Hukuki Cevaplar

AKİT'TEKİ KARDEŞLERİMİZ YAYINLARINDAKİ HAKARETAMİZ ÜSLUBA KARŞI MUTLAKA TEDBİR ALMALIDIR

10.07.2020 tarihinde medyanın büyük çoğunluğu tarafından yapılan, Sayın Adnan Oktar'ın duruşma sırasında güya maske takmadığına yönelik gerçek dışı haberler aynı gün Yeniakit'in internet haber sitesinde, içine ilave hakaretamiz ifadeler eklenerek yayınlanmıştır.

Öncelikle ifade etmek isteriz ki, özellikle İslam'ı ve Müslümanları temsil etme iddiasıyla yola çıkan bir hareketin hakaret ve küfür içerikli düzeysiz bir üslubu adeta kendi alamet-i farikası, belirgin vasfı olarak benimsemesi ve bundan da hoşnut olması çok vahim ve hatalı bir tutumdur. Hele ki söz konusu olan masum, mazlum, haksızlığa uğrayan bir Müslüman kardeşleri ise ona karşı bu tür bir üslup kullanmanın hiç yakışık almayacağı, vicdana ve insafa sığmayacağı, İslam'ın ve Kur'an'ın ruhuna hiç uygun olmayacağı kanaatindeyiz. Kur'an'a göre esas olan, değil çirkin söz kullanmak sözün en güzelini seçerek kullanmaktır:

Kullarıma söyle: Sözün en güzelini söylesinler. Şüphesiz şeytan aralarını bozar. Şüphesiz şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. (İsra Suresi, 53)

Yine, Kur'an'a göre doğru ve esas olan, bir Müslüman zulme ve haksızlığa uğradığında fasıkların, fitnecilerin, Müslümanların arasını açmaya, kardeşi kardeşe düşürmeye çalışanların haberlerine itibar etmeden bütün gücüyle onu savunmak ve destek olmaktır:

Onlar ki, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar. (Şura Suresi, 39)

Kaldı ki söz konusu haber bilgi ve içerik bakımından tümüyle gerçek dışıdır. Sayın Adnan Oktar, tüm duruşmalarda maskeyi, işlevini tam olarak yerine getirecek, ağzını ve burnunu tamamen örtecek şekilde kullanmıştır. Yalnızca, maskenin kulaklara geçirilen ve rahatsızlık veren askılarını takmamıştır. Duruşmalar tüm gün sürdüğü ve herkese de tek maske dağıtıldığı için rahat oksijen alabilmek ve alerjik reaksiyondan korunmak amacıyla –duruşmada bulunan görevliler de dahil herkesin yaptığı gibi– maskesini zaman zaman aralamıştır. Hepsinin ötesinde, Adnan Bey'in maskesini bu şekilde kullandığı cezaevinden çıkış anından itibaren Jandarma ve Cezaevi personeli başta olmak üzere ilgili tüm yetkililerin bilgisi dahilindedir. Sağlık sorununu açıkladığında bu durum yetkililer tarafından makul görülmüş ve kendisinin, sağlığının korunması amacıyla maskeyi eliyle tutmasının yeterli olacağı bildirilmiştir.

Hal böyleyken, bu derece makul, doğal ve insani bir durumu bile "sapkınlık" olarak gösterme gayretine girmek insafla, vicdanla ve samimiyetle bağdaşır bir tutum değildir. Akit'in, eğer masum ve mağdur Müslümanlara harcayacağı böyle bir imkan, zaman ve enerjisi varsa bunları, aynen Sayın Adnan Oktar'ın hayatı boyunca yaptığı gibi tebliğ faaliyetlerine, iman hakikatlerinin ve Kur'an mucizelerinin anlatılmasına, Darwinizm'le, materyalizmle ve İngiliz derin devletinin bugün gençlerimizi içine sürüklemek istediği ateizm ve deizm fitneleriyle mücadeleye kanalize etmesinin çok daha hayırlı ve isabetli olacağı düşüncesindeyiz.

Bir Müslümanın hatalı bir hareket, olumsuz bir tavır karşısında yapması gereken Kur'an'ın emrettiği şekilde "emr-i bil maruf, nehy-i anil-münker" ile, yani iyiliği emredip kötülükten men etmek suretiylehata yapan kişiyi uyarması ve doğru yola iletmesidir. Amaç, güzel söz ve nasihatle o kişinin hatasını anlayıp vazgeçmesinin yolunun açılmasıdır.

Bunun aksine, hata yapanlara ağız dolusu hakaret ve küfürler ederek, çirkin ithamlarla saldırmak hata yapan kişinin düzelmesini, doğru yolu bulmasını sağlamayacağı gibi aksine uzaklaşmasına ve yapılan uyarıları alamamasına yol açar. Kur'an dışı bu kötü ve hatalı üsluba şahit olan insanlar da Akit camiasındaki kardeşlerimizi riskli ve tehlikeli görüp, "ben de bir gün hata yaparsam bana da aynısını yaparlar" endişesiyle kendilerinden korkup kaçar. Dahası, yeterli dini bilgiye ve imani derinliğe sahip olmayan kimseler Müslümanları korkutucu, ürkütücü, riskli ve tehlikeli insanlar gibi görüp dinden, İslam'dan soğuyabilir. Böyle tahribatlara yol açmak da İslam'ı güzel ve doğru temsil edememek, harama ve ciddi bir vebalin altına girmek anlamına gelir.

Elbette ki bu samimi ve dindar Müslümanlar için bilinçli olarak içine düşülmesi hiç istenmeyecek bir durumdur.

Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. 

(İbrahim Suresi, 24)