykırı bir dil kullanmasını yadırgadığımızı, böyle itici bir dilin halkımız tarafından da asla tasvip edilmeyeceğini belirtmek istiyoruz.

Müslümanların esas almaları gereken sevgisiz sokak jargonu değil Kur'an'ın emrettiği şekilde sözün en güzelini seçerek en güzel üslubu kullanmak, en nezih biçimde konuşmaktır:

Kullarıma söyle: Sözün en güzelini söylesinler. Şüphesiz şeytan aralarını bozar. Şüphesiz şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. (İsra Suresi, 53)

Umuyoruz ki tüm bu öğüt ve hatırlatmalarımız Sayın Karahasanoğlu'nun hem kendisinin hem de bünyesinde bulunduğu Akit Medya Grubu’nun her görüşteki insana en güzel şekilde yaklaşmasına ve böylelikle Müslümanlara güzel örnek teşkil etmeleri yönünde olumlu etki oluşturacaktır.

Yüce Rabbimiz Enfal Suresi’nde,

Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi, 46) 

buyurmaktadır. Yine, Enfal Suresinin ilk ayetinde,

"O halde, eğer müminler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin." (Enfal Suresi, 1) 

buyurulmaktadır.

Her Müslümanın örnek almakla yükümlü olduğu Peygamber Efendimiz (sav) de bir hadisinde müminleri birbirlerine karşı husumetten men edip kardeş olmalarını emretmiştir:

“Birbirinize haset etmeyiniz... Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirip, dargın durmayınız... Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz. Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, sıkıntı anında onu kendi haline terk etmez. Ona yalan söyleyip aldatmaz. Onu küçük görmez (Üç defa göğsüne vurarak) Takva işte buradadır. Bir kimse Müslüman kardeşine hor baktı mı işte şerrin bu kadarı ona yeter. Müslüman’ın her şeyi; canı, malı, ırzı Müslüman’a haramdır." (Buhari, Edeb, 7/88; Müslim, Birr, 4/1486) 

 

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.